Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?
  • Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi
    Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi
    Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi
  • Seçkin Uzman Hekimler, Modern Tıbbi Donanım
    Seçkin Uzman Hekimler, Modern Tıbbi Donanım
    Seçkin Uzman Hekimler, Modern Tıbbi Donanım

Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi

Etik Life ailesi olarak, Seçkin uman kadromuz ve deneyimli personelimizle sizlere kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunmak için çalışıyoruz

20 Yıllık Serüven
Sağlık sektöründeki deneyimimiz bundan 25 yıl öncesine dayanıyor
Önceliğimiz Sağlığınız
Sağlığınız için tüm imkanlarımızı seferber ederek çalışıyoruz
Kolay Ulaşım
Mimarimiz, ulaşımınız için yeterli donanımda olup merkezi konumdadır
7/24 Doğum
Geniş tıbbi kadromuzla randevularınızı en yakın tarih için oluşturuyoruz
Profesyonel Çalışan Kadrosu
Tüm ekip arkadaşlarımız işini sevgiyle yaparak ve branşında kendini ispatlamıştır
Modern Tıbbi İmkanlar
Merkezimizde tüm cihazlarımız son model ve üstün kalitededir
7/24 Acil Servis
İhtiyacınız olan her an size bir telefon kadar uzaklıktayız
Seçkin Uzman Hekimler
Her biri alanında deneyimli ve yetenekli hekim kadrosu

Neden Etik Life Tıp Merkezi?

Kuruluşundan bu yana hastaların sağlığı ve haklarını birinci öncelik olarak benimseyen, sunulan sağlık hizmetini en doğru ve en ekonomik koşullarda sağlayan modern bir tıp merkeziyiz
Hekim Çalışma Saatleri

P.tesi - Cuma 09:00 - 18:00

Cumartesi 09:00 - 14:00

Merak Ettiklerinize Dair
Kurumumuz, sağlığınız veya genel olarak merak ettiğiniz tüm detayları iletişim alanından bizlere aktarabilirsiniz

Tıbbi Birimlerimiz

Sağlığınız en kıymetli hazineniz

Radyoloji
Kulak Burun Boğaz
Dahiliye
Tanı Üniteleri
Medikal Estetik
Beslenme ve Diyet
Diş Ünitesi
Anestezi ve Reanimasyon
Cildiye Dermatoloji
Nöroloji
Göz Hastalıkları
Ortopedi ve Travmatoloji
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Genel Cerrahi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Acil Servis

Radyoloji

Radyoloji, hastalıkların teşhis ve tedavisinde çeşitli görüntüleme teknolojilerini kullanan bir tıp dalıdır. Sağlık sektörünün neredeyse her alanında radyolojik muayene yapılır. Radyoloji, vücut içi yapıların görüntülerini üretmek için röntgen, manyetik rezonans (MR), bilgisayarlı tomografi (BT) ve PET taraması gibi farklı görüntüleme yöntemlerinden yararlanır. Tanısal radyoloji ve girişimsel radyoloji olarak iki geniş alana ayrılır. Radyoloji, hastaları etkileyen çoğu tıbbi kararın hayati bir bileşenidir ve radyologlar tüm klinik uzmanlıklarla çalışabilir

Kulak Burun Boğaz

Sağlıklı bir yaşam geçirebilmek ve hayat kalitemizin yüksek kalmasını sağlamak için vücutta yer alan organların ve sistemlerin doğru şekilde çalışması çok önemlidir. Birbiriyle bağlantılı olan vücut sistemi organlarından birinde yaşanacak en küçük sorun, diğer organların da doğru çalışmasını olumsuz yönde etkilemektedir. Kulak, burun ve boğaz ise bu sistem elemanlarının temel taşları arasında yer almaktadır.

Halk arasında Kulak Burun Boğaz (KBB) olarak bilinen “Otorinolarengoloji” bölümü; baş, boyun, kulak, burun ve boğazda meydana gelen rahatsızlıkların teşhisi ve tedavisi konusunda uzmanlaşan bir sağlık alanıdır. Baş ağrısı, kronik nezle, sinüzitler, boğaz ağrısı, kulak çınlaması, akıntı, iltihap ve horlama gibi temel hastalıklar dışında baş ve boyun bölgesinde kitle tespiti, tiroid ve paratiroid hastalıkları ve tümörleri, tükürük bezi hastalıkları ve tümörleri, baş boyun tümörleri (gırtlak, geniz, ağız içi, sinüs ve kafatabanı tümörleri gibi…)burun  estetiği ve yüze yönelik estetik girişimler, işitme kayıplarının ve kulak zarının  tedavisi ve cerrahi müdahale gerektiren her türlü işlem, kulak burun boğaz biriminin alanına girmektedir. Bununla beraber bademcik ve geniz eti gibi genellikle çocuklarda görülen ve kulak burun boğaz biriminin alanına giren özel hastalıklar da tedavi kapsamında yer almaktadır.

Kulak burun boğaz birimine her yaş grubundan kişiler başvurabilmektedir. KBB uzmanları tarafından hastanın şikayetleri dinlendikten sonra tanı konulabilmesi için öncelikle detaylı muayene ve endoskopik değerlendirme ile birlikte bir dizi test ve analizler uygulanır. Yapılan testler sonucunda hastalığın ciddiyetine göre tedavi yöntemi belirlenir. Tedavi doğrudan kulak burun boğaz birimi uzmanları tarafından gerçekleştirildiği gibi, hastalığın seyrine göre farklı alanlardaki uzmanların görüşlerinden de faydalanılmaktadır.

Yeni hastaların yanı sıra bu alanlarda kronik rahatsızlık yaşayan hastalar da tedavilerinin sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için birime müracaat etmektedir. Özellikle KBB’nin cerrahi alanına giren estetik müdahale gibi periyodik olarak kontrol edilmesi gereken hastalar, belirli aralıklarla uzman muayenesinden geçmek zorundadır. Böylece tedavi sonrası rehabilitasyon sürecinin sağlıklı bir şekilde sürdüğünden emin olunmaktadır.

Dahiliye

Dahiliye genel tıp içerisindeki tüm branşlar için temel kabul edilmektedir. Hasta ve polikliniklere başvuru yapan hastaların büyük bir bölümünde rahatsızlık iç hastalıklardan kaynaklanmaktadır. Dahiliye oldukça geniş bir skaladaki bu hastalıklar ile ilgilenmektedir. Yalnız, iç hastalıkların yetkisi yalnızca çocukluk çağını aşmış bireyleri kapsamaktadır. Hastanın objektif bir şekilde değerlendirilmesi ve tedavi edilmesi dahiliye uzmanlığına girmektedir. Bu bölümde görev yapan uzmanlar, cerrahi müdahale dışındaki tüm tedavi yollarına başvurma yetkisi taşımaktadır

Tanı Üniteleri

Hastalara tanı konulabilmesi için; hekimin fizik muayenesinin yanında bazı ek tanı yöntemlerine de ihtiyaç vardır. Örneğin; Laboratuvar, radyolojik görüntüleme, endoskopik işlemler gibi.  Merkezimizde de; Biyokimya laboratuvarı, Radyolojik görüntüleme birimi (Bilgisayarlı Tomografi, Mamografi, Röntgen, Panoramik Röntgen, Skopi, Renkli (doppler) ultrasongrafi). Endoskopi Ünitesi (Gastroskopi, Kolonoskopi), Odyometri birimi (işitme testi birimi),  Yeni doğan işitme cihazı, Nöroloji biriminde EMG ve EEG cihazları bulunmaktadır.

 

Medikal Estetik

Medikal estetik, kişilerin kendilerini daha iyi hissetmeleri, daha güzel ve genç görünmelerini sağlamak için veya yaşlanma sürecini yavaşlatmak adına yaptığımız birtakım işlemlerin adıdır. Bunlar cerrahi olmayan işlemlerdir. Noninvaziv işlemler adı verdiğimiz bu işlemlerde kesi olmaz veya çok küçük kesiler olur dolayısıyla ameliyathaneye girmeye gerek duymadığımız işlemlerdir. Sıklıkla dolgu, botoks uygulamaları, PRP uygulamaları, cihazlarla yapılan lazer, radyofrekans destekli uygulamalar, ultrason eşliğinde yapılan uygulamaları içermektedir.

Beslenme ve Diyet

Hasta ve sağlıklı insanların doğru, dengeli ve yeterli beslenmesi ile ilgilidir. Genel beslenme kuralları tüm insanlar için aynı olmakla birlikte beslenmenin her bireyin bireysel özelliklerine göre seçilmesi gerekmektedir. Halk arasındaki diyet algısı fazla kilolu insanların kilo vermesi şeklinde olsa da, hastayı hem zararlı beslenme tarzından uzaklaştırmak, hemde doğru ve dengeli beslenme şeklini öğretmektir.

Günümüz metropol yaşamında hareketsizlik, fast-food beslenme, GDO lu besin maddeler vs. yüzünden doğru beslenmenin bir halk sağlığı sorunu hale geldiği aşikardır.

 

 

 

Beslenme ve Diyetetik Bölümü, insan beslenmesi ile ilgili konuları inceleyen bir bilim dalıdır. Bu bölümün ana vurgusu hasta insanların beslenmesine odaklanmaktır.

Beslenme ve Diyetetik, genel beslenme kurallarının tüm insanlar için aynı olmasına rağmen, beslenmenin her bireyin bireysel özelliklerine göre seçilmesi gerektiğine dayanmaktadır. Hasta kişinin beslenmesi ve diyetetiki, öncelikle sağlıksız diyetin neden olduğu hasta vücuduna verilen zararı azaltmanın yanı sıra hastalığın neden olduğu metabolizmayı geri kazanmayı amaçlamaktadır. Beslenme ve Diyetetik ayrı bir ilaç olarak kullanılamaz, ancak olağan tıbbi uygulamaları tamamlar ve iyileşme sürecini hızlandırır.

Diş Ünitesi

İnsan sağlığına ilişkin olarak dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhisi ,tedavisi ve rehabilite edilmesi gibi faaliyetleri gerçekleştirir.

Ortodonti

Ortodonti anabilim dalı, dişlerin diş kemikleri (alveolar kretler) üzerinde düzgün şekilde yerleşmesi ve yüz düzensizliklerinin teşhis ve tedavisi ile ilgilenen Diş Hekimliğinin bir uzmanlık dalıdır. Üniversitedeki 5 yıllık eğitim veren diş hekimliği fakültesinden mezun olmak gerekmektedir. Diş hekimi olarak göreve başlayan adaylar 4 yıllık uzmanlık eğitimlerini başarıyla tamamladıktan sonra “ortodontist” olmaya hak kazanırlar. Yani adayların üniversite ve uzmanlık eğitimi dahil toplam 9 yıl eğitim almaları gerekmektedir. Bu eğitim sonrasında ortodonti uzmanı olabilirler.

Ağız-Diş-Çene Hastalıkları Cerrahisi

Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi, diş hekimliğinin ağız, dişler ve çenelerle ilgili hastalıklarının, yaralanmalarının ve deformitelerinin tanı ve tedavisi ile uğraşan bir cerrahi dalıdır. Çene cerrahisi uzmanı olmak için, öncelikli olarak üniversitelerin beş yıllık eğitim veren Diş Hekimliği Fakültelerinden lisans derecesi ile mezun olma şartı bulunmaktadır. Mezuniyetin ardından, Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavına (DUS) girerek başarılı olmak ve beş yıllık çene cerrahisi ihtisasını tamamlamak gerekmektedir.

Endodonti

Diş hekimliği fakültesinden mezun olduktan sonra, endodonti üzerine 3 veya 5 yıl süreli uzmanlık veya doktora eğitimini tamamlayarak; diş ağrısı ile buna ilişkin pulpa ve periapikal doku hastalıklarının tanısı ve tedavisi ile diğer endodontik tedavi uygulamaları konusunda uzmanlaşmış olan diş hekimlerine endodontist denir.

Pedodonti

Pedodonti bilim dalı, çocuğun doğumdan başlayarak süt dişlerinin tamamının değiştiği 12-13’lü yaşlarla kadar uzanan süreçte, süt ve kalıcı dişlerinin korunması ve tedavisi ile ilgilenmektedir. Diş Hekimliği Fakültesinin tamamlanmasının ardından Pedodonti Anabilim Dalı’nda eğitimine devam eden diş hekimlere “pedodontist” adı verilmektedir.

Protetik Diş Tedavisi

Bu alanın uzmanları ağız ve çene için geliştirilen protezlerle ilgilenir. Bu protezlerin kalıplarının alınması, protezlerin üretilmesi ve protezin hastaya uyup uymadığının denetlenmesi bu alan ile ilgilidir.

Periodontoloji

Bu alan genel olarak diş eti dokusu üzerinde çalışma yapar. Diş etine dair tüm hastalıklar ve bu hastalıkların tedavileri bu alanın ilgi konusudur.

Restoratif Diş Tedavisi

Bu alan genel olarak diş eti dokusu üzerinde çalışma yapar. Diş etine dair tüm hastalıklar ve bu hastalıkların tedavileri bu alanın ilgi konusudur.

Oral Diagnoz ve Radyoloji

Diş muayenesiyle uğraşan bölümdür. Hastalıkların teşhisi, ağız ve çene röntgenini bu uzmanlık alanındaki hekimler yapar.

Anestezi ve Reanimasyon

Anestezi, bütün uyuşturma çeşitlerinin genel adıdır ve kelime anlamı hissizliktir. Anestezi ve reanimasyon uzmanı hekimler tarafından, ameliyat esnasında hastanın acı hissetmemesi için uygulanan bir dizi tıbbi uygulamadır. Uygulanacak olan anestezinin türü, anestezi ve reanimasyon uzmanları tarafından kesinleştirilir ve anestezi sunum sistemi adı verilen cihazlar ile öngörülen oranlarda hastaya verilerek geçici olarak bilincin kapanması sağlanır. Yaklaşık 150 yıldır uygulanan ve sürekli gelişen anestezi teknikleri ile operasyon esnasında yaşamsal aktiviteler devam ederken bilinç, refleks ve duyunun ortadan kaldırılması hem hasta hem de operasyonu gerçekleştiren hekimler için oldukça önemlidir. Ameliyat esnasında hastaya konfor sağlayan bu uygulama sayesinde refleksler baskılanıp kas gevşemesi sağlandığından cerrahi müdahalenin yapılması kolaylaşır. Ameliyat süresi boyunca bu durumun devamlılığını sağlamak ve ameliyat sonrasında anestezi ilaçlarının sonlandırılması ile hastanın uyandırılması da yine anestezi hekiminin uzmanlık alanıdır.

