Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?
  • Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi
    Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi
    Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi
  • Seçkin Uzman Hekimler, Modern Tıbbi Donanım
    Seçkin Uzman Hekimler, Modern Tıbbi Donanım
    Seçkin Uzman Hekimler, Modern Tıbbi Donanım

Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi

Etik Life ailesi olarak, Seçkin uman kadromuz ve deneyimli personelimizle sizlere kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunmak için çalışıyoruz

20 Yıllık Serüven
Sağlık sektöründeki deneyimimiz bundan 25 yıl öncesine dayanıyor
Önceliğimiz Sağlığınız
Sağlığınız için tüm imkanlarımızı seferber ederek çalışıyoruz
Kolay Ulaşım
Mimarimiz, ulaşımınız için yeterli donanımda olup merkezi konumdadır
7/24 Doğum
Geniş tıbbi kadromuzla randevularınızı en yakın tarih için oluşturuyoruz
Profesyonel Çalışan Kadrosu
Tüm ekip arkadaşlarımız işini sevgiyle yaparak ve branşında kendini ispatlamıştır
Modern Tıbbi İmkanlar
Merkezimizde tüm cihazlarımız son model ve üstün kalitededir
7/24 Acil Servis
İhtiyacınız olan her an size bir telefon kadar uzaklıktayız
Seçkin Uzman Hekimler
Her biri alanında deneyimli ve yetenekli hekim kadrosu

Neden Etik Life Tıp Merkezi?

Kuruluşundan bu yana hastaların sağlığı ve haklarını birinci öncelik olarak benimseyen, sunulan sağlık hizmetini en doğru ve en ekonomik koşullarda sağlayan modern bir tıp merkeziyiz
Hekim Çalışma Saatleri

P.tesi - Cuma 09:00 - 18:00

Cumartesi 09:00 - 14:00

Merak Ettiklerinize Dair
Kurumumuz, sağlığınız veya genel olarak merak ettiğiniz tüm detayları iletişim alanından bizlere aktarabilirsiniz

Tıbbi Birimlerimiz

Sağlığınız en kıymetli hazineniz

Radyoloji
Kulak Burun Boğaz
Dahiliye
Tanı Üniteleri
Medikal Estetik
Beslenme ve Diyet
Diş Ünitesi
Anestezi ve Reanimasyon
Cildiye Dermatoloji
Nöroloji
Göz Hastalıkları
Ortopedi ve Travmatoloji
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Genel Cerrahi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Acil Servis

Radyoloji

Radyoloji, hastalıkların teşhis ve tedavisinde çeşitli görüntüleme teknolojilerini kullanan bir tıp dalıdır. Sağlık sektörünün neredeyse her alanında radyolojik muayene yapılır. Radyoloji, vücut içi yapıların görüntülerini üretmek için röntgen, manyetik rezonans (MR), bilgisayarlı tomografi (BT) ve PET taraması gibi farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanır. Tanısal radyoloji ve girişimsel radyoloji olarak iki geniş alana ayrılır. Radyoloji, hastaları etkileyen çoğu tıbbi kararın hayati bir bileşenidir ve radyologlar tüm klinik uzmanlıklarla çalışabilir

Kulak Burun Boğaz

Sağlıklı bir yaşam geçirebilmek ve hayat kalitemizin yüksek kalmasını sağlamak için vücutta yer alan organların ve sistemlerin doğru şekilde çalışması çok önemlidir. Birbiriyle bağlantılı olan vücut sistemi organlarından birinde yaşanacak en küçük sorun, diğer organların da doğru çalışmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Kulak, burun ve boğaz ise bu sistem elemanlarının temel taşları arasında yer almaktadır.

Halk arasında Kulak Burun Boğaz (KBB) olarak bilinen “Otorinolarengoloji” bölümü; baş, boyun, kulak, burun ve boğazda meydana gelen rahatsızlıkların teşhisi ve tedavisi konusunda uzmanlaşan bir sağlık alanıdır. Baş ağrısı, kronik nezle, sinüzitler, boğaz ağrısı, kulak çınlaması, akıntı, iltihap ve horlama gibi temel hastalıklar dışında baş ve boyun bölgesinde kitle tespiti, tiroid ve paratiroid hastalıkları ve tümörleri, tükürük bezi hastalıkları ve tümörleri, baş boyun tümörleri (gırtlak, geniz, ağız içi, sinüs ve kafatabanı tümörleri gibi…)burun  estetiği ve yüze yönelik estetik girişimler, işitme kayıplarının ve kulak zarının  tedavisi ve cerrahi müdahale gerektiren her türlü işlem, kulak burun boğaz biriminin alanına girmektedir. Bununla beraber bademcik ve geniz eti gibi genellikle çocuklarda görülen ve kulak burun boğaz biriminin alanına giren özel hastalıklar da tedavi kapsamında yer almaktadır.

Kulak burun boğaz birimine her yaş grubundan kişiler başvurabilmektedir. KBB uzmanları tarafından hastanın şikayetleri dinlendikten sonra tanı konulabilmesi için öncelikle detaylı muayene ve endoskopik değerlendirme ile birlikte bir dizi test ve analizler uygulanır. Yapılan testler sonucunda hastalığın ciddiyetine göre tedavi yöntemi belirlenir. Tedavi doğrudan kulak burun boğaz birimi uzmanları tarafından gerçekleştirildiği gibi, hastalığın seyrine göre farklı alanlardaki uzmanların görüşlerinden de faydalanılmaktadır.

Yeni hastaların yanı sıra bu alanlarda kronik rahatsızlık yaşayan hastalar da tedavilerinin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için birime müracaat etmektedir. Özellikle KBB’nin cerrahi alanına giren estetik müdahale gibi periyodik olarak kontrol edilmesi gereken hastalar, belirli aralıklarla uzman muayenesinden geçmek zorundadır. Böylece tedavi sonrası rehabilitasyon sürecinin sağlıklı bir şekilde sürdüğünden emin olunmaktadır.

Dahiliye

Dahiliye genel tıp içerisindeki tüm branşlar için temel kabul edilmektedir. Hasta ve polikliniklere başvuru yapan hastaların büyük bir bölümünde rahatsızlık iç hastalıklardan kaynaklanmaktadır. Dahiliye oldukça geniş bir skaladaki bu hastalıklar ile ilgilenmektedir. Yalnız, iç hastalıkların yetkisi yalnızca çocukluk çağını aşmış bireyleri kapsamaktadır. Hastanın objektif bir şekilde değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi dahiliye uzmanlığına girmektedir. Bu bölümde görev yapan uzmanlar, cerrahi müdahale dışındaki tüm tedavi yollarına başvurma yetkisi taşımaktadır

Tanı Üniteleri

Hastalara tanı konulabilmesi için; hekimin fizik muayenesinin yanında bazı ek tanı yöntemlerine de ihtiyaç vardır. Örneğin; Laboratuvar, radyolojik görüntüleme, endoskopik işlemler gibi.  Merkezimizde de; Biyokimya laboratuvarı, Radyolojik görüntüleme birimi (Bilgisayarlı Tomografi, Mamografi, Röntgen, Panoramik Röntgen, Skopi, Renkli (doppler) ultrasongrafi). Endoskopi Ünitesi (Gastroskopi, Kolonoskopi), Odyometri birimi (işitme testi birimi),  Yeni doğan işitme cihazı, Nöroloji biriminde EMG ve EEG cihazları bulunmaktadır.

 

Medikal Estetik

Medikal estetik, kişilerin kendilerini daha iyi hissetmeleri, daha güzel ve genç görünmelerini sağlamak için veya yaşlanma sürecini yavaşlatmak adına yaptığımız birtakım işlemlerin adıdır. Bunlar cerrahi olmayan işlemlerdir. Noninvaziv işlemler adı verdiğimiz bu işlemlerde kesi olmaz veya çok küçük kesiler olur dolayısıyla ameliyathaneye girmeye gerek duymadığımız işlemlerdir. Sıklıkla dolgu, botoks uygulamaları, PRP uygulamaları, cihazlarla yapılan lazer, radyofrekans destekli uygulamalar, ultrason eşliğinde yapılan uygulamaları içermektedir.

Beslenme ve Diyet

Hasta ve sağlıklı insanların doğru, dengeli ve yeterli beslenmesi ile ilgilidir. Genel beslenme kuralları tüm insanlar için aynı olmakla birlikte beslenmenin her bireyin bireysel özelliklerine göre seçilmesi gerekmektedir. Halk arasındaki diyet algısı fazla kilolu insanların kilo vermesi şeklinde olsa da, hastayı hem zararlı beslenme tarzından uzaklaştırmak, hemde doğru ve dengeli beslenme şeklini öğretmektir.

Günümüz metropol yaşamında hareketsizlik, fast-food beslenme, GDO lu besin maddeler vs. yüzünden doğru beslenmenin bir halk sağlığı sorunu hale geldiği aşikardır.

 

 

 

Beslenme ve Diyetetik Bölümü, insan beslenmesi ile ilgili konuları inceleyen bir bilim dalıdır. Bu bölümün ana vurgusu hasta insanların beslenmesine odaklanmaktır.

Beslenme ve Diyetetik, genel beslenme kurallarının tüm insanlar için aynı olmasına rağmen, beslenmenin her bireyin bireysel özelliklerine göre seçilmesi gerektiğine dayanmaktadır. Hasta kişinin beslenmesi ve diyetetiki, öncelikle sağlıksız diyetin neden olduğu hasta vücuduna verilen zararı azaltmanın yanı sıra hastalığın neden olduğu metabolizmayı geri kazanmayı amaçlamaktadır. Beslenme ve Diyetetik ayrı bir ilaç olarak kullanılamaz, ancak olağan tıbbi uygulamaları tamamlar ve iyileşme sürecini hızlandırır.

Diş Ünitesi

İnsan sağlığına ilişkin olarak dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhisi ,tedavisi ve rehabilite edilmesi gibi faaliyetleri gerçekleştirir.

Ortodonti

Ortodonti anabilim dalı, dişlerin diş kemikleri (alveolar kretler) üzerinde düzgün şekilde yerleşmesi ve yüz düzensizliklerinin teşhis ve tedavisi ile ilgilenen Diş Hekimliğinin bir uzmanlık dalıdır. Üniversitedeki 5 yıllık eğitim veren diş hekimliği fakültesinden mezun olmak gerekmektedir. Diş hekimi olarak göreve başlayan adaylar 4 yıllık uzmanlık eğitimlerini başarıyla tamamladıktan sonra “ortodontist” olmaya hak kazanırlar. Yani adayların üniversite ve uzmanlık eğitimi dahil toplam 9 yıl eğitim almaları gerekmektedir. Bu eğitim sonrasında ortodonti uzmanı olabilirler.

Ağız-Diş-Çene Hastalıkları Cerrahisi

Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi, diş hekimliğinin ağız, dişler ve çenelerle ilgili hastalıklarının, yaralanmalarının ve deformitelerinin tanı ve tedavisi ile uğraşan bir cerrahi dalıdır. Çene cerrahisi uzmanı olmak için, öncelikli olarak üniversitelerin beş yıllık eğitim veren Diş Hekimliği Fakültelerinden lisans derecesi ile mezun olma şartı bulunmaktadır. Mezuniyetin ardından, Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavına (DUS) girerek başarılı olmak ve beş yıllık çene cerrahisi ihtisasını tamamlamak gerekmektedir.

Endodonti

Diş hekimliği fakültesinden mezun olduktan sonra, endodonti üzerine 3 veya 5 yıl süreli uzmanlık veya doktora eğitimini tamamlayarak; diş ağrısı ile buna ilişkin pulpa ve periapikal doku hastalıklarının tanısı ve tedavisi ile diğer endodontik tedavi uygulamaları konusunda uzmanlaşmış olan diş hekimlerine endodontist denir.

Pedodonti

Pedodonti bilim dalı, çocuğun doğumdan başlayarak süt dişlerinin tamamının değiştiği 12-13’lü yaşlarla kadar uzanan süreçte, süt ve kalıcı dişlerinin korunması ve tedavisi ile ilgilenmektedir. Diş Hekimliği Fakültesinin tamamlanmasının ardından Pedodonti Anabilim Dalı’nda eğitimine devam eden diş hekimlere “pedodontist” adı verilmektedir.

Protetik Diş Tedavisi

Bu alanın uzmanları ağız ve çene için geliştirilen protezlerle ilgilenir. Bu protezlerin kalıplarının alınması, protezlerin üretilmesi ve protezin hastaya uyup uymadığının denetlenmesi bu alan ile ilgilidir.

Periodontoloji

Bu alan genel olarak diş eti dokusu üzerinde çalışma yapar. Diş etine dair tüm hastalıklar ve bu hastalıkların tedavileri bu alanın ilgi konusudur.

Restoratif Diş Tedavisi

Bu alan genel olarak diş eti dokusu üzerinde çalışma yapar. Diş etine dair tüm hastalıklar ve bu hastalıkların tedavileri bu alanın ilgi konusudur.

Oral Diagnoz ve Radyoloji

Diş muayenesiyle uğraşan bölümdür. Hastalıkların teşhisi, ağız ve çene röntgenini bu uzmanlık alanındaki hekimler yapar.

Anestezi ve Reanimasyon

Anestezi, bütün uyuşturma çeşitlerinin genel adıdır ve kelime anlamı hissizliktir. Anestezi ve reanimasyon uzmanı hekimler tarafından, ameliyat esnasında hastanın acı hissetmemesi için uygulanan bir dizi tıbbi uygulamadır. Uygulanacak olan anestezinin türü, anestezi ve reanimasyon uzmanları tarafından kesinleştirilir ve anestezi sunum sistemi adı verilen cihazlar ile öngörülen oranlarda hastaya verilerek geçici olarak bilincin kapanması sağlanır. Yaklaşık 150 yıldır uygulanan ve sürekli gelişen anestezi teknikleri ile operasyon esnasında yaşamsal aktiviteler devam ederken bilinç, refleks ve duyunun ortadan kaldırılması hem hasta hem de operasyonu gerçekleştiren hekimler için oldukça önemlidir. Ameliyat esnasında hastaya konfor sağlayan bu uygulama sayesinde refleksler baskılanıp kas gevşemesi sağlandığından cerrahi müdahalenin yapılması kolaylaşır. Ameliyat süresi boyunca bu durumun devamlılığını sağlamak ve ameliyat sonrasında anestezi ilaçlarının sonlandırılması ile hastanın uyandırılması da yine anestezi hekiminin uzmanlık alanıdır.

 

Anestezi çeşitleri

Gerekli durumlarda müdahaleyi kolaylaştırmak ve ağrıyı azaltmak ya da tamamen ortadan kaldırmak için uygulanan anestezi türleri birkaç başlık altında toplanabilir. Diğer hekim ve cerrahlar tarafından uygulanacak müdahalenin türüne ve uzunluğuna bağlı olarak anestezi uzmanı; genel, bölgesel, lokal anestezi ve sedasyon uygulamaları arasından seçim yapar. Gerekli gördüğü anestezi işlemlerini hastaya uygular. Anestezi çeşitleri arasında bulunan ve genel anestezinin bir parçası olan sedasyon, genel olarak hastayı rahatlatmak, hafif bir uyku hâli yaratmak için uygulanır.

Genel anestezi

Ameliyathanede anestezi uzmanı tarafından karşılanan hasta, ameliyat masasına alındıktan sonra ilk olarak anestezi uzmanı tarafından kalp monitörü, kandaki oksijeni ölçen puls oksimetre gibi gerekli cihazlara bağlanır. Bu cihazlar ile hastanın yaşamsal fonksiyonları, operasyon boyunca sürekli olarak gözetim altında tutulur. Daha sonra açılan damar yolundan kas gevşemesi ve uyku hâli oluşturacak özel ilaçlar verilir. Ardından anestezi uzmanı tarafından solunum yolundan inhalasyon anestezikleri, diğer bir deyişle farklı anestezik gazlar oksijenle birlikte verilir. Böylece hastanın bilinci kontrollü olarak kapatılır. Solunumun devamlılığı sağlandıktan sonra cerrahi müdahale başlar ve operasyon devam ettiği sürece bu gazların verilmesine de devam edilir. Operasyon boyunca anestezi doktoru sürekli olarak hastanın yanında bulunur. Anestezist; nabız, dokulardaki oksijen yoğunluğu, kan basıncı, vücut ısısı ve solunum gibi tüm hayati fonksiyonları sürekli olarak takip eder ve ameliyathaneyi terk etmez. Modern anestezi cihazları ve anestezi uzmanı sürekli olarak uyku derinliğini gözler, böylece ameliyat esnasında uyanma, ayılma gibi durumlarla karşılaşılmaz. Genel anestezi süresi, ameliyatın türüne ve süresine bağlı olarak tamamen değişkendir. Ameliyat tamamlandığında anestezi hekimi tarafından tüm inhalasyon anestezikleri kapatılır ve solunum yolundaki tüpler çekilir. Hasta, yavaş yavaş uyanması ve kendine gelmesi için uyandırma odasına alınır ve genel durumu kontrol edilir. Mevcut ağrıların azaltılması için gerekli durumlarda ağrı kesiciler uygulanır. Hastanın bilinci tamamen açıldığında hasta kontrollü analjezik uygulamasına geçirilir. Burada hasta dinlenirken ağrısının artması durumunda, elinde bulunan bir düğmeye basarak damar yoluna giden seruma ilave olarak bir miktar ağrı kesici aktarılmasını sağlar. Önceden programlanmış olan cihaz sayesinde aşırı dozda ağrı kesici alınmasının önüne geçildiği gibi, hastanın konforu da artırılır.