 

Anestezi çeşitleri

Gerekli durumlarda müdahaleyi kolaylaştırmak ve ağrıyı azaltmak ya da tamamen ortadan kaldırmak için uygulanan anestezi türleri birkaç başlık altında toplanabilir. Diğer hekim ve cerrahlar tarafından uygulanacak müdahalenin türüne ve uzunluğuna bağlı olarak anestezi uzmanı; genel, bölgesel, lokal anestezi ve sedasyon uygulamaları arasından seçim yapar. Gerekli gördüğü anestezi işlemlerini hastaya uygular. Anestezi çeşitleri arasında bulunan ve genel anestezinin bir parçası olan sedasyon, genel olarak hastayı rahatlatmak, hafif bir uyku hâli yaratmak için uygulanır.

Genel anestezi

Ameliyathanede anestezi uzmanı tarafından karşılanan hasta, ameliyat masasına alındıktan sonra ilk olarak anestezi uzmanı tarafından kalp monitörü, kandaki oksijeni ölçen puls oksimetre gibi gerekli cihazlara bağlanır. Bu cihazlar ile hastanın yaşamsal fonksiyonları, operasyon boyunca sürekli olarak gözetim altında tutulur. Daha sonra açılan damar yolundan kas gevşemesi ve uyku hâli oluşturacak özel ilaçlar verilir. Ardından anestezi uzmanı tarafından solunum yolundan inhalasyon anestezikleri, diğer bir deyişle farklı anestezik gazlar oksijenle birlikte verilir. Böylece hastanın bilinci kontrollü olarak kapatılır. Solunumun devamlılığı sağlandıktan sonra cerrahi müdahale başlar ve operasyon devam ettiği sürece bu gazların verilmesine de devam edilir. Operasyon boyunca anestezi doktoru sürekli olarak hastanın yanında bulunur. Anestezist; nabız, dokulardaki oksijen yoğunluğu, kan basıncı, vücut ısısı ve solunum gibi tüm hayati fonksiyonları sürekli olarak takip eder ve ameliyathaneyi terk etmez. Modern anestezi cihazları ve anestezi uzmanı sürekli olarak uyku derinliğini gözler, böylece ameliyat esnasında uyanma, ayılma gibi durumlarla karşılaşılmaz. Genel anestezi süresi, ameliyatın türüne ve süresine bağlı olarak tamamen değişkendir. Ameliyat tamamlandığında anestezi hekimi tarafından tüm inhalasyon anestezikleri kapatılır ve solunum yolundaki tüpler çekilir. Hasta, yavaş yavaş uyanması ve kendine gelmesi için uyandırma odasına alınır ve genel durumu kontrol edilir. Mevcut ağrıların azaltılması için gerekli durumlarda ağrı kesiciler uygulanır. Hastanın bilinci tamamen açıldığında hasta kontrollü analjezik uygulamasına geçirilir. Burada hasta dinlenirken ağrısının artması durumunda, elinde bulunan bir düğmeye basarak damar yoluna giden seruma ilave olarak bir miktar ağrı kesici aktarılmasını sağlar. Önceden programlanmış olan cihaz sayesinde aşırı dozda ağrı kesici alınmasının önüne geçildiği gibi, hastanın konforu da artırılır.

Cildiye Dermatoloji

Deri, dış ortamla sürekli temas halinde olması nedeniyle hastalıkların oluşumuna açık bir organdır. Günlük yaşamda çevresel etkenler, kimyasal maddeler, alerjenler ve benzeri uyarıcılara sıklıkla maruz kalınması nedeniyle dermatolojik rahatsızlıkların ortaya çıkması kolaylaşabilir. Deride oluşabilecek hastalıklar bazı durumlarda estetik ve kozmetik sorunlara, bazı durumlarda günlük işlevlerin yerine getirilmesinde oluşabilecek zorluklara neden olabilir. Bu nedenle dermatolojik hastalıklar fark edildikleri andan itibaren derhal tedavi edilmelidir. Cilt hastalıklarının tanı ve tedavileriyle Cildiye veya Deri ve Zührevi Hastalıkları olarak da bilinen Dermatoloji bölümlerinde, 6 yıllık tıp eğitiminin ardından 4 yıl uzmanlık eğitimi alan hekimler ilgilenir.

Dermatoloji Kliniklerinde Hangi Hastalıklar Tedavi Edilir?
Dermatoloji bölümü, tüm cilt hastalıklarının tanı ve tedavisine yönelik hizmetler verir. Mantar hastalıkları, sedef hastalığı (psoriasis), akne, ergenlik sivilceleri, egzamalar, frengi, bel soğukluğu gibi zührevi hastalıklar, tüm cinsel yolla geçen deri hastalıklarının tedavisi, deri kanserleri (melanoma teşhisi ve tedavisi), doğum lekeleri, saç dökülmeleri, ilaç alerjileri, kurdeşen (ürtiker) tedavisi ve nedenlerinin araştırılması, güneş alerjisi ve tedavisi, ağız içi hastalıkların tedavisi, Behçet hastalığı, aft, dil mantarı ve diğer hastalıklarının tedavisi, genetik geçişli deri hastalıkları, siğil, et benleri ve molluskum, tırnağın mantar hastalıkları, tırnak kalınlaşmaları, tırnak batması ve diğer tırnak hastalıkları, deride yağlanma, kepeklenme gibi rahatsızlıkların tanı ve tedavisi dermatoloji bölümlerinde gerçekleştirilir.

Dermatolojik Hastalıklar Nasıl Tedavi Edilir?
Dermatolojik hastalıklarda teşhisin ardından hastaya ilaç tedavisi önerilebilir. İlaç tedavisinin yanı sıra dermokozmetik uygulamalarında cilt sorunlarının giderilmesinde önemli rolü vardır. Dermatoloji bölümünde uygulanan tanı ve tedavi yöntemlerinden bazıları şu şekilde sıralanabilir:

SAÇ DÖKÜLMESİ NEDENLERİNİN ARAŞTIRILMASI VE TEDAVİSİ
Saç dökülmeleri vitamin ve mineral eksiklikleri, stres, hormon düzeylerindeki bozukluklar ve mevsimsel değişimlerden kaynaklı olarak ortaya çıkabilir. Dönemsel olarak geçici saç dökülmelerinin görülmesi normal olabileceği gibi bu sorunun çok uzun süreler boyunca şiddetlenerek devam etmesi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Bu nedenle saç dökülmesi problemi olan kişilerde bu sorunun nedeninin araştırılabilmesi ve önlenebilmesi için mutlaka dermatoloji muayenesi gereklidir.

AŞIRI TÜYLENME NEDENLERİNİN ARAŞTIRILMASI
Aşırı tüylenme, hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilen ve estetik anlamda hastaları oldukça rahatsız edebilen bir sağlık problemidir. Tüylenmenin en sık nedeni hormonal dengesizlikler olmakla birlikte bazen yalnızca genetik faktörlerin etkisi ile de bu sorun ortaya çıkabilir. Hirşutizm olarak da adlandırılan aşırı tüylenmede tedavi, öncelikli olarak tüylenmeye neden olan faktörlerin belirlenerek bunların ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu nedenlerin tedavi ile ortadan kaldırılmasının ardından tüylenmenin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak hekim tarafından uygun görülmesi durumunda epilasyon tekniklerinden yararlanılabilir.

LAZER EPİLASYON
Dünya genelinde istenmeyen tüylerin kalıcı olarak yok edilmesi amacıyla en sık uygulanan yöntem olan lazer epilasyon, mutlaka dermatoloji uzmanlarının kontrolü altında, cilt tipine uygun cihaz, dalga boyu, seans aralığı gibi faktörlerin belirlenmesi ile hijyenik koşullara dikkat edilerek uygulanmalıdır. Uygun tekniklerle yapılan lazer epilasyon sonucunda istenmeyen tüylerin tamamına yakını kalıcı olarak yok edilebilir.

AŞIRI TERLEME TEDAVİLERİ
Hiperhidroz olarak da adlandırılan aşırı terleme sorunu, hastanın günlük hayatını ve sosyal aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen bir durumdur. Genellikle koltuk altı bölgesi, avuç içleri ve ayak tabanlarında aşırı bir terleme sorunu ile birlikte kendini gösterir. Hastalığın oluşumunda stres, heyecan ve aşırı duygusallık gibi duygusal sorunlar rol oynayabileceği gibi ciddi bir hastalığa sekonder olarak da ortaya çıkabileceğinden mutlaka nedeni araştırılmalıdır.

TIBBİ TEDAVİLER İLE AŞIRI TERLEMENİN AZALTILMASI
Yaşam kalitesinin artırılması ve hastanın psikolojik anlamda kendini rahat hissedebilmesi açısından aşırı terleme sorunu mutlaka tedavi edilmelidir. Hastalığın tedavisinde öncelikli hedef altta yatan ve terlemeye sebebiyet veren herhangi başka bir hastalığın olup olmadığının araştırılması ve varsa tedavi edilmesine yöneliktir. Daha sonrasında hekim önerisine bağlı olarak halen aşırı terleme sorununun devam etmesi durumunda ilaç tedavisi, elektrik akımı ile tedavi ve botoks, cerrahi operasyon gibi tedavi seçenekleri uygulanabilir.

KOZMETİK DERMATOLOJİ
Cilt sağlığının korunması ve cildin güzelleştirilmesi amacıyla uygulanan ve cerrahi olmayan tüm işlemler kozmetik dermatolojinin alanına girer ve bu işlemlerin tamamı mutlaka dermatoloji uzmanları tarafından uygulanmalıdır.

KOZMETİK ÜRÜNLERLE OLUŞAN DERİ SORUNLARININ TEDAVİSİ
Kozmetik sektörünün yüksek bir kazanç potansiyeline sahip olması nedeniyle dermatolojik kullanıma uygun olmayan pek çok sağlığa zararlı ürün piyasada bulunur. Bu ürünlerin bilinçsizce kullanımı sonucunda gelişebilecek cilt sorunları, hassasiyet gösterilmesi ve dermatoloji uzmanlarınca tedavi edilmesi gereken sorunlardır.

KOZMESÖTİK ÜRÜN DANIŞMANLIĞI
Herhangi bir deri hastalığı olmasa da cilt sağlığının korunabilmesi için cilt sürekli temiz tutulmalı ve gerekli bakımlar yapılmalıdır. Bu amaçla kullanılacak kozmesötik ürünlere cildin türü ve sağlık durumu göz önünde bulunarak hekim tarafından yapılacak dermatolojik muayene sonucunda karar verilmelidir.

KİMYASAL PEELİNG UYGULAMALARI
Cilt yüzeyinde bulunan leke ve renk farklılıkları estetik açıdan hoş olmayan bir görüntüye sebep olur. Kimyasal peeling adı verilen işlem ile bir veya birden fazla kimyasal ajan deri yüzeyine uygulanarak istenen derinlik ölçüsünde bir nevi cildin soyulması işlemi gerçekleştirilir. Dermatolog önerisi ve kontrolü ile uygulanması gereken bu işlem ciltte görülen bu lezyonların tedavisi için bir seçenek oluşturur.

JESSNER PEELİNG
Bir peeling türü olan Jessner peeling, Jessner adı verilen özel solüsyonun cilde uygulanması ile gerçekleştirilir. Tıpkı kimyasal peeling gibi lekelerin ortadan kaldırılması, cilt renginin eşitlenmesi ve cildin aydınlatılması gibi sorunlar için bir tedavi yöntemidir.

TCA PEELİNG
Triklor asetik asit (TCA) solüsyonlarının kullanılması ile cildin istenilen derinlikte kontrollü olarak soyulması şeklinde uygulanan peeling yöntemidir. Ölü derinin uzaklaştırılmasında, cildin yenilenmesinde, pürüz ve lekelerin ortadan kaldırılmasında etkilidir.

GLİKOLİK ASİT PEELİNG
Toksik olmayan bir alfa hidroksi asit üyesi olan glikolik asit yardımıyla cildin soyulması işlemi glikolik asit peeling olarak adlandırılır. Cildin pürüzsüzleşmesini ve daha berrak bir görünüme kavuşmasını sağlar.

AFA PEELİNG
Kırışıklık oluşumunun önlenmesi, mevcut kırışıklıkların ortadan kaldırılması ve leke tedavisi amaçlarıyla uygulanan AFA peeling, aynı zamanda akne tedavisinde tek başına veya farklı tedavi yöntemlerini destekleyici olarak kullanılabilmektedir.

AMELAN PEELİNG
Tüm peeling türleri gibi cildin soyulması ile etki gösteren Amelan peeling tekniği, ciltteki pigmentasyon sorunlarının ortadan kaldırılmasına yönelik olarak uygulanır. Aynı zamanda cilt tonunun açılması için de tercih edilen bir tekniktir.

DERİ LEKELERİNİN TEDAVİSİ
Deriye rengini veren melanin adlı maddenin güneş ışınları, gebelik ve benzeri nedenlere bağlı olarak bazı bölgelerde birikerek oluşturduğu cilt lekeleri, deri yüzeyinde istenmeyen bir görünüme neden olur. Güneş lekeleri, çiller, sivilce lekeleri, doğum lekeleri, yanık izleri ve çatlak izleri gibi leke problemleri dermatoloji kliniklerinde uzman hekim tarafından önerilecek doğru teknikler yardımıyla kolaylıkla ortadan kaldırılabilir.

KIRIŞIKLIK TEDAVİSİ
Sürekli olarak tekrar eden mimikler veya yaşa bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklıklar dermatoloji kliniklerinde uygulanabilecek pek çok yöntem yardımıyla giderilebilir. Bu amaçla geliştirilmiş pek çok tıbbi teknikten hangisinin uygulanması gerektiğine kırışıklığın oluştuğu bölge, kırışıklığın derecesi ve hastanın yaşı, cilt tipi gibi faktörler göz önünde bulundurularak uzman hekim tarafından karar verilmelidir.

BOTULİNUM TOKSİN UYGULAMALARI (BOTOKS)
Chlostridium Botulinum adı verilen bir bakteriden elde edilen toksinlerin cilde enjekte edilerek kazayakları, alın, kaşlar ve boyun gibi bölgelerdeki kırışıklıkların giderilmesi ve bu bölgelerde daha gergin ve genç bir görünüm elde edilmesi amacıyla uygulanan yöntemdir. Yaklaşık 10-15 dakika süren, hamile ve emziren kadınlar haricinde hemen hemen herkese uygulanabilecek bir tekniktir.

DOLGU MADDESİ ENJEKSİYONLARI İLE KIRIŞIKLIK TEDAVİSİ
Günümüzde kullanılan popüler kırışıklık giderme tekniklerinden bir tanesi olan dolgu enjeksiyonu, genellikle hyalüronik asit veya buna benzer asit bazlı enjeksiyonların cilt altına enjekte edilmesi ile gerçekleştirilir. Uygulamanın yapıldığı bölgeye bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle uygulama 6 ay içerisinde etkisini kaybettiğinden her 6 ayda bir tekrarlanmalıdır.

Eğer siz de yukarıda belirtilen dermatolojik hastalıklardan herhangi birine sahipseniz veya cilt sorunlarınızın ortadan kaldırılması amacıyla belirtilen tedavi seçeneklerinden herhangi birini tercih etmek istiyorsanız derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Dermatoloji bölümünde uzman hekimler tarafından yapılacak olan detaylı cilt muayenesi sonrasında hekiminizin önerileri doğrultusunda tedavi planınızı oluşturabilirsiniz.

Nöroloji

Nöroloji, sinir anlamına gelen ‘neuron’ ve çalışma anlamına gelen ‘logia’ kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Sinir sistemi, uyarıları beyinden organlara, organlardan beyne ileten teller ve bunların oluşturduğu ağlar olarak tarif edilebilir.

Arapça karşılığı ‘asab’ olması nedeniyle daha önceki yıllarda nöroloji asabiye olarak isimlendiriliyordu. Nöroloji alanında uzmanlaşmış doktor Nöroloji uzmanı ya da nörolog olarak adlandırılırken bu alanda cerrahi işlemleri yapan uzman doktorlar Beyin ve Sinir cerrahi uzmanı olarak isimlendirilir.

Nörolojik hastalık belirtileri

Birçok insan şikâyetiyle ilgili hangi bölüme gitmesi gerektiği konusunda tereddütler yaşar. Aile hekimlerine danışırken rahatsızlığı ile araştırmalara girişir. Nöroloji ve nörolojik hastalıklar insanlar tarafından çok fazla bilinmediğinden kimi zaman hastalar çok geç nöroloğa başvurabilmektedir. Bu hastalıklar için nöroloji uzmanına başvurulması gerekebilir:
Baş ağrısı ,Baş dönmesi ,El-kol ve bacak-ayaklarda uyuşma-kuvvetsizlik ,Bayılma ,Görme bozuklukları ,İstemsiz hareketler, kasılmalar ,Dalma atakları ,Yürüme bozuklukları ,Ellerde titreme ,Göz kapağı düşüklüğü ,Yüzde uyuşma ve şekil bozukluğu ,Unutkanlık ,Davranış değişiklikleri ,Uyku bozuklukları ,Felç durumları Bel ve boyun ağrıları

Nörolojik muayene

Nörolojik bir hastalıktan ya da bozukluktan şüphelenilmesi durumunda öncelikli olarak hastanın ayrıntılı öyküsü alınır ve fizik muayene yapılır. Gerekli olması durumunda Bilgisayarlı tomografi (BT), Elektroensefalografi (EEG), Elektromiyografi (EMG), Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ya da Pozitron emisyon tomografi (PET) gibi görüntüleme testlerinden de yararlanılabilir.

Göz Hastalıkları

Göz sağlığı, yaşam kalitesi açısından oldukça büyük öneme sahiptir. Bazı göz hastalıkları erken dönemde tedavi edilmediklerinde ilerleyerek görme kaybına varan kalıcı hasarlara neden olabilir. Bu nedenle düzenli göz muayenesi yaptırmak ve gözlerdeki olası hastalıkları ilerlemeden tespit etmek büyük önem taşır. Sağlıklı insanlar yılda bir kez göz taramasından geçmeli, göz sağlığına ilişkin herhangi bir şikayeti bulunanlar Göz Sağlığı ve Hastalıkları bölümüne muayene olmalıdır.

 

Ortopedi ve Travmatoloji

Hastanemizde; diz, kalça, bel, omuz, el, el bileği, dirsek, ayak ve ayak bileği problemlerinin cerrahi ve cerrahi dışı tedavileri Ortopedi ve travmatoloji ekibimiz tarafından başarı ile yapılmaktadır.

DİZ EKLEMİ

Hastalarımızın ortopedi kliniğimize en fazla başvurma sebebi; diz ile ilgili problemlerdir. Bunun nedeni ise, diğer eklemlere kıyasladığında diz ekleminin en fazla yüke maruz kalan eklem olmasıdır. Eklem kıkırdak bozuklukları, menisküs yırtıkları, bağ yaralanmaları diz ekleminde sık rastlanan problemlerdir. Bu problemler ise; ağrı; şişlik, takılma hissi, boşluk hissi gibi şikayetlere neden olur. Bu şikayetler, normal diz ekleminde olmaz. Olması ise; en kısa zamanda bir ortopedi doktoruna başvurmaya zorlu kılar. Günümüz gelişmiş ortopedik tedavi yöntemleri,

• Menisküs yırtığı ve problemleri kapalı cerrahisinin
• Diz çevresi kırıkları ve çıkıklarının cerrahi ve cerrahidışı tedavisinin
• Gonartroz (diz kireçlenmesi) tedavisinin (diz protezi gibi) yüksek başarı oranıyla yapılmasını mümkün kılmakta.

KALÇA EKLEMİ

Ağrısız ve hareketleri rahat bir kalça eklemi, yaşam kalitesinin olmazsa olmazıdır. Kırıklar çıkıklar, enfeksiyon, kemik erimesi ve eklem artrozu (kireçlenme) en sık rastlanan kalça sorunlarıdır. Kalça eklemi hareketleri kısıtlığı ve kareketle ağrı, normal bir kalçada rastlanmayacak şikayetlerdir. Bu şikayetlerden herhangi birinin varlığında ortopedi doktoruna danışma gerekliliği ortaya çıkar. En sık tedavi edilen kalça eklem problemleri şunlardır:

Çocuklarda görülen doğuştan kalça çıkığı
Doğuştan kalça çıkıklığı nedeniyle ortaya çıkan sakatlıklar; çocuk ve yetişkin kalça kırıkları
Çocuk kalça kırıkları
Yetişkin kalça kırıkları
Kalça eklemi ve kıkırdak problemleri (kireçlenme)

OMUZ EKLEMİ

Omuz eklemi, kolumuzu koordinasyon içinde kullanmamızda en önemli eklemdir.

Ağrı, kolumuzu kaldırmama, güçsüzlük normal bir omuzda olmaz. Bu şikâyetler varlığında bilekte ise elimizi ve kolumuz görevini tam yapamaz. Bu durumda bir ortopedi uzmanına danışmak zorunlu hale gelir. Omuz ekleminde en sık tedavi edilen sorunlar şunlardır.

Omuz kırıkları
Omuz çıkıkları
Omuz kas yırtıkları
Omuzda sıkışma
Omuz eklemi artrozu (kireçlenmesi)

EL VE EL BİLEĞİ

El ve el bileğinde irili ufaklı tam 27 tane kemik bulunmaktadır. Dolayısıyla tedavi son derece dikkat ve ihtimam gerektiren hassas bölgelerdir. El ve el bileğinin en sık tedavi gerektiren problemleri şunlardır.

Parmak, el ve el bilek kırıkları ve çıkıkları
Parmak, el ve el bilek çıkıkları
Kas ve tendon yaralanması
Parmak, el ve el bilek kesikleri

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik tedavi ve rehabilitasyon, doğuştan ya da sonradan edinilmiş, kas, sinir ve iskelet sistemi problemlerinin yanı sıra, nörolojik hastalıklar, ortopedik problemler, fıtık, felç, travma, ağrı, kireçlenme, ameliyatlardan sonra gelişen fonksiyon bozuklukları ve diğer hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan hareket kısıtlılıklarının tanı, tedavi ve önleyici tedavisi ile ilgilenen bir uzmanlık dalıdır. Her kişide farklı olarak gelişebilen fonksiyon ve hareket kayıplarının tedavisi için, fizik tedavi uzmanı hekimler tarafından hastalara pek çok farklı tedavi şekli uygulanır.

Tedavide amaç, farklı hastalıklar ve yaralanmalar sonucu meydana gelen bozukluğun ve hastanın yaşam kalitesinin düşmesine sebep olan durumun ortadan kaldırılması, bağımsız hareket potansiyelinin artırılması, var olan ağrı ve yakınmaların giderilmesidir. Ayrıca spor aktiviteleri sırasında meydana gelen, incinme ve yaralanmalardan sonra hastalarda oluşan hareket kısıtlılığının giderilmesi için de modern rehabilitasyon teknikleri, uzman fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi tarafınca uygulanır.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Nedir?

Fizik tedavi ve rehabilitasyon; kişinin yaşamını ve hayat kalitesini etkileyen engellilik durumunun iyileştirilmesi ve ortadan kaldırılması için multidisipliner yaklaşım ile yani diğer tıp branşları ile birlikte çalışan, hastanın sosyal hayatına etkin bir şekilde geri dönmesi için çalışan tıp bilimidir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümüne yatan ya da ayaktan gelen hastaya özel durumu göz önünde bulundurularak en uygun tedavi seçeneği uygulanır. Kalıcı ve hareket kısıtlılığı yaratan hasarlanmalara bağlı olarak gelişen fonksiyon kapasitesinin belirlenmesi ve giderilmesi için termoterapi olarak tanımlanan ısı uygulamaları, kriyoterapi yani soğuk uygulamaları, su ile tedavi, elektrik akımları ile tedavi, fototerapi, mekanoterapi ve ilaçla tedavi gibi pek çok yöntem ve teknolojik gereç kullanılır. Kas ve iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra, ortopedik girişimler sonrası uygulanan ortopedik rehabilitasyon, inme sonrası gelişen hareket bozuklukları, yüz felci, sinir hasarlanmaları sonrasında nörolojik rehabilitasyon, doğum sırasında gelişen rahatsızlıklar için pediatrik rehabilitasyon uygulanır. Sinir kesisi, kırık ve benzeri problemler için yapılan el cerrahisi sonrası rehabilitasyon ile yanıklara bağlı olarak gelişen hareket bozukluklarının rehabilitasyonu da fizik tedavi uzmanları tarafından gerçekleştirilir.

 

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ne ile İlgilenir?

Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümü, hastalarda var olan ağrıların ve inflamasyonun giderilmesi, kan dolaşımının sağlanması, ilaç gereksiniminin azaltılması, duruş bozukluklarına bağlı olarak gelişen problemlerin ortadan kaldırılması ile ilgilenir. Bölümün hekimleri, hastaya ve hastalığa özel programlar oluşturur, tedavi düzenler ve uygular. Kemik erimesi, karpal tünel, kübital tünel, boyun ve bel fıtığı, tetik parmak, SMA hastalarıyla birlikte lenfödem olarak bilinen lenf nodülleri alınan hastalar ve radyoterapi alan, meme kanserine bağlı olarak mastektomi yapılan hastalar fizik tedavi ve rehabilitasyondan destek alır. Eklem içi ve yumuşak doku enjeksiyonları, PRP uygulamaları, nöroterapi, mezoterapi ve kuru iğne ile ağrı tedavisi gibi pek çok yöntem ile hareket kısıtlılığına yol açan durum veya durumların ortadan kaldırılması ve kişinin normal hayatına dönmesi hedeflenir.

Genel Cerrahi

Genel cerrahi, vücutta sistemik ve yerel sorunların cerrahi yöntemlerle tedavisi yanında, genel prensipler (yara iyileşmesi, yaralanmaya metabolik ve endokrin cevap gibi) konuları içeren ve gelişimleri açısından pek çok cerrahi ve temel tıp dalını etkilemiş bir teknik disiplindir.

Cerrahi, tıbbın en eski dallarından biri olup ilaçla ya da diğer tedavi yöntemleriyle iyileştirilemeyen hastalıkların, yaralanmaların, vücuttaki yapı bozukluklarının ameliyatla onarılması ya da hastalıklı organ yada dokuyu kesip çıkarılarak doğal ve uygun şekline dönüştürülmesi esasına dayanır.

Ameliyat türleri çoğunlukla organ veya bağlı bulunduğu sistemin adı ile anılmaktadır. Guatr (tiroid bezi), meme, yemek borusu (özofagus), mide, ince barsak, kalın barsak, rektum, anüs, fıtıklar, karaciğer, safra kesesi, safra yolları, endoskopik ve laparoskopik cerrahi girişimleri Genel Cerrahi alanına girmektedir. Sistemlere göre ayrıldığında ise; guatr ameliyatları, meme ameliyatları, yemek borusu, mide, onikiparmak barsağı, ince barsak, kalın barsak, rektum ve anüs bölgesi ameliyatları, karaciğer ve fıtık ameliyatları Genel Cerrahi'nin kapsamına girer. Genel Cerrahi bazı olgularda sadece ameliyat ile değil koruyucu hekimlik ile ameliyattan korunmayı da hedefler.