Cildiye Dermatoloji

Deri, dış ortamla sürekli temas halinde olması nedeniyle hastalıkların oluşumuna açık bir organdır. Günlük yaşamda çevresel etkenler, kimyasal maddeler, alerjenler ve benzeri uyarıcılara sıklıkla maruz kalınması nedeniyle dermatolojik rahatsızlıkların ortaya çıkması kolaylaşabilir. Deride oluşabilecek hastalıklar bazı durumlarda estetik ve kozmetik sorunlara, bazı durumlarda günlük işlevlerin yerine getirilmesinde oluşabilecek zorluklara neden olabilir. Bu nedenle dermatolojik hastalıklar fark edildikleri andan itibaren derhal tedavi edilmelidir. Cilt hastalıklarının tanı ve tedavileriyle Cildiye veya Deri ve Zührevi Hastalıkları olarak da bilinen Dermatoloji bölümlerinde, 6 yıllık tıp eğitiminin ardından 4 yıl uzmanlık eğitimi alan hekimler ilgilenir.

Dermatoloji Kliniklerinde Hangi Hastalıklar Tedavi Edilir?
Dermatoloji bölümü, tüm cilt hastalıklarının tanı ve tedavisine yönelik hizmetler verir. Mantar hastalıkları, sedef hastalığı (psoriasis), akne, ergenlik sivilceleri, egzamalar, frengi, bel soğukluğu gibi zührevi hastalıklar, tüm cinsel yolla geçen deri hastalıklarının tedavisi, deri kanserleri (melanoma teşhisi ve tedavisi), doğum lekeleri, saç dökülmeleri, ilaç alerjileri, kurdeşen (ürtiker) tedavisi ve nedenlerinin araştırılması, güneş alerjisi ve tedavisi, ağız içi hastalıkların tedavisi, Behçet hastalığı, aft, dil mantarı ve diğer hastalıklarının tedavisi, genetik geçişli deri hastalıkları, siğil, et benleri ve molluskum, tırnağın mantar hastalıkları, tırnak kalınlaşmaları, tırnak batması ve diğer tırnak hastalıkları, deride yağlanma, kepeklenme gibi rahatsızlıkların tanı ve tedavisi dermatoloji bölümlerinde gerçekleştirilir.

Dermatolojik Hastalıklar Nasıl Tedavi Edilir?
Dermatolojik hastalıklarda teşhisin ardından hastaya ilaç tedavisi önerilebilir. İlaç tedavisinin yanı sıra dermokozmetik uygulamalarında cilt sorunlarının giderilmesinde önemli rolü vardır. Dermatoloji bölümünde uygulanan tanı ve tedavi yöntemlerinden bazıları şu şekilde sıralanabilir:

SAÇ DÖKÜLMESİ NEDENLERİNİN ARAŞTIRILMASI VE TEDAVİSİ
Saç dökülmeleri vitamin ve mineral eksiklikleri, stres, hormon düzeylerindeki bozukluklar ve mevsimsel değişimlerden kaynaklı olarak ortaya çıkabilir. Dönemsel olarak geçici saç dökülmelerinin görülmesi normal olabileceği gibi bu sorunun çok uzun süreler boyunca şiddetlenerek devam etmesi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Bu nedenle saç dökülmesi problemi olan kişilerde bu sorunun nedeninin araştırılabilmesi ve önlenebilmesi için mutlaka dermatoloji muayenesi gereklidir.

AŞIRI TÜYLENME NEDENLERİNİN ARAŞTIRILMASI
Aşırı tüylenme, hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilen ve estetik anlamda hastaları oldukça rahatsız edebilen bir sağlık problemidir. Tüylenmenin en sık nedeni hormonal dengesizlikler olmakla birlikte bazen yalnızca genetik faktörlerin etkisi ile de bu sorun ortaya çıkabilir. Hirşutizm olarak da adlandırılan aşırı tüylenmede tedavi, öncelikli olarak tüylenmeye neden olan faktörlerin belirlenerek bunların ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu nedenlerin tedavi ile ortadan kaldırılmasının ardından tüylenmenin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak hekim tarafından uygun görülmesi durumunda epilasyon tekniklerinden yararlanılabilir.

LAZER EPİLASYON
Dünya genelinde istenmeyen tüylerin kalıcı olarak yok edilmesi amacıyla en sık uygulanan yöntem olan lazer epilasyon, mutlaka dermatoloji uzmanlarının kontrolü altında, cilt tipine uygun cihaz, dalga boyu, seans aralığı gibi faktörlerin belirlenmesi ile hijyenik koşullara dikkat edilerek uygulanmalıdır. Uygun tekniklerle yapılan lazer epilasyon sonucunda istenmeyen tüylerin tamamına yakını kalıcı olarak yok edilebilir.

AŞIRI TERLEME TEDAVİLERİ
Hiperhidroz olarak da adlandırılan aşırı terleme sorunu, hastanın günlük hayatını ve sosyal aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen bir durumdur. Genellikle koltuk altı bölgesi, avuç içleri ve ayak tabanlarında aşırı bir terleme sorunu ile birlikte kendini gösterir. Hastalığın oluşumunda stres, heyecan ve aşırı duygusallık gibi duygusal sorunlar rol oynayabileceği gibi ciddi bir hastalığa sekonder olarak da ortaya çıkabileceğinden mutlaka nedeni araştırılmalıdır.

TIBBİ TEDAVİLER İLE AŞIRI TERLEMENİN AZALTILMASI
Yaşam kalitesinin artırılması ve hastanın psikolojik anlamda kendini rahat hissedebilmesi açısından aşırı terleme sorunu mutlaka tedavi edilmelidir. Hastalığın tedavisinde öncelikli hedef altta yatan ve terlemeye sebebiyet veren herhangi başka bir hastalığın olup olmadığının araştırılması ve varsa tedavi edilmesine yöneliktir. Daha sonrasında hekim önerisine bağlı olarak halen aşırı terleme sorununun devam etmesi durumunda ilaç tedavisi, elektrik akımı ile tedavi ve botoks, cerrahi operasyon gibi tedavi seçenekleri uygulanabilir.

KOZMETİK DERMATOLOJİ
Cilt sağlığının korunması ve cildin güzelleştirilmesi amacıyla uygulanan ve cerrahi olmayan tüm işlemler kozmetik dermatolojinin alanına girer ve bu işlemlerin tamamı mutlaka dermatoloji uzmanları tarafından uygulanmalıdır.

KOZMETİK ÜRÜNLERLE OLUŞAN DERİ SORUNLARININ TEDAVİSİ
Kozmetik sektörünün yüksek bir kazanç potansiyeline sahip olması nedeniyle dermatolojik kullanıma uygun olmayan pek çok sağlığa zararlı ürün piyasada bulunur. Bu ürünlerin bilinçsizce kullanımı sonucunda gelişebilecek cilt sorunları, hassasiyet gösterilmesi ve dermatoloji uzmanlarınca tedavi edilmesi gereken sorunlardır.

KOZMESÖTİK ÜRÜN DANIŞMANLIĞI
Herhangi bir deri hastalığı olmasa da cilt sağlığının korunabilmesi için cilt sürekli temiz tutulmalı ve gerekli bakımlar yapılmalıdır. Bu amaçla kullanılacak kozmesötik ürünlere cildin türü ve sağlık durumu göz önünde bulunarak hekim tarafından yapılacak dermatolojik muayene sonucunda karar verilmelidir.

KİMYASAL PEELİNG UYGULAMALARI
Cilt yüzeyinde bulunan leke ve renk farklılıkları estetik açıdan hoş olmayan bir görüntüye sebep olur. Kimyasal peeling adı verilen işlem ile bir veya birden fazla kimyasal ajan deri yüzeyine uygulanarak istenen derinlik ölçüsünde bir nevi cildin soyulması işlemi gerçekleştirilir. Dermatolog önerisi ve kontrolü ile uygulanması gereken bu işlem ciltte görülen bu lezyonların tedavisi için bir seçenek oluşturur.

JESSNER PEELİNG
Bir peeling türü olan Jessner peeling, Jessner adı verilen özel solüsyonun cilde uygulanması ile gerçekleştirilir. Tıpkı kimyasal peeling gibi lekelerin ortadan kaldırılması, cilt renginin eşitlenmesi ve cildin aydınlatılması gibi sorunlar için bir tedavi yöntemidir.

TCA PEELİNG
Triklor asetik asit (TCA) solüsyonlarının kullanılması ile cildin istenilen derinlikte kontrollü olarak soyulması şeklinde uygulanan peeling yöntemidir. Ölü derinin uzaklaştırılmasında, cildin yenilenmesinde, pürüz ve lekelerin ortadan kaldırılmasında etkilidir.

GLİKOLİK ASİT PEELİNG
Toksik olmayan bir alfa hidroksi asit üyesi olan glikolik asit yardımıyla cildin soyulması işlemi glikolik asit peeling olarak adlandırılır. Cildin pürüzsüzleşmesini ve daha berrak bir görünüme kavuşmasını sağlar.

AFA PEELİNG
Kırışıklık oluşumunun önlenmesi, mevcut kırışıklıkların ortadan kaldırılması ve leke tedavisi amaçlarıyla uygulanan AFA peeling, aynı zamanda akne tedavisinde tek başına veya farklı tedavi yöntemlerini destekleyici olarak kullanılabilmektedir.

AMELAN PEELİNG
Tüm peeling türleri gibi cildin soyulması ile etki gösteren Amelan peeling tekniği, ciltteki pigmentasyon sorunlarının ortadan kaldırılmasına yönelik olarak uygulanır. Aynı zamanda cilt tonunun açılması için de tercih edilen bir tekniktir.

DERİ LEKELERİNİN TEDAVİSİ
Deriye rengini veren melanin adlı maddenin güneş ışınları, gebelik ve benzeri nedenlere bağlı olarak bazı bölgelerde birikerek oluşturduğu cilt lekeleri, deri yüzeyinde istenmeyen bir görünüme neden olur. Güneş lekeleri, çiller, sivilce lekeleri, doğum lekeleri, yanık izleri ve çatlak izleri gibi leke problemleri dermatoloji kliniklerinde uzman hekim tarafından önerilecek doğru teknikler yardımıyla kolaylıkla ortadan kaldırılabilir.

KIRIŞIKLIK TEDAVİSİ
Sürekli olarak tekrar eden mimikler veya yaşa bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklıklar dermatoloji kliniklerinde uygulanabilecek pek çok yöntem yardımıyla giderilebilir. Bu amaçla geliştirilmiş pek çok tıbbi teknikten hangisinin uygulanması gerektiğine kırışıklığın oluştuğu bölge, kırışıklığın derecesi ve hastanın yaşı, cilt tipi gibi faktörler göz önünde bulundurularak uzman hekim tarafından karar verilmelidir.

BOTULİNUM TOKSİN UYGULAMALARI (BOTOKS)
Chlostridium Botulinum adı verilen bir bakteriden elde edilen toksinlerin cilde enjekte edilerek kazayakları, alın, kaşlar ve boyun gibi bölgelerdeki kırışıklıkların giderilmesi ve bu bölgelerde daha gergin ve genç bir görünüm elde edilmesi amacıyla uygulanan yöntemdir. Yaklaşık 10-15 dakika süren, hamile ve emziren kadınlar haricinde hemen hemen herkese uygulanabilecek bir tekniktir.

DOLGU MADDESİ ENJEKSİYONLARI İLE KIRIŞIKLIK TEDAVİSİ
Günümüzde kullanılan popüler kırışıklık giderme tekniklerinden bir tanesi olan dolgu enjeksiyonu, genellikle hyalüronik asit veya buna benzer asit bazlı enjeksiyonların cilt altına enjekte edilmesi ile gerçekleştirilir. Uygulamanın yapıldığı bölgeye bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle uygulama 6 ay içerisinde etkisini kaybettiğinden her 6 ayda bir tekrarlanmalıdır.

Eğer siz de yukarıda belirtilen dermatolojik hastalıklardan herhangi birine sahipseniz veya cilt sorunlarınızın ortadan kaldırılması amacıyla belirtilen tedavi seçeneklerinden herhangi birini tercih etmek istiyorsanız derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Dermatoloji bölümünde uzman hekimler tarafından yapılacak olan detaylı cilt muayenesi sonrasında hekiminizin önerileri doğrultusunda tedavi planınızı oluşturabilirsiniz.

Nöroloji

Nöroloji, sinir anlamına gelen ‘neuron’ ve çalışma anlamına gelen ‘logia’ kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Sinir sistemi, uyarıları beyinden organlara, organlardan beyne ileten teller ve bunların oluşturduğu ağlar olarak tarif edilebilir.

Arapça karşılığı ‘asab’ olması nedeniyle daha önceki yıllarda nöroloji asabiye olarak isimlendiriliyordu. Nöroloji alanında uzmanlaşmış doktor Nöroloji uzmanı ya da nörolog olarak adlandırılırken bu alanda cerrahi işlemleri yapan uzman doktorlar Beyin ve Sinir cerrahi uzmanı olarak isimlendirilir.

Nörolojik hastalık belirtileri

Birçok insan şikâyetiyle ilgili hangi bölüme gitmesi gerektiği konusunda tereddütler yaşar. Aile hekimlerine danışırken rahatsızlığı ile araştırmalara girişir. Nöroloji ve nörolojik hastalıklar insanlar tarafından çok fazla bilinmediğinden kimi zaman hastalar çok geç nöroloğa başvurabilmektedir. Bu hastalıklar için nöroloji uzmanına başvurulması gerekebilir:
Baş ağrısı ,Baş dönmesi ,El-kol ve bacak-ayaklarda uyuşma-kuvvetsizlik ,Bayılma ,Görme bozuklukları ,İstemsiz hareketler, kasılmalar ,Dalma atakları ,Yürüme bozuklukları ,Ellerde titreme ,Göz kapağı düşüklüğü ,Yüzde uyuşma ve şekil bozukluğu ,Unutkanlık ,Davranış değişiklikleri ,Uyku bozuklukları ,Felç durumları Bel ve boyun ağrıları

Nörolojik muayene

Nörolojik bir hastalıktan ya da bozukluktan şüphelenilmesi durumunda öncelikli olarak hastanın ayrıntılı öyküsü alınır ve fizik muayene yapılır. Gerekli olması durumunda Bilgisayarlı tomografi (BT), Elektroensefalografi (EEG), Elektromiyografi (EMG), Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ya da Pozitron emisyon tomografi (PET) gibi görüntüleme testlerinden de yararlanılabilir.

Göz Hastalıkları

Göz sağlığı, yaşam kalitesi açısından oldukça büyük öneme sahiptir. Bazı göz hastalıkları erken dönemde tedavi edilmediklerinde ilerleyerek görme kaybına varan kalıcı hasarlara neden olabilir. Bu nedenle düzenli göz muayenesi yaptırmak ve gözlerdeki olası hastalıkları ilerlemeden tespit etmek büyük önem taşır. Sağlıklı insanlar yılda bir kez göz taramasından geçmeli, göz sağlığına ilişkin herhangi bir şikayeti bulunanlar Göz Sağlığı ve Hastalıkları bölümüne muayene olmalıdır.

 

Ortopedi ve Travmatoloji

Hastanemizde; diz, kalça, bel, omuz, el, el bileği, dirsek, ayak ve ayak bileği problemlerinin cerrahi ve cerrahi dışı tedavileri Ortopedi ve travmatoloji ekibimiz tarafından başarı ile yapılmaktadır.

DİZ EKLEMİ

Hastalarımızın ortopedi kliniğimize en fazla başvurma sebebi; diz ile ilgili problemlerdir. Bunun nedeni ise, diğer eklemlere kıyasladığında diz ekleminin en fazla yüke maruz kalan eklem olmasıdır. Eklem kıkırdak bozuklukları, menisküs yırtıkları, bağ yaralanmaları diz ekleminde sık rastlanan problemlerdir. Bu problemler ise; ağrı; şişlik, takılma hissi, boşluk hissi gibi şikayetlere neden olur. Bu şikayetler, normal diz ekleminde olmaz. Olması ise; en kısa zamanda bir ortopedi doktoruna başvurmaya zorlu kılar. Günümüz gelişmiş ortopedik tedavi yöntemleri,

• Menisküs yırtığı ve problemleri kapalı cerrahisinin
• Diz çevresi kırıkları ve çıkıklarının cerrahi ve cerrahidışı tedavisinin
• Gonartroz (diz kireçlenmesi) tedavisinin (diz protezi gibi) yüksek başarı oranıyla yapılmasını mümkün kılmakta.