Genel Cerrahi Bölümü, ilgi alanın genişliği nedeni ile birçok disiplin ile işbirliği içinde ve eş güdümlü olarak çalışmaktadır. Genel Cerrahi hastalarının büyük bölümünü çeşitli tipte kanser vakaları oluşturur.

Genel Cerrahi'nin bir diğer ilgi alanı da travmatolojidir.  Özellikle şiddetli çoklu organ yaralanmalarında,  tıp dallarının eşgüdümünü Genel Cerrahi Bölümü üstlenmektedir.

Hastanelerimizin Genel Cerrahi Bölümleri'nde toplum sağlığının geliştirilmesi konusundaki sosyal sorumluluk bilinciyle, kalınbağırsak kanseri ve meme kanserinin erken tanısı için tarama ve detaylı takip programları da yapılmaktadır.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Pediatri olarak da bilinen çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümü, doğumdan ergenliğe kadar uzanan süreç içinde yer alan bireylerin tanı, takip ve tedavisi ile ilgilenen bilim dalıdır. 0 ile 18 yaş arasında, çocuk olarak tanımlanan kişilerin doğumsal hastalıkları, doğum sonrası düzenli olarak uygulanması gereken aşı takibi, mental, fiziksel ve motor gelişimi pediatri hekimlerince takip edilir. Bu süreçte yapılan rutin muayenelerde bebeklerin boy, kilo, beslenme ve benzeri gelişiminin yanı sıra günlük yaşam becerilerinin, ifade ve anlamalarının gelişimi, nörolojik ve psikolojik gelişimleri gibi pek çok süreç kontrol ve takip edilir. Henüz iletişim becerisi gelişmemiş bebeklerin hastalıklarının zorlu tanı ve tedavisi ile ilgilenen hekimler, çocukluk döneminde bulunan bireylerin muayenelerini ise onların psikolojilerini göz önünde bulundurularak yapar. Çocuk sağlığı ve hastalıkları hekimleri 6 yıl tıp fakültesi eğitimi aldıktan sonra 4 yıl da pediatri bölümünde ihtisas yaparlar. Çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümünün pek çok yan dalı da mevcuttur. Bu dallarda uzmanlaşan pediatristler, ek eğitim sürecinden geçerler.

 

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Tıp Merkezimizde Kadın Hastalıkları ve Doğum ile ilgili genel tanı ve tedavi hizmetlerinden başlayarak, menopoz ve osteoporozdan, doğum kontrol yöntemlerine, riskli ve normal gebeliklerin takibine, jinekolojik kanserlerin tanı ve tedavisinden, ağrısız doğum ile hizmet vermekteyiz.

Hastalarımız tüm sağlık ihtiyaçlarının karşılandığı, ulusal standartlarda tıbbi tanı ve tedavi hizmetleri aldıkları ve merak ettikleri konularda  bilgilendirildikleri bir sağlık sürecinin parçası oluyorlar.

Genel Jinekoloji Hizmetleri

Ergenlikten başlayarak, menopoz dönemine kadar her yaştan kadının, tüm sağlık sorunlarının tanı ve tedavisinin yapılarak, rutin kontroller ile önleyici hekimlik uygulamalarının da başarıyla gerçekleştirildiği poliklinik hizmetleri veriliyor.

Kadın Hastalıklarına neden olan enfeksiyonlar başta olmak üzere, kasık ağrısı, adet düzensizliği, jinekolojik kanserlerin erken teşhisi için ultrasonografi incelemeleri, PAP-smear testi,   rutin jinekoloji muayeneleri polikliniğimizde yapılmaktadır.

Acil Servis

Ani gelişen ve kişinin hayatını ya da hayatın bütünlüğünü tehdit eden durumlar acil sağlık durumları olarak tanımlanmaktadır. Uluslararası Acil Tıp Federasyonu’na göre akut gelişen hastalıklar ya da yaralanmalar, acil tıbbın müdahale edeceği konular olarak belirtilmekle birlikte birçok ülkede mevcut ortak sorun, acil servislerde oluşan hasta yoğunluğudur.Dünyada, Acil Servislere başvuran hasta sayılarının Acil Servis kapasitelerini aşması nedeniyle triyaj kavramı ortaya çıkmıştır. ​​

Triyaj Nedir?

Triyaj kelimesi, İngilizce “Triage” ve Fransızca “Trier” kelimelerinden köken alır ve “ayırma, sınıflandırma, öncelik belirleme” anlamlarına gelir. Triyaj, tıbbi müdahaleye ihtiyacı olan kişilerin müdahale önceliklerinin belirlenmesi işidir. Acil Servislerde tüm dünyadaki güncel uygulama, öncelikle hastaların triyajının yapılmasıdır. Acil Servis girişlerinde yapılan efektif bir triyaj sayesinde yoğun anlarda kritik durumdaki hastaların müdahalesi gecikmeden yapılabilmektedir. Triyaj işlemi sayesinde öncelikle durumu kritik olan hastalar gereken muayene ve tedavi ihtiyaçlarına mümkün olan en kısa sürede ulaşmakta, ayrıca hastaneler de bu sayede kaynaklarını etkin şekilde kullanmaktadırlar.

Etik Life Tıp Merkezi Acil Servisi’nde T.C. Sağlık Bakanlığı’nın ilgili Yönetmelikleri ve Tebliğleri gereği triyaj uygulaması yapılmaktadır. Hastanemizde tüm Acil Servis personeli triyaj eğitimi almıştır ve bu eğitimler periyodik olarak tekrarlanmaktadır.

Acil Servisler hastanelerin aynalarıdır. Hastanelerde gerçekleşen tüm hasta karşılama, tanılama, yatış, operasyon, yoğun bakım, taburculuk, kısacası tüm tanı ve tedavi süreçleri acil servislerde vardır ya da iç içedir. Ayrıca Acil Servisler, hastanelerin 24 saat boyunca durmaksızın işleyen ünitelerinden biri olması nedeniyle kesintisiz olarak hastaneye başvuran acil hastalara gereken tüm tıbbi ve sosyal hizmetleri verebilecek düzeyde yapılanmış olmalıdırlar.

Acil Servis’e gelen hastaların geliş sebepleri genellikle beklenmeyen rahatsızlıklar olduğundan, hastalar geliş şikayetlerinin dışında ayrıca endişelidirler. Bu endişe, sebebini bilmediği bir durumun onu bilmediği bir yere ve bilmediği insanlara götürmesidir. Acil Servislerin, mekan olarak hastaların kendilerini rahat ve güvende hissetmelerine yardımcı olacak şekilde dizayn edilmiş olmaları gerekmektedir. Acil Servislerde çalışan doktor, hemşire, idari personel ve yardımcı sağlık personelinin de hastaların bu olası endişelerini ortadan kaldırmaya yardımcı olacak şekilde davranışlar sergilemesi gerekmektedir.

Etik Life Tıp Merkezi Acil Servisi, konusunda uzman tecrübeli kadrosu, teknolojik ve tıbbi altyapısı, özgün mimarisi, fonksiyonel dizaynı ve hastane içerisindeki fiziksel konumlandırılması ile ilk anda göze çarpan bölümlerden biridir. Etik Life Tıp Merkezi Acil Servisi, fonksiyonel mimarisi sayesinde hem hastalarımız hem de çalışanlarımız açısından çeşitli kolaylıklar sunmaktadır. Acil Servis’te hastaların muayene ve tedavilerinin yapıldığı 3 muayene odası, 1 cerrahi müdahale odası ve 6 yataklı bir gözlem salonu bulunmaktadır. Ambulans ve yaya girişleri için iki ayrı girişi bulunan Acil Servis’te minör travmalara, kesi ve yaralanmalara, ortopedik acil durumlara müdahale etmek üzere düzenlenmiş ve küçük cerrahi işlemlerin yapılabildiği ayrı bir girişim odası bulunmaktadır. Buna ek olarak kritik durumda olan hastalar ve ağır travmalı hastalar gerektiğinde acil girişim için düzenlenmiş canlandırma odasında uygulanan yeniden canlandırma işlemlerinin yanısıra gerektiğinde her türlü acil girişim de yapılabilmektedir. Özel durumları ya da hastalıkları olan hastalar için ayrıca bir izlem odası mevcuttur. Özel enfeksiyonları olabilecek hastalarımız Acil Servis’te bulunan negatif basınçlı izolasyon odasına alınırlar. Etik Life Tıp Merkezi Acil Servisi’nin, Radyoloji bölümüyle olan komşuluğu sayesinde Acil Servis’e gelen hastaların en kısa sürede görüntüleme tetkiklerinin yapılabilmesini sağlamaktadır. Yoğun Bakım Üniteleri, Anjiografi Ünitesi ve Ameliyathaneler ile de yakın komşuluğu ve özel koridorlarla bağlantısı da fonksiyonel bir kolaylıktır.

Etik Life Tıp Merkezi’nin tüm birimlerinde olduğu gibi Acil Servis’te de hastaların laboratuvar numuneleri Pnömatik Tüp Transfer Sistemi (PTTS) aracılığı ile barkodlu olarak laboratuvara gönderilmektedir. Etik Life Tıp Merkezi Radyoloji bölümünde bulunan PACS sistemi sayesinde radyolojik görüntüler çekildiği anda filmlerin basılmasına gerek olmadan doktorlar tarafından bilgisayar ekranlarından incelenebilmektedir. Acil Servis’te verilen tüm hizmetler, Etik Life Tıp Merkezi kalite ve akreditasyon standartları çerçevesinde hazırlanan işleyiş prosedürlerine uygun olarak verilmektedir. Hastane bünyesinde verilen hizmetiçi eğitimler ile tüm personelin kendisini geliştirmesi sağlanmaktadır.

Yağlar Diyetisyen Ayşenur ÖLMEZ
Proteinler Diyetisyen Ayşenur ÖLMEZ
Mezoterapi Dr. Ömer Harun
Buz Lazer Estetisyen Gülçin Çalışkan
Epilasyon Estetisyen Gülçin Çalışkan
Gıdı Mezoterapisi Dr Ömer Harun
Saç Mezoterapisi Dr. Ömer Harun
Medikal Estetik İşlemleri Dr. Ömer HARUN
Çocuklar için Diş Bakımı Nasıl Olmalıdır? Dt. Mesut Saed
Endoskopi ve Kolonoskopi Op. Dr. Hakan Yıldız
Makat Bölgesi Hastalıkları Op.Dr. Hakan Yıldız
Seröz Otit Nedir? Nasıl Tedavi Edilir? Op. Dr. Hasan Hayri Kaplan

Opr. Dr. Cihan EŞİTKEN

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

Opr. Dr. Emrah ORHAN

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

Uzm. Dr. Zafer Melih KÜLTÜR

İÇ HASTALIKLARI

Op. Dr. Hakan YILDIZ

GENEL CERRAHİ

Uzm. Dr. İshak NESİMİ

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI

Op. Dr. Hasan Hayri KAPLAN

KULAK BURUN BOĞAZ

Op. Dr. Metin ÇAKIRKAYA

ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ

Uzm. Dr. Ayşegül GÜLER

FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON

Uzm. Dr. Ferda AYDOĞDU

FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON

Yrd. Doç. Dr. Mehmet GÖKTEPE

RADYOLOJİ

Op. Dr.

GÖZ SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI

Uzm. Dr. Nuray ÇETİNKOL

ANESTEZİ VE REHABİLİTASYON

Uzm. Dr. Abdurrahman TOPAK

DERMATOLOJİ

Uzm. Dr. Mehmet Mustafa UFACIK

NÖROLOJİ UZMANI

Dt. Mesut SAED

AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI

Uzm. Dr. Sevil KAPUCU

TIBBİ BİYOKİMYA

Dr. Zeynel YURTSEVEN

ACİL SERVİS

Dr. Ömer Harun SÜZEN

ACİL SERVİS

Dr. Önder SELÇUK

ACİL SERVİS

Dyt Ayşenur ÖLMEZ

BESLENME VE DİYET

Gülçin ÇALIŞKAN

MEDİKAL ESTETİK

Blog

Kurumumuza ve sağlık sektörüne dair, yeni ve güncel gelişmeleri buradan takip edebilirsiniz

Esenyurt Kanal Tedavisi

Bazı durumlarda kişilerin kök kanallarında bazı organizmalar ve bakteriler bulunur. Bu organizma ve bakteriler diş sorunlarına neden olur. Bazı durumlarda diş yapısına bağlı olarak farklı tedaviler uygulanabilir. Esenyurt kanal tedavisi, bu işlemlerden biridir. Kanal Tedavisi Nedir? Belirtileri Nelerdir? Kanal tedavisi; bir dişin enfekte olmuş veya hasar görmüş köklerinin çıkarılmasını içeren bir prosedürdür. Kök kanalı ciddi şekilde enfekte olduğunda, di artık kurtarılamaz hale gelirse Esenyurt kanal tedavisi uygulanabilir. Sıcak/soğuk yiyecek ve içecek yerken ağrı duymak; Isırma ve çiğneme halinde ağrı hissetmek; Yanak ve çenede şişme; Diş renginde koyulaşma görülebilir. Kanal tedavisi; enfekte olmuş bir dişin temizlenmesi, çürümüş veya hasar görmüş köklerin çıkarılmasını ve boşluğun dişi sağlıklı tutmaya yardımcı olacak bir malzemeyle doldurulması içeren bir prosedürdür. Kanal Tedavisi Nasıl Yapılır? Kök kanalları, en yaygın diş prosedürlerinden biridir. Genellikle bir dişle ilgili sorunu düzeltmek veya bir tümörü çıkarmak için gereklidir. Bir kök kanalı, bir diş hekimi tarafından, bir endodontist matkabı ve özel aletler kullanılarak yapılır. Prosedürün amacı; dişin kendisi de dahil olmak üzere, tüm kök kanal sistemini çıkarmaktır. Bunun yanında kanal tedavisi yaptırmadan önce, bilmeniz gereken birkaç şey var. İlk olarak, diş hekimi dişinizin etrafındaki alanı uyuşturmak için bir anestezi kullanacaktır. Anestezi kullanmak, çok daha az rahatsız edicidir. Diş hekiminizle önceden bir randevu ayarlayarak, tedavinize yeterince hazırlanmaları için, yeterli zaman tanımalısınız. Tüm diş ihtiyaçlarınız böylece karşılanmış olur. Kanal Tedavisi Riskleri ve Yan Etkileri Var mı? Kanal tedavisiyle ilgili bazı riskler ve yan etkiler vardır ancak, bu işlemi yaptırmanın faydaları, risklerinden daha fazladır. Enfeksiyon, aşırı kanama ve diş kaybı en yaygın riskler arasındadır. Baş ağrısı veya mide bulantısı yan etkiler önemsizdir. Bazı durumlarda felç gibi ciddi durumlar oluşabilir. Bunun yanında kanal tedavisiyle ilişkili bazı riskler ve yan etkiler vardır ancak, bunlar genellikle önemsizdir ve uygun bakımla yönetilebilir. Düzenli temizlik ve kök kanal tedavileri dahil uygun diş bakımı, bu riskleri en aza indirebilir. Bunun yanında her türlü diş sağlığı ve bakımı için, Esenyurt kanal tedavisi hizmeti veren hekiminize başvurarak, kafanızdaki sorulara cevap, sorunlarınıza çözüm bulabilirsiniz.