KALÇA EKLEMİ

Ağrısız ve hareketleri rahat bir kalça eklemi, yaşam kalitesinin olmazsa olmazıdır. Kırıklar çıkıklar, enfeksiyon, kemik erimesi ve eklem artrozu (kireçlenme) en sık rastlanan kalça sorunlarıdır. Kalça eklemi hareketleri kısıtlığı ve kareketle ağrı, normal bir kalçada rastlanmayacak şikayetlerdir. Bu şikayetlerden herhangi birinin varlığında ortopedi doktoruna danışma gerekliliği ortaya çıkar. En sık tedavi edilen kalça eklem problemleri şunlardır:

Çocuklarda görülen doğuştan kalça çıkığı
Doğuştan kalça çıkıklığı nedeniyle ortaya çıkan sakatlıklar; çocuk ve yetişkin kalça kırıkları
Çocuk kalça kırıkları
Yetişkin kalça kırıkları
Kalça eklemi ve kıkırdak problemleri (kireçlenme)

OMUZ EKLEMİ

Omuz eklemi, kolumuzu koordinasyon içinde kullanmamızda en önemli eklemdir.

Ağrı, kolumuzu kaldırmama, güçsüzlük normal bir omuzda olmaz. Bu şikâyetler varlığında bilekte ise elimizi ve kolumuz görevini tam yapamaz. Bu durumda bir ortopedi uzmanına danışmak zorunlu hale gelir. Omuz ekleminde en sık tedavi edilen sorunlar şunlardır.

Omuz kırıkları
Omuz çıkıkları
Omuz kas yırtıkları
Omuzda sıkışma
Omuz eklemi artrozu (kireçlenmesi)

EL VE EL BİLEĞİ

El ve el bileğinde irili ufaklı tam 27 tane kemik bulunmaktadır. Dolayısıyla tedavi son derece dikkat ve ihtimam gerektiren hassas bölgelerdir. El ve el bileğinin en sık tedavi gerektiren problemleri şunlardır.

Parmak, el ve el bilek kırıkları ve çıkıkları
Parmak, el ve el bilek çıkıkları
Kas ve tendon yaralanması
Parmak, el ve el bilek kesikleri

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik tedavi ve rehabilitasyon, doğuştan ya da sonradan edinilmiş, kas, sinir ve iskelet sistemi problemlerinin yanı sıra, nörolojik hastalıklar, ortopedik problemler, fıtık, felç, travma, ağrı, kireçlenme, ameliyatlardan sonra gelişen fonksiyon bozuklukları ve diğer hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan hareket kısıtlılıklarının tanı, tedavi ve önleyici tedavisi ile ilgilenen bir uzmanlık dalıdır. Her kişide farklı olarak gelişebilen fonksiyon ve hareket kayıplarının tedavisi için, fizik tedavi uzmanı hekimler tarafından hastalara pek çok farklı tedavi şekli uygulanır.

Tedavide amaç, farklı hastalıklar ve yaralanmalar sonucu meydana gelen bozukluğun ve hastanın yaşam kalitesinin düşmesine sebep olan durumun ortadan kaldırılması, bağımsız hareket potansiyelinin artırılması, var olan ağrı ve yakınmaların giderilmesidir. Ayrıca spor aktiviteleri sırasında meydana gelen, incinme ve yaralanmalardan sonra hastalarda oluşan hareket kısıtlılığının giderilmesi için de modern rehabilitasyon teknikleri, uzman fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi tarafınca uygulanır.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Nedir?

Fizik tedavi ve rehabilitasyon; kişinin yaşamını ve hayat kalitesini etkileyen engellilik durumunun iyileştirilmesi ve ortadan kaldırılması için multidisipliner yaklaşım ile yani diğer tıp branşları ile birlikte çalışan, hastanın sosyal hayatına etkin bir şekilde geri dönmesi için çalışan tıp bilimidir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümüne yatan ya da ayaktan gelen hastaya özel durumu göz önünde bulundurularak en uygun tedavi seçeneği uygulanır. Kalıcı ve hareket kısıtlılığı yaratan hasarlanmalara bağlı olarak gelişen fonksiyon kapasitesinin belirlenmesi ve giderilmesi için termoterapi olarak tanımlanan ısı uygulamaları, kriyoterapi yani soğuk uygulamaları, su ile tedavi, elektrik akımları ile tedavi, fototerapi, mekanoterapi ve ilaçla tedavi gibi pek çok yöntem ve teknolojik gereç kullanılır. Kas ve iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra, ortopedik girişimler sonrası uygulanan ortopedik rehabilitasyon, inme sonrası gelişen hareket bozuklukları, yüz felci, sinir hasarlanmaları sonrasında nörolojik rehabilitasyon, doğum sırasında gelişen rahatsızlıklar için pediatrik rehabilitasyon uygulanır. Sinir kesisi, kırık ve benzeri problemler için yapılan el cerrahisi sonrası rehabilitasyon ile yanıklara bağlı olarak gelişen hareket bozukluklarının rehabilitasyonu da fizik tedavi uzmanları tarafından gerçekleştirilir.

 

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ne ile İlgilenir?

Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümü, hastalarda var olan ağrıların ve inflamasyonun giderilmesi, kan dolaşımının sağlanması, ilaç gereksiniminin azaltılması, duruş bozukluklarına bağlı olarak gelişen problemlerin ortadan kaldırılması ile ilgilenir. Bölümün hekimleri, hastaya ve hastalığa özel programlar oluşturur, tedavi düzenler ve uygular. Kemik erimesi, karpal tünel, kübital tünel, boyun ve bel fıtığı, tetik parmak, SMA hastalarıyla birlikte lenfödem olarak bilinen lenf nodülleri alınan hastalar ve radyoterapi alan, meme kanserine bağlı olarak mastektomi yapılan hastalar fizik tedavi ve rehabilitasyondan destek alır. Eklem içi ve yumuşak doku enjeksiyonları, PRP uygulamaları, nöroterapi, mezoterapi ve kuru iğne ile ağrı tedavisi gibi pek çok yöntem ile hareket kısıtlılığına yol açan durum veya durumların ortadan kaldırılması ve kişinin normal hayatına dönmesi hedeflenir.

Genel Cerrahi

Genel cerrahi, vücutta sistemik ve yerel sorunların cerrahi yöntemlerle tedavisi yanında, genel prensipler (yara iyileşmesi, yaralanmaya metabolik ve endokrin cevap gibi) konuları içeren ve gelişimleri açısından pek çok cerrahi ve temel tıp dalını etkilemiş bir teknik disiplindir.

Cerrahi, tıbbın en eski dallarından biri olup ilaçla ya da diğer tedavi yöntemleriyle iyileştirilemeyen hastalıkların, yaralanmaların, vücuttaki yapı bozukluklarının ameliyatla onarılması ya da hastalıklı organ yada dokuyu kesip çıkarılarak doğal ve uygun şekline dönüştürülmesi esasına dayanır.

Ameliyat türleri çoğunlukla organ veya bağlı bulunduğu sistemin adı ile anılmaktadır. Guatr (tiroid bezi), meme, yemek borusu (özofagus), mide, ince barsak, kalın barsak, rektum, anüs, fıtıklar, karaciğer, safra kesesi, safra yolları, endoskopik ve laparoskopik cerrahi girişimleri Genel Cerrahi alanına girmektedir. Sistemlere göre ayrıldığında ise; guatr ameliyatları, meme ameliyatları, yemek borusu, mide, onikiparmak barsağı, ince barsak, kalın barsak, rektum ve anüs bölgesi ameliyatları, karaciğer ve fıtık ameliyatları Genel Cerrahi'nin kapsamına girer. Genel Cerrahi bazı olgularda sadece ameliyat ile değil koruyucu hekimlik ile ameliyattan korunmayı da hedefler.

Genel Cerrahi Bölümü, ilgi alanın genişliği nedeni ile birçok disiplin ile işbirliği içinde ve eş güdümlü olarak çalışmaktadır. Genel Cerrahi hastalarının büyük bölümünü çeşitli tipte kanser vakaları oluşturur.

Genel Cerrahi'nin bir diğer ilgi alanı da travmatolojidir.  Özellikle şiddetli çoklu organ yaralanmalarında,  tıp dallarının eşgüdümünü Genel Cerrahi Bölümü üstlenmektedir.

Hastanelerimizin Genel Cerrahi Bölümleri'nde toplum sağlığının geliştirilmesi konusundaki sosyal sorumluluk bilinciyle, kalınbağırsak kanseri ve meme kanserinin erken tanısı için tarama ve detaylı takip programları da yapılmaktadır.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Pediatri olarak da bilinen çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümü, doğumdan ergenliğe kadar uzanan süreç içinde yer alan bireylerin tanı, takip ve tedavisi ile ilgilenen bilim dalıdır. 0 ile 18 yaş arasında, çocuk olarak tanımlanan kişilerin doğumsal hastalıkları, doğum sonrası düzenli olarak uygulanması gereken aşı takibi, mental, fiziksel ve motor gelişimi pediatri hekimlerince takip edilir. Bu süreçte yapılan rutin muayenelerde bebeklerin boy, kilo, beslenme ve benzeri gelişiminin yanı sıra günlük yaşam becerilerinin, ifade ve anlamalarının gelişimi, nörolojik ve psikolojik gelişimleri gibi pek çok süreç kontrol ve takip edilir. Henüz iletişim becerisi gelişmemiş bebeklerin hastalıklarının zorlu tanı ve tedavisi ile ilgilenen hekimler, çocukluk döneminde bulunan bireylerin muayenelerini ise onların psikolojilerini göz önünde bulundurularak yapar. Çocuk sağlığı ve hastalıkları hekimleri 6 yıl tıp fakültesi eğitimi aldıktan sonra 4 yıl da pediatri bölümünde ihtisas yaparlar. Çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümünün pek çok yan dalı da mevcuttur. Bu dallarda uzmanlaşan pediatristler, ek eğitim sürecinden geçerler.

 

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Tıp Merkezimizde Kadın Hastalıkları ve Doğum ile ilgili genel tanı ve tedavi hizmetlerinden başlayarak, menopoz ve osteoporozdan, doğum kontrol yöntemlerine, riskli ve normal gebeliklerin takibine, jinekolojik kanserlerin tanı ve tedavisinden, ağrısız doğum ile hizmet vermekteyiz.

Hastalarımız tüm sağlık ihtiyaçlarının karşılandığı, ulusal standartlarda tıbbi tanı ve tedavi hizmetleri aldıkları ve merak ettikleri konularda  bilgilendirildikleri bir sağlık sürecinin parçası oluyorlar.

Genel Jinekoloji Hizmetleri

Ergenlikten başlayarak, menopoz dönemine kadar her yaştan kadının, tüm sağlık sorunlarının tanı ve tedavisinin yapılarak, rutin kontroller ile önleyici hekimlik uygulamalarının da başarıyla gerçekleştirildiği poliklinik hizmetleri veriliyor.

Kadın Hastalıklarına neden olan enfeksiyonlar başta olmak üzere, kasık ağrısı, adet düzensizliği, jinekolojik kanserlerin erken teşhisi için ultrasonografi incelemeleri, PAP-smear testi,   rutin jinekoloji muayeneleri polikliniğimizde yapılmaktadır.

Acil Servis

Ani gelişen ve kişinin hayatını ya da hayatın bütünlüğünü tehdit eden durumlar acil sağlık durumları olarak tanımlanmaktadır. Uluslararası Acil Tıp Federasyonu’na göre akut gelişen hastalıklar ya da yaralanmalar, acil tıbbın müdahale edeceği konular olarak belirtilmekle birlikte birçok ülkede mevcut ortak sorun, acil servislerde oluşan hasta yoğunluğudur.Dünyada, Acil Servislere başvuran hasta sayılarının Acil Servis kapasitelerini aşması nedeniyle triyaj kavramı ortaya çıkmıştır. ​​

Triyaj Nedir?

Triyaj kelimesi, İngilizce “Triage” ve Fransızca “Trier” kelimelerinden köken alır ve “ayırma, sınıflandırma, öncelik belirleme” anlamlarına gelir. Triyaj, tıbbi müdahaleye ihtiyacı olan kişilerin müdahale önceliklerinin belirlenmesi işidir. Acil Servislerde tüm dünyadaki güncel uygulama, öncelikle hastaların triyajının yapılmasıdır. Acil Servis girişlerinde yapılan efektif bir triyaj sayesinde yoğun anlarda kritik durumdaki hastaların müdahalesi gecikmeden yapılabilmektedir. Triyaj işlemi sayesinde öncelikle durumu kritik olan hastalar gereken muayene ve tedavi ihtiyaçlarına mümkün olan en kısa sürede ulaşmakta, ayrıca hastaneler de bu sayede kaynaklarını etkin şekilde kullanmaktadırlar.

Etik Life Tıp Merkezi Acil Servisi’nde T.C. Sağlık Bakanlığı’nın ilgili Yönetmelikleri ve Tebliğleri gereği triyaj uygulaması yapılmaktadır. Hastanemizde tüm Acil Servis personeli triyaj eğitimi almıştır ve bu eğitimler periyodik olarak tekrarlanmaktadır.

Acil Servisler hastanelerin aynalarıdır. Hastanelerde gerçekleşen tüm hasta karşılama, tanılama, yatış, operasyon, yoğun bakım, taburculuk, kısacası tüm tanı ve tedavi süreçleri acil servislerde vardır ya da iç içedir. Ayrıca Acil Servisler, hastanelerin 24 saat boyunca durmaksızın işleyen ünitelerinden biri olması nedeniyle kesintisiz olarak hastaneye başvuran acil hastalara gereken tüm tıbbi ve sosyal hizmetleri verebilecek düzeyde yapılanmış olmalıdırlar.

Acil Servis’e gelen hastaların geliş sebepleri genellikle beklenmeyen rahatsızlıklar olduğundan, hastalar geliş şikayetlerinin dışında ayrıca endişelidirler. Bu endişe, sebebini bilmediği bir durumun onu bilmediği bir yere ve bilmediği insanlara götürmesidir. Acil Servislerin, mekan olarak hastaların kendilerini rahat ve güvende hissetmelerine yardımcı olacak şekilde dizayn edilmiş olmaları gerekmektedir. Acil Servislerde çalışan doktor, hemşire, idari personel ve yardımcı sağlık personelinin de hastaların bu olası endişelerini ortadan kaldırmaya yardımcı olacak şekilde davranışlar sergilemesi gerekmektedir.

Etik Life Tıp Merkezi Acil Servisi, konusunda uzman tecrübeli kadrosu, teknolojik ve tıbbi altyapısı, özgün mimarisi, fonksiyonel dizaynı ve hastane içerisindeki fiziksel konumlandırılması ile ilk anda göze çarpan bölümlerden biridir. Etik Life Tıp Merkezi Acil Servisi, fonksiyonel mimarisi sayesinde hem hastalarımız hem de çalışanlarımız açısından çeşitli kolaylıklar sunmaktadır. Acil Servis’te hastaların muayene ve tedavilerinin yapıldığı 3 muayene odası, 1 cerrahi müdahale odası ve 6 yataklı bir gözlem salonu bulunmaktadır. Ambulans ve yaya girişleri için iki ayrı girişi bulunan Acil Servis’te minör travmalara, kesi ve yaralanmalara, ortopedik acil durumlara müdahale etmek üzere düzenlenmiş ve küçük cerrahi işlemlerin yapılabildiği ayrı bir girişim odası bulunmaktadır. Buna ek olarak kritik durumda olan hastalar ve ağır travmalı hastalar gerektiğinde acil girişim için düzenlenmiş canlandırma odasında uygulanan yeniden canlandırma işlemlerinin yanısıra gerektiğinde her türlü acil girişim de yapılabilmektedir. Özel durumları ya da hastalıkları olan hastalar için ayrıca bir izlem odası mevcuttur. Özel enfeksiyonları olabilecek hastalarımız Acil Servis’te bulunan negatif basınçlı izolasyon odasına alınırlar. Etik Life Tıp Merkezi Acil Servisi’nin, Radyoloji bölümüyle olan komşuluğu sayesinde Acil Servis’e gelen hastaların en kısa sürede görüntüleme tetkiklerinin yapılabilmesini sağlamaktadır. Yoğun Bakım Üniteleri, Anjiografi Ünitesi ve Ameliyathaneler ile de yakın komşuluğu ve özel koridorlarla bağlantısı da fonksiyonel bir kolaylıktır.

Etik Life Tıp Merkezi’nin tüm birimlerinde olduğu gibi Acil Servis’te de hastaların laboratuvar numuneleri Pnömatik Tüp Transfer Sistemi (PTTS) aracılığı ile barkodlu olarak laboratuvara gönderilmektedir. Etik Life Tıp Merkezi Radyoloji bölümünde bulunan PACS sistemi sayesinde radyolojik görüntüler çekildiği anda filmlerin basılmasına gerek olmadan doktorlar tarafından bilgisayar ekranlarından incelenebilmektedir. Acil Servis’te verilen tüm hizmetler, Etik Life Tıp Merkezi kalite ve akreditasyon standartları çerçevesinde hazırlanan işleyiş prosedürlerine uygun olarak verilmektedir. Hastane bünyesinde verilen hizmetiçi eğitimler ile tüm personelin kendisini geliştirmesi sağlanmaktadır.