Esenyurt Diş Temizleme

Dişlerinizi temiz ve sağlıklı tutmak için, düzen diş bakımı yaptırmak önemlidir. Diş hekimleri, ağız hijyeni alışkanlıklarınıza bağlı olarak diş temizliği önerir. Diş sağlığınız ve bakımı için Esenyurt diş temizleme işlemi, profesyonel şekilde gerçekleştirilir. Profesyonel Diş Temizliği Nedir? Diş fırçalamak, ağız sağlığınız için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biridir. Ancak profesyonel diş temizliği, dişlerinizin güzelliğini ortaya çıkarırken, daha bakımlı ve sağlıklı görünmesini sağlar. Diş çürüğü, diş eti hastalığı ve diğer ağız sağlığı sorunlarını riskinde azalması için, diş temizliği önemlidir. Bu yüzden belirli periyodlarla Esenyurt diş temizleme hizmetlerinden yararlanabilirsiniz. Diş Temizliği Yaptırmanın Faydaları Nelerdir? Diş temizliği, ağız sağlığınızı iyileştirmeye yardımcı olabilecek, rutin bir prosedürdür. Bu yüzden belirli zamanlarda diş temizliği yaptırmanın birçok faydaları vardır. Dişlerdeki tartar ve diğer plakların giderilmesine yardımcı olur. Dişlerin daha parlak ve temiz görünmesini sağlar. Diş eti sağlığını iyileştirmeye ve diş çürümesi riskini azaltmaya yardımcıdır. Diş ağrısını hafifletmeye yardım eder. Diş hekimi ziyaretleri konusunda gergin olan kişiler için, huzur ve sakinlik duygusu sağlayabilir. Diş plakları sağlığınız için zararlı olabilir ve diş çürümesine yol açabilir. Diş temizliği plağı çıkarabilir ve dişlerinizi sağlıklı tutmanıza yardımcı olabilir. Diş temizliği aynı zamanda; ağız kokusunu azaltmaya, temiz bir gülümseme sağlamaya ve kendinize olan güveninizi artırmaya yardımcı olur. Diş Temizliği Ne Sıklıkla Yaptırılmalı? Uygun ağız hijyeni, genel sağlık için önemlidir. Diş hekimleri, çok fazla şeker ve diğer rafine karbonhidratlar tüketen kişiler için, yılda en az 2 kere profesyonel diş temizliği önerir. Bununla birlikte çoğu insanın, özellikle düzenli olarak fırçalayıp diş ipi kullandıkları takdirde, dişlerini yılda yalnızca iki kere profesyonel temizlik yaptırması gerektiği unutulmamalıdır. Aynı zamanda düzenli profesyonel diş temizliği, her 6 ayda bir yapılmalıdır ancak, sizin için en uygun sıklık konusunda, Esenyurt diş temizleme konusunda profesyonel hizmet sunan diş hekiminize ve ağız sağlığı uzmanınıza danışmanız önemli olacaktır. Profesyonel diş temizliğinin, evde yapılan temizlik yöntemlerine göre daha fazla plak ve bakteriyi ortadan kaldırması önemlidir. Bu da diş çürümesini ve diğer ağız sağlığı sorunlarını önlemeye yardımcı olacaktır.

Diş Eti Kanaması Neden Olur?

Diş etleri çeşitli sebeplerden ötürü hastalanır ve bazı olumsuz durumlar oluşmaya başlar. Özellikle diş eti kanaması neden olur, nasıl tedavi edilir, belirtileri nelerdir gibi konular merak edilir. Diş Eti Kanaması Nedir? Sebepleri Nelerdir? Diş eti kanaması, sıklıkla karşılaşılan diş sağlığı sorunlarından biridir. Diş eti kanaması neden olur konusunda ilk göze çarpan başka sağlık sorunlarına da işaret edebileceğidir. Diş etlerinin çok sert fırçalanması ve doğru oturtulmayan takma dişler ara sıra da olsa, diş etlerinin kanamasına sebep olur. Ancak bazı diş eti kanamaları ciddi sonuçlar oluşturabilir. Diş etinin enfeksiyon kapması; Kan kanseri (lösemi); Vitamin eksikliğinin oluşması; Pıhtılaşma eksikliği gibi sebepler de diş etlerinin kanamasına neden olur. Dişlerinizi fırçaladığınızda, diş fırçanızın üzerindeki plak ve bakteriler, diş etlerini sıyırmaya başlar. Bu da zamanla diş etlerinin kanamasına ve diş sağlığı sorunlarının oluşmasına neden olur. Diş Eti Kanamasının Belirtileri Nelerdir? Diş eti kanaması, pek çok şeyin işareti olabilir ancak, genellikle bir tür tıbbi sorun göstergesidir. Diş eti hastalığı veya kanser gibi diş etleriyle ilgili bir sorunun sonucu olabilirler veya diş etlerine yakın kan damarlarında bir sorun olduğunun işareti olabilir. Diş etlerinin kabarması ve Ağız ve diş etlerinde ağrı oluşması belirtileri arasındadır. Bunun yanında diş eti kanamasının ana nedenlerinden biri, diş eti çizgisinde oluşan plaklardır. Bu durum, diş eti enfeksiyonuna ya da iltihaplı diş etine neden olur. Dişlerden temizlenmeyen plaklar, zamanla sertleşir ve tartar oluşumuna neden olur. Diş Eti Kanaması Nasıl Tedavi Edilir? Diş eti kanaması yaygın bir sorundur ve diş eti kanaması neden olur konusunun yanında, tedavisi anlamında herkese uyan tek bir çözüm bulunmaz. Tedavi, kanamanın nedeni ve kişinin semptomlarına bağlı olarak değişir. Denenebilecek tedaviler arasında; gargaralar, ağrı kesici ilaçlar ve geçici diş tıkaçları ya da köprüler yer alır. Bunun yanında ilk aşamada, kanamanın nedeni bulunmalıdır. Diş çürüğü ya da sallanan bir dişten kaynaklanıyorsa, dişin çekilmesi gerekebilir. Kanama; dudağınızdaki bir kesi gibi küçük bir yaralanmadan kaynaklanıyorsa, durulamak ve buz torbasıyla basınç uygulamak yeterlidir. Diğer yandan kanamanın şiddetli ve ağrılı olması durumunda diş hekiminize başvurmanız ve gerekli tedavi prosedürünün uygulanmasını istemeniz önemlidir.

Epilepsi Nedir?

Epilepsi nedir; Beyindeki nöronlarda kontrolsüz boşalma olarak bilinen Epilepsi hastalığı halk arasında sara hastalığı olarak da bilinmektedir. Kişinin istem dışı hareket etmesi, belirli bir uzvunun deşarj olması durumu Epilepsi hastalığıdır. Belirli dönemlerde nöbetler geçirerek, hasta önlenemez bir şekilde sarsıntılar geçirir, el, ayak ve baş bölgesindeki hareketleri kontrol edemez. Epilepsi Belirtileri Nelerdir? Epilepsi nedir; hastalığın başlama nedenleri genellikle aileden genel genler, menenjit geçirmiş olması ve beyin dokusunda hasarlar görülmesidir. Erken yaşlarda fark edilmeyen Epilepsi ileride kişinin toplum içinde zorluk çekmesine neden olur. Epilepsi belirtileri sıklıkla kişinin vücut hareketlerinde gözlemlenir. Çocuklarda şuur kaybı ve sabit bir noktaya bakma hastalığın belirtileri arasında yer alır. Vücutta meydana gelen ani kasılmalar ve titremeler; Ani şuur kaybı; Hızlı göz kırpma; Ses ve konuşmalara tepki vermeme; Kol, bacak ve baş bölgesinde önlenemez sallantı; Seri baş sallama ve titreme; Sabit bir noktaya bakma; Nöbet geçirmeden önce de görülebilen belirtiler arasında olan Epilepsi belirtileri, çocuklarda iyi bir gözlemle ortaya çıkabilmektedir. Epilepsi Neden Olur? Epilepsi nedir; Epilepsi rahatsızlığı tamamen beyinden gelen sorunları temsil etmektedir. Nöronların ani boşalma ihtiyacı yaşamasındaki neden, sağlıklı bir sinir sisteminin oluşmamasından kaynaklıdır. Bu çocuklukta yaşanan hastalıklardan kaynaklı beyin zarı iltihabının oluşması veya beyindeki bir fonksiyonun kaybından da kaynaklanabilir. Ailede Epilepsi tanısı olan birinin de genlerinden kaynaklı çocukta bu rahatsızlık gözlemlenebilir. Kişi vücut hareketlerini kontrol edemediği gibi şuur kayıplarında bayılmalar da gözlemlenebilir. Epilepsi nöbeti sırasında çevresindeki kişinin doktorun söylediklerine göre hareket etmesi oldukça önemlidir. Epilepsi Nöbeti Neden Olur? Epilepsi nöbetindeki tetikleyici faktörler beyin uyaranlarıdır. Beynin büyük bir bölümü nöronların sinir uçlarına sinyal göndermesini etkileyecek fonksiyonlarını kaybetmiştir. Yani kişi stresli, sıkıntılı ve gergin olduğunda Epilepsi nöbeti açığa çıkabilmektedir. Nöbetler her zaman kriz şeklinde görülmez, kişinin fiziksel fonksiyonlarını özellikle kas sistemini kontrol edemediği şekilde de görülebilir. Kelime tekrarlama veya tepkisizlik gibi durumlar da Epilepsi nöbeti olarak tanımlanır. Uyku sırasında meydana gelebilir, 5 ile 20 saniye aralığında değişiklik gösterebilir.

Alzheimer Nedir?

Alzheimer nedir; beyindeki belirli fonksiyonların kaybolmasıyla, kişinin hafızasında değişiklikler gözlemlenir. Hatırlamada zorluk, unutkanlık, bellek kaybı görülmesiyle seyreder. Genellikle zamanla ilerleyen ve kişinin tedavi edilmemesi durumunda hızlı bir şekilde kendi yaşantısını ve çevresindekilerinin yaşantısını etkileyen sorunlar yaşanmasına neden olmaktadır. Alzheimer Neden Olur? Alzheimer nedir; beyindeki sinir hücrelerinde protein birikmesi sonucunda oluşan bir hastalıktır. Genellikle 65 yaş üstü insanlarda görülen, çok nadir 40 yaş ve üzerinde erken Alzheimer tanısı konulan insanlar bulunmaktadır. Alzheimer’ın olma nedenleri ise beyin hücrelerinin ölmesi, kalıtımsal faktörler, sinirsel ileti bozuklukları ve zehirli maddelerin sinir uçlarına zarar vermesi olabilir. Alzheimer hastaları fiziksel ve zihinsel birçok fonksiyonlarını zamanla kaybedebilmektedir. Bunun en temel nedenleri kişinin beynindeki sinirsel iletinin yavaşlaması ve bozularak ilerlemesidir. Kalıtsal nedenler bulunmuyorsa, kişinin Alzheimer olmasında etkili olan faktörler genellikle beyin sinirlerine zarar verecek bir yaşam tarzıdır. Az su tüketiminden, alkol ve sigara kullanımına kadar birçok etki kişinin ileriki yaşlarda Alzheimer olmasına neden olabilecek bağlantılardır. Alzheimer Belirtileri Nelerdir? Alzheimer ne yazık ki kişinin kendisinin fark edebileceği bir durum olmayabilir. Çevresindeki insanların gözlemi sonucu açığa çıkabilmektedir. Ancak erken tanı için mutlaka düzenli kontrollere gidilmesi ve kişinin sinir sistemi hakkında bilgi alabilmesi önemlidir. İsim unutma; Para üstünü almayı unutma; Yemeğin altını açık unutma; Ailedeki yakın bireyleri unutma ve karıştırma; Kafa karışıklığı; Zamanı belirleyememe; Gün, hafta ve ay karıştırma; Günlük aktivitelerini hatırlamama ya da yerine getirememe; Genel olarak unutma Alzheimer belirtisidir. Ancak insanlarda erken dönemde fark edilebilecek tuhaflıklar ev yaşantısındaki gözlemlerle ortaya çıkacaktır. Kişinin evde odaları karıştırması ya da tuvaleti bulamaması durumları Alzheimer belirtisi olarak görülmektedir. Alzheimer Tanısı Nasıl Konulur? Alzheimer nedir; bellek kaybı olarak bilinen Alzheimer, özellikle kişinin konuşma zorluğundan, göz hareketlerinden ve refleksleri üzerinden muayene edilerek tanı konulmaktadır. Kelimeleri hatırlamama ya da konuşmada güçlük çekmek, zaman ve mekan karıştırma, görüntüleri algılamada sorunlar yaşaması, yazıları okumada zorluklar doktor tarafından muayene edilerek teşhis konulmasında etkili olur. Tabi hasta yakının hasta ile ilgili verdiği bilgilerde önemlidir.