Çocuklar için Diş Bakımı Nasıl Olmalıdır? Dt. Mesut Saed
Endoskopi ve Kolonoskopi Op. Dr. Hakan Yıldız
Makat Bölgesi Hastalıkları Op.Dr. Hakan Yıldız
Seröz Otit Nedir? Nasıl Tedavi Edilir? Op. Dr. Hasan Hayri Kaplan
Piknik Organizasyonumuz Etiklife

Opr. Dr. Cihan EŞİTKEN

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

Opr. Dr. Emrah ORHAN

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

Uzm. Dr. Zafer Melih KÜLTÜR

İÇ HASTALIKLARI

Op. Dr. Hakan YILDIZ

GENEL CERRAHİ

Uzm. Dr. İshak NESİMİ

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI

Op. Dr. Hasan Hayri KAPLAN

KULAK BURUN BOĞAZ

Uzm. Dr. Ayşegül GÜLER

FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON

Uzm. Dr. Ferda AYDOĞDU

FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON

Yrd. Doç. Dr. Mehmet GÖKTEPE

RADYOLOJİ

Op. Dr. Askar SAFARİ

GÖZ SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI

Uzm. Dr. Maryam Seydi MOGHADAM

DERMATOLOJİ

Uzm. Dr. Mehmet Mustafa UFACIK

NÖROLOJİ UZMANI

Dt. Mesut SAED

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI

Uzm. Dr. Sevil KAPUCU

TIBBİ BİYOKİMYA

Dr. Ergin HAZAN

ACİL SERVİS

Dr. Önder SELÇUK

ACİL SERVİS

Gülçin ÇALIŞKAN

MEDİKAL ESTETİK

Blog

Kurumumuza ve sağlık sektörüne dair, yeni ve güncel gelişmeleri buradan takip edebilirsiniz

Emzirirken Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Emzirme, bebeğin annesiyle sevgi bağı kurabilmesi için en iyi iletişim yoludur. Anne sütü bebeği ishal, solunum yolu enfeksiyonu gibi hastalıklardan korur, çene ve diş gelişiminde önemli rolü vardır. Anne sütü ile beslenmiş çocuklar astım, alerji, çocuk diyabeti gibi hastalıklara karşı daha dirençli olmaktadır, Anne sütünün içinde yeterli demir olduğu için, emzirilen bebeklerde kansızlık görülmez. Ayrıca anne sütü alan bebeklerde, pişik, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür. Bebeğin ruhsal, bedensel ve zeka gelişimine yardımcı olur. Anne sütü ile bebeğin beslenmesi nasıl olmalıdır: İlk saatlerden itibaren bebeğin istekle, uygun koşullarda ve doğru teknikle emzirilmesi anne sütü ile bebeğin beslenebilmesi için en önemli koşuldur. Emzirme sırasında salgılanan oksitosin ve prolaktin hormonları memedeki sütün boşalmasını sağlar ve yeni süt yapımını uyarır. Başarılı bir emzirme nasıl olmalı: Başarılı bir emzirme için her şeyden önce doğru kucaklama ve pozisyon alma gereklidir. Anne normal koşullarda rahat bir koltukta, sırtı dik olarak oturmalıdır. Bebek yüzü ve gövdesi aynı doğrultuda ve anneye dönük, başı gövdeye göre yüksekte, yani eğri bir çizgi oluşturacak şekilde anne tarafından kucaklanmalıdır. Bebeğin başı, annenin emzirilen göğsünün tarafındaki kolu dirsekten bükülerek, dirsek kıvrımının hemen önüne yerleştirilmelidir. Bebeğin altta kalan kolu anne ile bebek arasına girmemelidir. Bebeğin başına arkadan bastırılmamalıdır. Anne kolunun altı gereğinde bir yastık ile desteklenebilir. Bebek uygun şekilde pozisyon verilerek kucağa alındıktan sonra alt dudağı meme ucunun altına gelecek şekilde bebek aşağıdan yukarıya doğru memeye yaklaştırılmalı, diğer elin dört parmağı memeyi alttan desteklerken başparmak üstte memeyi yönlendirmelidir. Anne meme ucunu bebeğin dudaklarına değdirerek emme için ağzını açmasını sağlamalı, bebek ağzını genişçe açtığında meme ucu ve çevresindeki kahverengi bölüm (areola) birlikte bebeğin ağzına verilmelidir. Bebeğin çenesi memeye dayanmalı, üstteki başparmak burnun tıkanmasını önlemelidir. Acaba sütüm yeterli mi: Bebeğin yeterli beslendiği, günde en az beş kez idrar yaparak bezini ıslatması, en geç 15. günde doğum kilosuna ulaşması ve ayda en az 500-600 gram alması ile anlaşılır. Bebeklerde ilk günlerde görülen doğal tartı kaybının nedeni vücutta su oranının azalması ve suyun yer değiştirmesidir; anne sütü yetersizliğine bağlanmamalıdır. Dışkılama sayısı, bebeğin huzursuzluğu, uyku düzensizliği veya aşırı ağlaması anne sütü miktarı açısından güvenilir kriterler değildir. Çok iyi tartı alan bebeklerde de benzer yakınmalar görülebilir. Sadece bezin hep kuru bulunması ve sürekli olarak koyun pisliği gibi ufak ve sert parçalar halinde az miktarda kaka yapılması açlık bulgusu olabilmektedir. Bunlar dışında en önemli kriter, bebeğin yeterli kilo almamasıdır. Anne Sütünü Artıran Besinler: Her gün en az 10-12 bardak su tüketmesi, anne sütünün artmasını sağlar.Yapılan bilimsel çalışmalarda bazı gıda ve bitkilerin özellikle anne sütünü artırdığı görülmektedir. Bunların başında da rezene gelir. Rezene; dere otugillerden bir bitkidir ve anne sütünü artırır. Isırgan otu, fesleğen ve biberiye de anne sütünü artıran diğer bitkilerdir. Anne sütü almayan bebeklerde görülen sorunlar: Sindirim sistemi, enfeksiyonlar için koruyucu maddeler içerdiğinden anne sütü almayan bebekler sık sık enfeksiyonlara yakalanır. -Orta kulak iltihabı riskini anne sütü alan bebeklere göre daha fazladır. -Bazı kronik hastalıkların oluşma riski anne sütü almayan bebeklerde daha fazladır.(Tip 1 Diyabet,Çölyak hastalığı,Obezite,Koroner Kalp Hastalıkları gibi) -Bebeğin ruhsal, bedensel ve zihinsel gelişimine yardımcı olan anne sütü alınmadığında, dikkat azlığı sendromu, ilgisizlik gibi sorunlar ile karşılaşılabilir. -Anne sütü almayan bebekler daha sık ağlarlar.

Yaz Sıcaklarına Uygun Beslenme Önerileri

Yazın sıcaklardan kavrulurken sizi serinleten şeyler yemek istersiniz. Sıvı alımının çok önemli olduğu yaz aylarında sağlıklı ve dengeli beslenebilirsiniz. Yazın sağlıklı ve serinleten beslenme önerileri Yaz aylarında artan sıcaklıklar hem sağlığımız hem de beslenmemiz üzerinde oldukça etkili. Hava sıcaklıklarındaki yükseliş ve beslenme alışkanlıklarındaki değişimlerle birlikte; yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlenir. Bu nedenle sıcak havalarda daha sağlıklı beslenmek ve sıvı kaybını aza indirmeniz önem taşır. Soğuk İçecekler Yerine Taze Meyve Suyu Tercih Edin Yaz aylarında genelde daha fazla meşrubat içmeye meyilli oluruz bu da bizi uzun vadede tehlikeli olabilen soğuk içeceklere yöneltir. Susuzluğunuzu gidermek istediğinizde hazır içecekler yerine taze meyve suyu içmeyi tercih edin. İçeceklerin Kalorine Dikkat Edin Yaz sıcağında limonata, buzlu çay veya soğuk bir kolaya uzanmak cazip gelebilir. Bununla birlikte bu istek eklenmiş şeker ve ek kalori almanıza neden olabilir. Su her zaman en sağlıklı opsiyon olarak yerini koruyor. Suyu limon, misket limonu, salatalık, nane, karpuz veya diğer meyve parçalarıyla tatlandırarak içmeyi deneyebilirsiniz. Tok kalmak, şeker ve gereksiz kalori almadan yağsız kasınızı korumak için protein açısından zengin smoothie tariflerini deneyebilirsiniz.   Bol sebze, kararında meyve yiyin Sebzeler, birçok hastalıktan korunmada etkilidir. Zayıflama dışında kanserde, kalp ve damar sağlığında, inflamatuar hastalıklarda, sindirim sitemi ve karaciğer hastalıklarında lif alımı önemlidir. Her öğünde salata veya zeytinyağlı sebze tüketimi, ihtiyaç duyulan lif alınımını sağlar ve beraberinde birçok vitamin ve mineralin alınımına yardımcı olur. Yaz mevsimini taçlandıran karpuz, çilek, erik, kiraz, vişne, kavun, üzüm gibi meyveler susuzluğu giderdiği için bol miktarda tüketilir fakat meyve tüketiminde bazı noktaları göz ardı etmemek gerekir. Meyvenin suyu yerine kendisinin tüketilmesi daha faydalıdır. Porsiyon ölçülerine dikkat edilmesi de çok önemlidir. İnce bir dilim karpuz, 10 orta boy erik, 10-12 orta boy çilek, 15 adet üzüm veya 10-12 kiraz bir porsiyon meyve ölçüsüdür. Günlük sağlıklı diyetlerde 2-3 porsiyona kadar bu ölçüyü çıkarmak mümkündür. Nasılsa zararsız diyerek 1 kilogram meyve yemeyin. Porsiyon kontrol ederek hem kan şekerinizdeki dalgalanmaların önüne geçebilir hem de gereksiz şeker ve kalori alımını önlemiş olursunuz.   Yoğurtsuz öğün geçirmeyin Yoğurt, bağırsak düzenleyici olması ve yararlı bakteri içermesi sebebiyle önemlidir. Aynı zamanda serinletici olan yoğurt, içerdiği kalsiyumla sadece kemik ve dişler için değil, içeriğindeki magnezyum ve potasyumdan dolayı kas fonksiyonları ve sinir iletimleri için de önemlidir. Potasyum diğer taraftan vücuttaki su, asit ve baz dengesi için de gereklidir. Yoğurdu, cacık veya ayran şeklinde tüketmek daha fazla sıvı alımı sağlar. Özellikle terle kaybolan minerallerin başta sodyum olmak üzere yerine konmasında ayran ve cacık kimi zaman ilaç yerine geçer.   Alkolden Kaçının Alkollü içeceklerin kalorisi çoktur, besin değeri düşüktür ve idrar söktürücü oldukları için dehidrasyona katkıda bulunurlar. Alkol kullanıyorsanız, bunu ölçülü olarak yapın ve aynı zamanda bol su tükettiğinizden emin olun. Piknik Sepetinizi Doğru Hazırlayın İster kumsalda ister en yakındaki parkta olsun, piknikler yazın en eğlenceli etkinlikleridir. Ancak piknik sepetini büyük sandviçler ve cips torbalarıyla doldurmak yerine; salata ve meyve gibi alternatiflere yönelin.  