Kök Hücre Nedir?

Kök hücre nedir; canlıların yaşantısında organizmaların oluşmasında etkili olan kök hücre, deri, saç, kemik, organ oluşumunda önemli bir rol oynamaktadır. Kök hücreler, vücutta belirli bölgelerde bulunan ve DNA sarmalını da içinde barındıran kişiye has genleri de taşımaktadır. Doku, organ ve yapının yenilenmesinde önemlidir. Kök Hücre Tedavisi Nedir? Kök hücre tedavilerinde genellikle rahatsızlığın ne olduğuna bakılarak ilerlenmektedir. Örneğin yaralanmalarda ve doku kayıplarında kullanılan kök hücre ile saç dökülmelerinde kullanılan kök hücre aynı değildir. Saç dökülmesinde kullanılan kök hücreler, saçın yapısının özelliklerini taşıyan ve saçın yeniden çıkmasında etkili olan bir hücre yapısına sahiptir. Kök hücre nedir; hücre yapısı hasarlı bölgenin iyileşmesi için DNA kodlarını taşıyan önemli bir yapı taşıdır. Canlılarda vücut yapısındaki dokunun özelliklerini taşır ve vücudun ihtiyacı olduğu anda devreye girerek rahatsızlığın ortadan kalmasını sağlar. Bazı durumlarda dışarıdan müdahale ile kök hücre nakli gerçekleştirilerek, hasarlı olan bölgenin yenilenmesi sağlanacaktır. Kök hücrenin doğuştan gelen metabolizma ve enzimatik belleği, kullanılan bölgenin yağ dokusu, uyum türüne göre etkili olmaktadır. Kök Hücre Hangi Durumlarda Kullanılır? Kök hücre nedir; hasarlı bölgenin ve dokunun iyileşmesi için devreye giren kök hücre, sinir, kalp ve beyin gibi organlarımızda yer alabilmektedir. Deri ve dokularda yer alan kök hücreler ise özellikle saç ekiminde kullanılır. Saçların köklerinde bulunan hücreler zamanla zarar görerek eskisi gibi sağlıklı kalamaz. Bu nedenle de saçımız döküldükten sonra çıkamamaktadır. Kök hücre saç ekiminde, ilik naklinde ve bağışıklık sistemi hastalıklarında kullanılmaktadır. Herkesin yumurtadan itibaren kök hücresi gelişmeye, yenilenmeye ve onarmaya hazırdır. Kök Hücre Saç Ekimi Nedir? Saç ekiminde saç kökünde bulunan kök hücreler alınarak, seyrek bölgelere nakil edilir. Bu işlemde FUE tekniği kullanılarak, kişinin kol, bacak, ense, kulak arkası bölgelerindeki sağlıklı kıl kökleri alınarak seyrek olan bölgeye nakledilir. Kök hücreler doku ve organ yenilemede önemli bir rola sahip oldukları için saç ekimi, kaç ekimi ve sakal ekimi gibi tekniklerle tedavi yöntemlerinin uygulanmasında oldukça önemli rol oynamaktadır.

Saç Ekimi Ve Teknikleri

Çevresel etmenler ve genetik faktörlerden kaynaklı birçok kişi saç dökülmesi sorunuyla karşılaşmaktadır. Yaş, stres, gen ve vitamin eksikliklerinden kaynaklı saçlarınızın fazla gelişmemesi, dökülmelerin başlıca nedenleridir. Saç ekimi ve teknikleri FUT, FUE ve DHI ekimleriyle saçın doğal ve sağlıklı görünümüne geri dönmesini sağlar. Saç köklerinin seyrek olan bölgelere nakil edilmesi ve saç ekiminin direkt gerçekleştirilmesi 90’lı yıllardan beri gelişmeye devam eden tekniklerdir. Saç Ekimi Nasıl Yapılır? Saç ekiminin uygulanması için 2 yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemlerden biri canlı saç kökü nakli olarak bilinen FUE tekniğidir. İkinci teknik ise saçın bir bölgeden alınıp seyrek bölgeye ekilmesidir. İz bırakmadan ve belli olmadan uygulanan saç ekimi ve teknikleri genel olarak lokal anestezi üzerinden yapılır.     • Saç Ekimi FUT Tekniği; eski bir yöntem olan FUT tekniği 3 cm deri tabakasının kesilerek saç köklerinin seyrek bölgelere nakil edilmesidir. Bu işlem sonrasında iz bırakmadan, saç kökleri toplu bir şekilde gelişmeye başlar. Hızlı ve etkili bir şekilde uygulanabilmektedir.     • Saç Ekimi FUE Tekniği; Manuel Punch yardımı ile soğuk ortamda uygulanan FUE tekniğinde lokal anestezi uygulanarak tek tek saçın seyrek olan bölgelerine kök hücreler nakil edilir. Bu süreç seyrek olan bölgenin sıklığına ve saç köklerindeki verimliliğe göre seanslar halinde uygulanır. FUE tekniği günümüzde en çok tercih edilen saç ekimlerinden biridir. • Saç Ekimi DHI Tekniği; Direkt saç elimi olan bu teknikte, özel kalemlerle kanal açılarak kafa derisine ekleme yapılır. Başarı oranı yüksek olan teknik, saç hacmini artırmak ve sıklaştırmak için de kullanılan teknikler arasında yer alır. Saç Ekim Tekniği Neye Göre Seçilmeli? Saç ekimi ve yöntemleri genellikle deri, saç ve kök hücrenin yapısına göre seçilmelidir. Bazı durumlarda kişinin kendi tercihine göre de seçilebilir. Ancak saçın sağlıklı gelişimi için her zaman uzmanın önerilerine göre tercih yapılması tavsiye edilecektir. Robotik Saç Ekimi Nedir? Robotik saç ekimi son yıllarda kullanılan teknikler arasındadır. Saç ekimi bilgisayar tarafından gerçekleştirilir, FUE saç tekniğiyle yanı şekilde uygulanan robotik ekimde, fark saç ekimini insanın değil bilgisayarın hassas kollarının yapıyor olmasıdır.

EEG-EMG Nedir?

Tıbbi durumları teşhis etmek için kullanılabilecek EEG ve EMG olmak üzere iki tür test vardır. EEG-EMG nedir hangi durumlarda kullanılır, nasıl yapılır konusunda bilgili olmak önemlidir. EMG Nedir? Elektromiyografi ve Elektroansefalogram olarak adlandırılan EEG-EMG nedir konusunda EMG; kasların elektriksel aktivitesini ölçme tekniğidir. Vücuttaki kas aktivitesini ölçen EMG; beyin ve kaslarla ilgili nöbetler, felç ve yaralanmalar gibi sorunları teşhis etmekte kullanılır. Kas zayıflığı, ağrı ve diğer anormallikleri teşhis etmek ve izlemek için kullanılır. Aynı zamanda egzersizlerin yorgunluk seviyesini ve yoğunluğunu belirlemekte kullanılabilir. EMG tekniği hareket analizi çizelgeleri ya da kalp atış hızı monitörleri gibi geleneksel yöntemlerden ziyade, kas aktivitesini ölçmek için, daha doğru bir yol sağladığı için popülerdir. EEG ve EMG Yaptırırken Nelere Dikkat Edilmelidir? Elektroansefalogram (EEG) ve Elektromiyografi (EMG), beyin aktivitesini değerlendirmek için kullanılan iki yaygın tanı aracıdır. Testi yaptırırken bazı hususlara dikkat etmek gerekir. EMG öncesi yapılması gerekenler; • Hasta tok gelmeli ve işlem için gerekli evrak yanınızda getirilmelidir. • Kol ve bacakları sıkmayacak rahat kıyafetler giyilmeli ve vücut temiz olmalıdır. • Vücudunuzda herhangi bir takı ya da cep telefonu bulunmamalıdır. EMG ortalama 20 dakika ile 1 saat arasında gerçekleştirilir ve tarama işleminden en az 15-20 dakika önce çekim yerinde olunmalıdır. EEG öncesi yapılması gerekenler; • Hastanın saçlarının temiz ve kuru olması, herhangi kimyasal (jöle) madde olmamalıdır. • Hastanın karnı tok olmalı, çocuk hastalarda tuvalet yapılmış olmalıdır. • Gündüz çekimlerinde uyku alınmış olmalı, uyku ilacı alınıyorsa, çekimden 24 saat önce ilaç bırakılmış olmalıdır. Her iki tarama için de daha önceden çekilmiş bir EEG ya da EMG varsa, bu çekimler de hastanın yanında bulundurması gereken belgeler arasındadır. EEG Nedir ve Hangi Durumlarda Gereklidir? Gerekli tıbbi durumlarda gerçekleştirilen EEG-EMG nedir konusunda EEG; elektroansefalogram olarak da adlandırılır ve beynin elektriksel aktivitesini ölçen testtir. EEG en yaygın olarak nörolojik bir bozukluk şüphesi olduğunda ya da bir semptomun nedeni hakkında belirsizlik olduğunda yapılır. Genellikle nöbet geçiren kişilerde veya uyku çalışması sırasında yapılır. Birinin beyin hasarı olup olmadığını görmek için EEG testi uygulanır. EEG’nin en yaygın uygulaması; epileptik nöbetleri tanımlamaktır ancak, Alzheimer hastalığı gibi diğer nörolojik durumları incelemek için de kullanılabilir.

Çocuklarda Oluşan Salgın Hastalıklar

Salgın hastalıklar, ebeveynler ve çocuk doktorları için büyük endişe kaynağıdır. Salgınlar ciddi halk sağlığı sorunudur ve çocuklarda oluşan salgın hastalıklar çocukların gelişimi üzerinde büyük etkiye sahip olabilir. Çocuklarda Salgın Hastalıkların En Sık Nedenleri Nelerdir? Salgınlar, popülasyonlar arasında hızla yayılan hastalıklardır ve yıkıcı olabilirler. Ölüme ve ciddi hastalıklara neden olabilirler. Birçok farklı salgın türü vardır ve bunlar her zaman ortaya çıkabilir. Çocuklardaki salgınların çoğuna virüsler neden olur. Bu virüsler, öksürme ve hapşırma yoluyla ya da tükürük, kusmuk ya da kanla temas yoluyla yayılabilir. Çocuklarda salgınlara neden olan en yaygın virüslerden bazıları, grip, soğuk algınlığı ve kızamıktır. Bunun yanında çocuklarda salgınların en yaygın nedenleri arasında pnömoni gibi solum yolu enfeksiyonları ve ishal gibi gastrointestinal enfeksiyonlardır. Çocuklarda Yaygın Salgın Hastalıklar Hangileridir? Çocuklara genellikle birçok farklı virüs ve bakteri türü bulaşır. Bu enfeksiyonların bazıları çok ciddi olabilir ve salgınlara yol açabilir. Çocuklarda oluşan salgın hastalıklar; virüsler, bakteriler ve parazitler tarafından oluşur. • Hepatit A: Karaciğer iltihabına ve hasarına yol açan viral enfeksiyondur. Kötü hijyen uygulamaları olan ve kontamine suyla teması olan çocuklarda sıklıkla görülür. • Kabakulak: Boyun ve çenede şişmiş bezlere neden olan bir virüstür. • Pnömoni: 5 yaş altı çocuklarda önde gelen ölüm nedenidir. İshal ve kızamığa yakındır. Bunların dışında suçiçeği, kızamık, kızamıkçık gibi hastalıklar da bulunuyor. Salgın hastalıklar hava, su ya da insanla temasla bulaşır ve tedavi edilmezlerse ölümcül olabilirler. Çocuklarda Salgın Hastalıklar Nasıl Önlenebilir? Çocuklarda salgın hastalıkları önlemenin birkaç yolu vardır. En önemli şey, onları mikroplardan korumaktır. Yeterince dinlenmelerini, sağlıklı beslenmelerini ve hasta insanlardan uzak durmalarını sağlayabilirsiniz. • Salgın uyarı işaretlerinin farkında olmalısınız. • Yüksek ateş, öksürük, ishal gibi bir salgınla ilgili herhangi uyarı görürseniz, çocuğunuzu doktora götürmelisiniz. • Çocuğunuza kızamık, kabakulak ve kızamıkçık aşısı yaptırmalısınız. Çocuğunuzu ve kendinizi virüs bulaşmasında korumanın yolları kişisel bakım ve hijyenden geçiyor. Çocuğunuzda bir işaret gördüğünüzde, hemen doktora başvurmalısınız. Çocuklarda Salgın Hastalıklar için En Son Tedaviler Nelerdir? Çocuklarda salgın hastalıklar için bir takım yeni tedaviler bulunuyor. Çocuklarda oluşan salgın hastalıklar tedavi edilmezse, ciddi sonuçlara yol açabilir. • Aşılar, çocukluk çağı salgınlarını önlemede önemli araçlardandır. • Çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları için tedaviler mevcuttur. • Antiviral ilaçlar ve erken müdahale önemlidir. Çocuklarda meydana gelen salgın hastalıkların tedavisinde bazı yeni tedavi yolları bulunsa da bunlar hala geliştirilme aşamasındadır. Bu yüzden onlar hakkında hala bilinmeyen birçok şey var. En son tedaviler; çocuklarda sağlın hastalıkların kontrol altına alınmasına ve önlenmesine yardımcı olmak için, çok fazla umut vaat ediyor.

Beslenme Çantası İçinde Ne Olmalı?

Çocukların okuldayken beslenme çantası içinde ne olmalı konusu oldukça önemlidir. Onlara gün boyunca enerjik ve odaklanmış halde kalmalarını sağlayacak, besleyici ve özenle seçilmiş yiyecekler sağlamak önemlidir. Sabahları Çocukların beslenme Çantasına Neler Konur? Ebeveynler, çocuklarına daha iyi yemek yedirmek için, her zaman yeni ve yenilikçi yollar arar. Bunu yapmanın bir yolu, beslenme çantalarını sağlıklı, besleyici yiyecek seçenekleriyle sunmaktır. Bir çocuğun beslenme çantasının içeriği, yaşlarına, ilgi alanlarına ve diyet kısıtlamalarına bağlı olarak değişir. Çeşitli meyve ve sebzeleri koyabilirsiniz. Yetişkinler için bir sandviç ya da dürüm alabilir ya da biraz meyve sebze koyabilirsiniz. Kahvaltı için bir yoğurt hazırlayabilirsiniz. Çocuğunuzun gününe sağlıklı bir kahvaltı ile başlaması, günün geri kalanında iyi beslenme alışkanlıklarını teşvik etmeye yardımcı olacaktır. Çocuklar Öğlen Yemeğinde Ne Yemeli? Okulda çocuklarınız için tonlarca atıştırmalık ve öğle yemeği hazırlamak cazip gelebilir ancak, bu gerçekten iyi bir fikir mi? Sağlıklı bir öğle yemeği olan çocuklar, gün boyunca abur cubur getirenlere göre daha fazla yemek yer. Okuyan çocuklarınızın öğlen beslenme çantası içinde ne olmalı konusunda çeşit fazladır. Ancak özellikle çocuğunuzun ve arkadaşlarının alerjisi olup olmadığını göz önünde bulundurarak, beslenme çantasını hazırlamanız önemlidir. Meyve ve sebze tercih etmelisiniz. Tam tahıllı ekmek verebilirsiniz. Az yağlı peynir ve yoğurt Özellikle su unutulmamalıdır. Bugün giderek daha fazla okul, çocukların kendi öğle yemeklerini okula getirdikleri, sağlıklı beslenme çantası programı uyguluyor. Dışarıda çok farklı türde öğle yemeği bulunuyor. Ancak çocuklarınıza sağlıklı besinlerden oluşan öğle yemeği vermeyi tercih etmelisiniz. Çocuklarda Beslenme Çantasına Konacak Sağlıklı Atıştırmalıklar Nelerdir? Çocuklarınızın seveceği sağlıklı atıştırmalıklar arıyorsanız, onları marketten atıştırmalık almak yerine, beslenme çantalarına daha sağlıklı atıştırmalıkları koymaya teşvik edebilirsiniz. Atıştırmalık olarak beslenme çantası içinde ne olmalı konusunda bazı hususlara dikkat etmek önemlidir. Sağlıklı meyve ve sebze çubukları koyabilirsiniz. Küçük kap ya da torbaya doğranmış meyve ve sebzelerle doldurarak, kolay ve sağlıklı atıştırmalıklar elde edebilirsiniz. Hafif bir yoğurt ya da peynirli sandviç parçacıkları tercih edebilirsiniz. Bir granola bar ya da düşük şeker içeriğine sahip başka çeşit snack barlar hazırlayabilirsiniz. Fındık ve tohum içeren enerji barları ya da şekerlemeler hazırlayabilirsiniz. Atıştırmalıklar; çocuklarınızın sıkılmamaları veya kötü beslenme alışkanlıkları geliştirmemeleri için kendi ellerinizle hazırlayacağınız sağlıklı besinlerden tercih edilmelidir.

Esenyurt Tıp Merkezi

Hastalarına kaliteli sağlık hizmeti sunmaya odaklanmış Esenyurt tıp merkezi, profesyonel kadrosuyla hizmet veriyor. 2000 yılından bu yana birçok farklı birim üzerinde hizmet veren tıp merkezi, 7/24 hizmet anlayışıyla da göz dolduruyor. İstanbul Esenyurt bölgesinde hizmet veren Etik Life Tıp Merkezi; kaliteli bakım sağlayan tam hizmetli tıbbi tesis olarak, bölgedeki ve bölgelerdeki hastalara yıllardır kaliteli hizmet sunuyor. Esenyurt Tıp Merkezi Nedir? Etik Life Tıp Merkezi; 20 yılı aşkın süredir topluma hizmet veren, kapsamlı sağlık kuruluşudur. Hastane; teşhis ve tedavi prosedürleri sunarken, tıbbi bölümleriyle de hasta vatandaşların dertlerine derman oluyor. Eksiksiz tıbbi hizmet yelpazesi sunan tıp merkezi, yetişkinlere ve çocuklara; kanser, kalp hastalığı, felç ve diğer ciddi hastalıkların teşhis ve tedavisi dahil olmak üzere, çok çeşitli sağlık hizmetleri sunuyor. Esenyurt Tıp Merkezi Hizmetleri Nelerdir? İstanbul Esenyurt bölgesinde kaliteli bakım sağlayan tıbbi tesis Esenyurt tıp merkezi, hastane tıbbi bakım, cerrahi ve fizik tedavi dahil olmak üzere, çeşitli hizmetler sunmaktadır. Tıbbi birimleri; Radyoloji Kulak burun boğaz Dahiliye Tanı üniteleri Medikal estetik Beslenme ve diyet Diş ünitesi Anestezi ve reanimasyon Cildiye dermatoloji Nöroloji Göz hastalıkları Ortopedi ve travmatoloji Fizik tedavi ve rehabilitasyon Genel cerrahi Çocuk sağlığı ve hastalıkları Kadın hastalıkları ve doğum Acil servis bölümlerinden oluşur. Tıp merkezinin tanı ünitelerinde; laboratuvar, endoskopik işlemler, radyolojik görüntüleme gibi hizmetler sunuluyor. Aynı zamanda bilgisayarlı tomografi, röntgen, panoramik röntgen, ultrasongrafi, biyokimya laboratuvarı, kolonoskopi, yenidoğan işitme cihazı, nöroloji için de EMG ve EEG cihazlarına yer veriliyor. Esenyurt Tıp Merkezi Çalışma Saatleri Nasıldır? İstanbul’da Esenyurt bölgesinde yer alan Etik Life Tıp Merkezi, 7/24 iletişim kurabileceğiniz, sağlık tesisidir. Esenyurt tıp merkezi; bulunduğu bölgede örnek sağlık kuruluşu olarak hizmetlerine devam ediyor. Kalitenin yanında güvenilirliği ve ekonomik şartlara uygun şekilde sağlık hizmetiyle hastaların iyileştirilmesi, teşhis ve tedavisi için 7/24 hizmet sunan sağlık kuruluşu, 20 yılı aşkın süredir sürdürdüğü profesyonel hizmetleriyle de birçok hastanın derdine deva olmaya devam ediyor. Tıp merkezine 0212 620 06 20 numaralı hattan 7/24 ulaşabilirsiniz. İstediğiniz zaman, e-sonuç butonuna basarak; T.C. numaranız ve hasta numaranız ile doğum yılı ve protokol numarasını yazarak, laboratuvar sonuçlarınıza dair tüm detayları da rahatlıkla sorgulayabilirsiniz.

Esenyurt Dudak Dolgusu

Dudakların görünümünü iyileştirmek için kullanılabilecek popüler kozmetik tedavi olan dudak dolgusu; çeşitli formlarda mevcuttur ve dudakların ince ya da düzensiz olabilecek herhangi bölgesini doldurmak için kullanılabilir. Tipik olarak Esenyurt dudak dolgusu uygulaması kolaydır ve üreli sonuçlar sağlayacak ancak kalıcı olmayacaktır. Bu yüzden 6 ayda bir kere tekrarlanmaları gerekir. Dudak Dolgusu Nedir? Dudak büyütme olarak da bilinen dudak dolgusu; dudakların boyutunu ve şeklini artırmak için kullanılan yöntemdir. Dudak dolgusu maddeleri; silikon, hyaluranik asit gibi çeşitli malzemelerden oluşur. Dudak dolguları; kişinin isteklerine göre özel olarak şekillendirilir. Enjeksiyonlu ve enjeksiyonsuz prosedürler dahil olmak üzere, çeşitli tekniklerle uygulanabilir. Dudak Dolgusu Faydaları Nelerdir? Dudak dolguları güvenli ve nispeten ağrısız bir işlemdir ancak, yavaş yavaş eridiği için, bazı revizyonlar gerektirebilir. Esenyurt dudak dolgusu işlemlerinde, birçok faydayı da beraberinde görürsünüz. Hedeflerinize bağlı olarak görünüşünüzü ince ya da dramatik düzeyde iyileştirir. Daha genç ve çekici görünmenizi sağlayacak, doğal dudak şeklini ve hacmini geri kazanmaya yardımcı olabilir. Yaş, kilo kaybı ya da diğer faktörlerin neden olduğu deformasyonu düzeltmek için kullanılabilir. İnce ya da gergin dudaklara hacim ve şekil kazandırmaya yardımcı olduklarından, uzun süreli rahatlık ve destek sağlar. Dudak dolgusunun görüşünüzü değiştirmesinin yanı sıra; özgüveni artırma gibi faydası da bulunuyor. Size daha doğal görünüm kazandıran dudak dolgusu; dudakların incelmesi, sarkması, ağrılı dudaklar gibi çok çeşitli kozmetik sorunları düzeltmek için de kullanılabilir. Dudak Dolgusu En İyi Nerede Yapılır? Dudak dolgusu, çeşitli yerlerde yapılabilen popüler kozmetik işlemlerden biridir. Bazı insanlar, doktorun güzellik salonunda dudak dolgusu yapan birine göre prosedürü gerçekleştirmede, daha deneyimli ve yetenekli olacağına inandıkları için, dermatolog ofisinde yaptırmayı tercih edebilir. Diğer insanlar ise dudak dolgusunu, güzellik salonlarında yaptırmayı tercih edebilir. Çünkü orada kendilerini daha rahat hissederler ve personel dudak dolgusu işlemlerinde deneyimlidir. Bunun yanında kişisel ihtiyaçlarınıza ve tercihlerinize bağlı olarak dudak dolgusunun, dudaklara enjekte edileceği birçok yer vardır. Dudak dolgusu yaptırmak için en iyi yerlerden biri, derinin altındaki tabaka olan dermiştir. Bunun nedeni; dudakların diğer bölgelerine yapılan enjeksiyonlara göre daha az görünür ve daha doğal görünmesidir. Dudak dolgusunda doğru hacim ve dolgunluğu kazandırmak ve doğal görünümü elde etmek için; profesyonel hizmet veren ve 20 yılı aşkın süredir profesyonel hizmetleriyle bilinen Etik Life Tıp Merkezi Esenyurt dudak dolgusu yaptırabilirsiniz.

Esenyurt Dolgu Fiyatları

Etik Life Tıp Merkezi, 20 yılı aşkındır topluma kaliteli sağlık hizmeti sunan, profesyonel sağlık kuruluşudur. Kurumun kadrosu, en yüksek standartlara sahip personelden oluşur. Tıp merkezinde kırışıklık tedavisi ve çeşitli botoks tedavisi uygulamaları da gerçekleştiriliyor. Dolayısıyla Esenyurt dolgu fiyatları, uygulamayı almak isteyen kişiler tarafından da merak ediliyor. Dolgu Fiyatlandırması Nedir? Kırışıklıkların tedavi edilmesi ve cilde daha genç görünüm kazandırmak için çeşitli uygulamalar vardır. Bu uygulamalardan biri olan dolgu işlemi bu uygulamalardan sadece bir tanesidir. Bunun yanında dolgu uygulamasının yapılabilmesi için, malzemelerin alınması gerekir. Bu süreçte dolgu fiyatlandırması gerçekleştirilir. Herhangi bir dermatolojik sorununuz olduğunda ya da cildinizi daha diri görmek istediğinizde, Esenyurt dolgu fiyatları üzerinden Etik Life Tıp Merkezi tarafından fiyatlandırma yapılır. Dolgu Nerede Yaptırılmalıdır? Kişinin bireysel özelliklerine ve cilt tipine bağlı olan dolgu uygulaması, kişinin tercihine göre yüzün çeşitli yerlerine yapılabilir. Gözaltı, burun çevresi, alın ortası, yanaklar ve çenede dolgu uygulaması yapılabilir. Yüz özelliklerinin görünümünü iyileştirmenin popüler yolu olan yüz dolgusu, birçok farklı dolgu maddesiyle yapılabilir. Bazı insanlar belirli bölgelere yüz dolgusu yaptırmayı tercih ederken, bazıları da vaka bazında yaptırmayı tercih edebilir. Yüz dolgusu yaptırmak için en iyi yer, bireysel ihtiyaçlarınıza bağlı olarak değişir. Etik Life Tıp Merkezi Esenyurt dolgu fiyatları ile uygun fiyatlara dolgu uygulamasını yaptırabilirsiniz. Bunun yanında tıp merkezinin diş ünitesinde, 5 yıllık Diş Hekimliği Fakültesi mezunu lisans derecesi olan diş hekimleri tarafından, diş tedavilerinizi de yaptırabilirsiniz. Bu tedavilere; ortodonti, ağız/diş/çene hastalıkları cerrahisi, endodonti, pedodonti, protetik diş tedavisi, periodontoloji, restoratif diş tedavisi, oral diagnoz ve radyoloji diş tedavileri ve dolgu işlemleri de dahildir. Dolgu Fiyatları Nasıl Belirleniyor? Yüz dolgusu fiyatları belirlenirken, göz önünde bulundurmanız gereken birkaç faktör bulunuyor. Bu yüzden Etik Life Tıp Merkezi Esenyurt dolgu fiyatları belirlenirken; dolgunun türü, doldurulan alan, ne kadar dolguya ihtiyaç olduğu gibi unsurlar göz önüne alınır. Bunun yanında bazı yüz dolguları, istenen sonuçları elde etmek için, zaman içinde bir dizi tedavi gerektirebilir. Bu nedenle hedeflerinizi doktorunuzla önceden tartıştığınızdan emin olmalısınız. Etik Life Tıp Merkezi diş ünitesi dolgu fiyatları da yine malzemenin türü, diş dolgusun yapıldığı bölge, kullanılan malzeme gibi birçok faktör üzerinden belirlenir.