Güneş Çarpması Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nelerdir?

Yaz aylarında sıklıkla karşılaşılan güneş çarpmasının en yaygın belirtileri; baş ağrısı, bulantı, kusma, yüksek ateş, terleyememe, sinir sistemi bozuklukları, ruhsal durum bozuklukları ve bilinç kaybıdır. Güneş Çarpması Nedir ? İnsan vücudu, bulunulan ortamda hava sıcaklığı yükseldiği zaman terlemeye başlar. Nefes verme sırasında bu sıcaklık dışarı atılır ve vücuttaki fazla ısı uzaklaştırılmış olur. Kişiler uzun süre boyunca yüksek sıcaklık ya da güneş ışığına maruz kalırsa, vücut gerekli dengeyi sağlayamaz ve çeşitli belirtiler oluşur. Bu duruma güneş çarpması ya da sıcak çarpması adı verilir. Güneş çarpması, yalnızca güneş ışınlarına maruz kalındığında ortaya çıkmaz. Her yaş grubunu etkilese de çoğunlukla çocuklarda ve yaşlılarda görülür. Çünkü bu gruptaki kişiler daha düşük sıcaklıklarda dahi güneş çarpması etkilerini gösterebilir. Sıcaklık çarpmaları, güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde, rüzgarsız havalarda ve hava sıcaklığının 40 dereceden fazla olduğu yerlerde daha sık görülür. Güneş çarpması vakaları, “sıcak bitkinliği” belirtisi ile kendini gösterir. Bu durum kısaca, yüksek ısıya bağlı olarak su ve tuzun fazla miktarda kaybedilmesiyle ortaya çıkan halsizlik olarak tanımlanır. Havanın nemli olması terlemeyi azaltacağı için güneş çarpması riskini artırmaktadır. Sıcaklık çarpmalarında vücudu olumsuz etkileyen temel şey su değil, mineral ve tuz kaybıdır. Sıcak çarpması hafife alınsa da aslında oldukça ciddi bir sağlık problemi olabilir.. Organlarda fonksiyon kayıpları ve ölümle sonuçlanan komplikasyonları (bir duruma bağlı gelişen yan etki veya hastalık) tetikleyebilir. Bu nedenle kesinlikle ihmal edilmemelidir.   Güneş Çarpması Belirtileri Güneş çarpması mide bulantısı, kusma, yüksek ateş ve baş ağrısı gibi ilk evrede yaygın olarak görülen belirtilerle kendini göstermektedir. Müdahale edilmediği durumlarda ise farklı ve daha şiddetli güneş çarpması belirtisi de ortaya çıkmaktadır. Özellikle ateşin 40°C’nin üzerine çıkması ile meydana gelen havale durumu, cilt üzerinde kızarıklıkların oluşması ve nefes almada güçlük çekme gibi belirtiler sıcak koması olarak adlandırılmaktadır. İleri evrede çok tehlikeli olabilen ve bireylerin hayatını kaybetmesine neden olabilen güneş çarpması, sinir sistemine kalıcı hasar verebilmektedir. Güneş çarpmasında görülen yaygın belirtiler aşağıdaki gibidir: Ateşin 40°C’nin üzerine çıkması, Deride oluşan kızarıklıklar, Vücutta terlemenin görülmemesi, Kalp çarpıntısı, Düşük tansiyon, Mide bulantısı ve kusma, Şiddetli baş ağrısı, Nefes almada zorluk çekme, Bilinç kayıpları, Uyuma isteği, Ağızda ve dudaklarda kuruluk, Cilt yüzeyinde kuruma, Denge bozuklukları ve yürümede zorlanma, Ruh hali dengesizlikleri, Nöbetler ve koma. 4-5 yaşından küçük çocuk ve bebeklerde güneş çarpması belirtileri arasında yaygın olarak ise mide bulantısı, kusma, uyku isteği ve yüksek ateş bulunmaktadır. Güneş Çarpması Tedavisi Güneş çarpmasının ardından ilk 30 dakika hastalar için oldukça kritiktir. Vücut sıcaklığı çok yüksek olan hastaların en az 38.5°C’ye kadar sıcaklığının düşürülemediği durumlarda hastalar hayatını kaybedebilmektedir. Bununla birlikte, hayatta kalan hastalarda kalıcı karaciğer ve böbrek fonksiyon kayıpları da görülmektedir. İlk yardım uygulamalarının ardından sağlık kuruluşuna getirilen hastaların öncelikle vücut sıcaklıkları ve kan basınçları ölçülmektedir. Vücut sıcaklığı içinse rektal sıcaklık baz alınmaktadır. Ardından hastaların elektrolik, tuz ve sıvı düzeylerinin tespit edilmesi için kan ve idrar tahlilleri yapılmaktadır. Tahlil sonuçlarına göre sıvı tedavisine başlanmaktadır.

Saç Ekimi Nasıl Yapılır?

Saç ekimi, saç dökülmesinin oluşması sonucu gereken bir işlem olup, erkeklerde ve kadınlarda sık görülen bir sorundur ve saçı dökülen bireylerin ruhsal sağlığını büyük ölçüde etkiler. Her sene saç kaybı nedeniyle tedavi alan hasta sayısında artış olmaktadır. Saç ekimi; saç köklerinin daha yoğun bulunduğu bölgelerden, saç dökülmesi nedeniyle saçsız kalan bölgelere nakledilmesi işlemidir. Saç ekimi, işlem yapılacak bölgelerin lokal anestezi yöntemiyle uyuşturulmasından sonra uygulanan küçük cerrahi bir işlemdir.   Saç ekimi sonra süreç nasıl işler ? Ekilen saçların bir kısmı ya da tamamı 1-2 ay içerisinde şok dökülme yaşar. Bu kişiden kişiye değişen bir durumdur. Kimilerinde hiç dökülme olmazken başkalarında tamamı bile dökülebilir. Genelde tamamının döküleceği beklenir ve bu normal bir süreçtir. Dökülen saçlar uyuma fazından sonra, yani ekimden ortalama 3 ay sonra çıkmaya başlar. Ve 8 ile 10 ay içerisinde forma girmiş olur. Tepe bölgesi biraz daha geç forma girdiğinden bu bölge için 10-12 ay zamana ihtiyaç vardır.

Acil Servis! E-Sonuç
Ücretsiz Destek WHATSAPP 0 549 668 98 05
Sizi Arayalım!

Lütfen Bilgilerinizi Eksiksiz Olarak Doldurun, Sizlere En Kısa Süre İçerisinde Ulaşacağız

Öneri ve Şikayet

Tıp Merkezimizle ilgili herhangi bir görüş, öneri veya şikayetinizi bizimle bu form aracılığıyla paylaşabilirsiniz. Bilgilerinizi hassasiyetle saklayıp gerekli işlemleri ivedi olarak gerçekleştireceğimizden emin olabilirsiniz.