Esenyurt Cilt Bakım

Hastalara en iyi şekilde görünmelerini sağlamak için, çeşitli cilt bakım hizmetleri sunan Etik Life Tıp Merkezi personeli, cilt bakımlarından vücut bakımlarına kadar hastalara mümkün olan en iyi bakımı sunacak bilgi ve uzmanlığa sahiptir. Etik Life Tıp Merkezi Esenyurt cilt bakımı, genel sağlığın önemli bir parçasıdır. Tıp merkezimiz, hastaların en iyi şekilde görünmesine yardımcı olmak için, geniş hizmet yelpazesi sunuyor. Aynı zamanda tıp merkezi, cilt hastalıkları için tedaviler uygularken; muayene, tedavi ve konsültasyonlar dahil, dermatoloji hizmetleri veriyor. Cilt Bakımı Nedir? Cilt bakımı; sağlığı korumanın önemli bir parçasıdır ve cilt sorunlarının önlenmesine yardımcı olabilir. Kremler, losyonlar, temizleyiciler ve güneş kremleri dahil olmak üzere, çeşitli cilt bakım ürünleri mevcuttur. Cilt tipinize göre doğru ürünü seçmek ve kullanmak önemlidir. Cildinizin sağlıklı ve pürüzsüz görünmesine yardımcı olmak ve cilt problemlerini önlemek için bakım yapmak gerekir. Sizin için en iyi olanı bulmanın yolu ise, cildiniz için en iyi olanı denemek ve görmektir. Etik Life Tıp Merkezi, profesyonel personeli ile cilt bakımı ve cilt hastalıkları konusunda uzman ekibiyle hizmet veriyor. Cilt Bakımı Nasıl Yapılır? Tıbbi tedavi ile cilt üzerinde oluşabilecek birçok problem çözümlenebilir. Dermatolojik hastalıkların tedavisinin yanı sıra Esenyurt cilt bakımı ile Etik Life Tıp Merkezini tercih edebilirsiniz. Deri vücudun en büyük organıdır ve sizi dış dünyanın tehlikelerinden korur. Sağlıklı cilde sahip olmak için, cilt bakımının dermatoloji uzmanları tarafından yapılması önemlidir. Cildinizin nemli kalması ve pürüzsüz görünmesi için nemlendiriciler kullanılabilir. Aynı zamanda cilt yüzeyinin pürüzsüz olması için, çeşitli teknolojik cihazlar kullanılarak, cilt bakımı gerçekleştirilir. Kozmetik dermatoloji konusunda da uzman ekibiyle hizmet veren tıp merkezi, cilt sağlının korunması ve cildin güzelleştirilmesi amacıyla, cerrahi olmayan yöntemlerle, kozmetik dermatoloji uygulayarak, cilt bakımınızı yapıyor. Cilt Bakımı Yaptırırken Nelere Dikkat Edilir? Cilt bakımı söz konusu olduğunda, dikkate alınması gereken birçok faktör vardır. Sahip olduğunuz cilt türünden ürünlerinizdeki bileşenlere kadar aklınızda bulundurmanız gerekenler vardır. Cilt bakımı; cildi sağlıklı tutmak ve en iyi şekilde görünmesini sağlamak için gereklidir. Ancak bazı insanlar, cildin belirli bölgelerinin diğerlerinden farklı şekilde tedavi edilmesi gerektiğine inanıyor. Ancak bu doğru değildir ve cilt üzerinde oluşan problemleri çözmek ve başka problemlerin çıkmaması için konusunda uzman dermatologlar tarafından cilt bakımı yapılmalıdır. Bu yüzden Esenyurt cilt bakımı için Etik Life Tıp Merkezine gelerek cildinizin tipini öğrenebilir, hangi uygulamaların yapılması gerektiğini öğrenebilir ve en uygun tedavi yanında cilt bakımını da yaptırabilirsiniz.

Emzirirken Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?

Emzirme, bebeğin annesiyle sevgi bağı kurabilmesi için en iyi iletişim yoludur. Anne sütü bebeği ishal, solunum yolu enfeksiyonu gibi hastalıklardan korur, çene ve diş gelişiminde önemli rolü vardır. Anne sütü ile beslenmiş çocuklar astım, alerji, çocuk diyabeti gibi hastalıklara karşı daha dirençli olmaktadır, Anne sütünün içinde yeterli demir olduğu için, emzirilen bebeklerde kansızlık görülmez. Ayrıca anne sütü alan bebeklerde, pişik, karın ağrısı ve kabızlık daha az görülür. Bebeğin ruhsal, bedensel ve zeka gelişimine yardımcı olur. Anne sütü ile bebeğin beslenmesi nasıl olmalıdır: İlk saatlerden itibaren bebeğin istekle, uygun koşullarda ve doğru teknikle emzirilmesi anne sütü ile bebeğin beslenebilmesi için en önemli koşuldur. Emzirme sırasında salgılanan oksitosin ve prolaktin hormonları memedeki sütün boşalmasını sağlar ve yeni süt yapımını uyarır. Başarılı bir emzirme nasıl olmalı: Başarılı bir emzirme için her şeyden önce doğru kucaklama ve pozisyon alma gereklidir. Anne normal koşullarda rahat bir koltukta, sırtı dik olarak oturmalıdır. Bebek yüzü ve gövdesi aynı doğrultuda ve anneye dönük, başı gövdeye göre yüksekte, yani eğri bir çizgi oluşturacak şekilde anne tarafından kucaklanmalıdır. Bebeğin başı, annenin emzirilen göğsünün tarafındaki kolu dirsekten bükülerek, dirsek kıvrımının hemen önüne yerleştirilmelidir. Bebeğin altta kalan kolu anne ile bebek arasına girmemelidir. Bebeğin başına arkadan bastırılmamalıdır. Anne kolunun altı gereğinde bir yastık ile desteklenebilir. Bebek uygun şekilde pozisyon verilerek kucağa alındıktan sonra alt dudağı meme ucunun altına gelecek şekilde bebek aşağıdan yukarıya doğru memeye yaklaştırılmalı, diğer elin dört parmağı memeyi alttan desteklerken başparmak üstte memeyi yönlendirmelidir. Anne meme ucunu bebeğin dudaklarına değdirerek emme için ağzını açmasını sağlamalı, bebek ağzını genişçe açtığında meme ucu ve çevresindeki kahverengi bölüm (areola) birlikte bebeğin ağzına verilmelidir. Bebeğin çenesi memeye dayanmalı, üstteki başparmak burnun tıkanmasını önlemelidir. Acaba sütüm yeterli mi: Bebeğin yeterli beslendiği, günde en az beş kez idrar yaparak bezini ıslatması, en geç 15. günde doğum kilosuna ulaşması ve ayda en az 500-600 gram alması ile anlaşılır. Bebeklerde ilk günlerde görülen doğal tartı kaybının nedeni vücutta su oranının azalması ve suyun yer değiştirmesidir; anne sütü yetersizliğine bağlanmamalıdır. Dışkılama sayısı, bebeğin huzursuzluğu, uyku düzensizliği veya aşırı ağlaması anne sütü miktarı açısından güvenilir kriterler değildir. Çok iyi tartı alan bebeklerde de benzer yakınmalar görülebilir. Sadece bezin hep kuru bulunması ve sürekli olarak koyun pisliği gibi ufak ve sert parçalar halinde az miktarda kaka yapılması açlık bulgusu olabilmektedir. Bunlar dışında en önemli kriter, bebeğin yeterli kilo almamasıdır. Anne Sütünü Artıran Besinler: Her gün en az 10-12 bardak su tüketmesi, anne sütünün artmasını sağlar.Yapılan bilimsel çalışmalarda bazı gıda ve bitkilerin özellikle anne sütünü artırdığı görülmektedir. Bunların başında da rezene gelir. Rezene; dere otugillerden bir bitkidir ve anne sütünü artırır. Isırgan otu, fesleğen ve biberiye de anne sütünü artıran diğer bitkilerdir. Anne sütü almayan bebeklerde görülen sorunlar: Sindirim sistemi, enfeksiyonlar için koruyucu maddeler içerdiğinden anne sütü almayan bebekler sık sık enfeksiyonlara yakalanır. -Orta kulak iltihabı riskini anne sütü alan bebeklere göre daha fazladır. -Bazı kronik hastalıkların oluşma riski anne sütü almayan bebeklerde daha fazladır.(Tip 1 Diyabet,Çölyak hastalığı,Obezite,Koroner Kalp Hastalıkları gibi) -Bebeğin ruhsal, bedensel ve zihinsel gelişimine yardımcı olan anne sütü alınmadığında, dikkat azlığı sendromu, ilgisizlik gibi sorunlar ile karşılaşılabilir. -Anne sütü almayan bebekler daha sık ağlarlar.

Yaz Sıcaklarına Uygun Beslenme Önerileri

Yazın sıcaklardan kavrulurken sizi serinleten şeyler yemek istersiniz. Sıvı alımının çok önemli olduğu yaz aylarında sağlıklı ve dengeli beslenebilirsiniz. Yazın sağlıklı ve serinleten beslenme önerileri Yaz aylarında artan sıcaklıklar hem sağlığımız hem de beslenmemiz üzerinde oldukça etkili. Hava sıcaklıklarındaki yükseliş ve beslenme alışkanlıklarındaki değişimlerle birlikte; yüksek tansiyon, kalp yetmezliği ve koroner kalp hastalıklarında artış gözlenir. Bu nedenle sıcak havalarda daha sağlıklı beslenmek ve sıvı kaybını aza indirmeniz önem taşır. Soğuk İçecekler Yerine Taze Meyve Suyu Tercih Edin Yaz aylarında genelde daha fazla meşrubat içmeye meyilli oluruz bu da bizi uzun vadede tehlikeli olabilen soğuk içeceklere yöneltir. Susuzluğunuzu gidermek istediğinizde hazır içecekler yerine taze meyve suyu içmeyi tercih edin. İçeceklerin Kalorine Dikkat Edin Yaz sıcağında limonata, buzlu çay veya soğuk bir kolaya uzanmak cazip gelebilir. Bununla birlikte bu istek eklenmiş şeker ve ek kalori almanıza neden olabilir. Su her zaman en sağlıklı opsiyon olarak yerini koruyor. Suyu limon, misket limonu, salatalık, nane, karpuz veya diğer meyve parçalarıyla tatlandırarak içmeyi deneyebilirsiniz. Tok kalmak, şeker ve gereksiz kalori almadan yağsız kasınızı korumak için protein açısından zengin smoothie tariflerini deneyebilirsiniz.   Bol sebze, kararında meyve yiyin Sebzeler, birçok hastalıktan korunmada etkilidir. Zayıflama dışında kanserde, kalp ve damar sağlığında, inflamatuar hastalıklarda, sindirim sitemi ve karaciğer hastalıklarında lif alımı önemlidir. Her öğünde salata veya zeytinyağlı sebze tüketimi, ihtiyaç duyulan lif alınımını sağlar ve beraberinde birçok vitamin ve mineralin alınımına yardımcı olur. Yaz mevsimini taçlandıran karpuz, çilek, erik, kiraz, vişne, kavun, üzüm gibi meyveler susuzluğu giderdiği için bol miktarda tüketilir fakat meyve tüketiminde bazı noktaları göz ardı etmemek gerekir. Meyvenin suyu yerine kendisinin tüketilmesi daha faydalıdır. Porsiyon ölçülerine dikkat edilmesi de çok önemlidir. İnce bir dilim karpuz, 10 orta boy erik, 10-12 orta boy çilek, 15 adet üzüm veya 10-12 kiraz bir porsiyon meyve ölçüsüdür. Günlük sağlıklı diyetlerde 2-3 porsiyona kadar bu ölçüyü çıkarmak mümkündür. Nasılsa zararsız diyerek 1 kilogram meyve yemeyin. Porsiyon kontrol ederek hem kan şekerinizdeki dalgalanmaların önüne geçebilir hem de gereksiz şeker ve kalori alımını önlemiş olursunuz.   Yoğurtsuz öğün geçirmeyin Yoğurt, bağırsak düzenleyici olması ve yararlı bakteri içermesi sebebiyle önemlidir. Aynı zamanda serinletici olan yoğurt, içerdiği kalsiyumla sadece kemik ve dişler için değil, içeriğindeki magnezyum ve potasyumdan dolayı kas fonksiyonları ve sinir iletimleri için de önemlidir. Potasyum diğer taraftan vücuttaki su, asit ve baz dengesi için de gereklidir. Yoğurdu, cacık veya ayran şeklinde tüketmek daha fazla sıvı alımı sağlar. Özellikle terle kaybolan minerallerin başta sodyum olmak üzere yerine konmasında ayran ve cacık kimi zaman ilaç yerine geçer.   Alkolden Kaçının Alkollü içeceklerin kalorisi çoktur, besin değeri düşüktür ve idrar söktürücü oldukları için dehidrasyona katkıda bulunurlar. Alkol kullanıyorsanız, bunu ölçülü olarak yapın ve aynı zamanda bol su tükettiğinizden emin olun. Piknik Sepetinizi Doğru Hazırlayın İster kumsalda ister en yakındaki parkta olsun, piknikler yazın en eğlenceli etkinlikleridir. Ancak piknik sepetini büyük sandviçler ve cips torbalarıyla doldurmak yerine; salata ve meyve gibi alternatiflere yönelin.  

Güneş Çarpması Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nelerdir?

Yaz aylarında sıklıkla karşılaşılan güneş çarpmasının en yaygın belirtileri; baş ağrısı, bulantı, kusma, yüksek ateş, terleyememe, sinir sistemi bozuklukları, ruhsal durum bozuklukları ve bilinç kaybıdır. Güneş Çarpması Nedir ? İnsan vücudu, bulunulan ortamda hava sıcaklığı yükseldiği zaman terlemeye başlar. Nefes verme sırasında bu sıcaklık dışarı atılır ve vücuttaki fazla ısı uzaklaştırılmış olur. Kişiler uzun süre boyunca yüksek sıcaklık ya da güneş ışığına maruz kalırsa, vücut gerekli dengeyi sağlayamaz ve çeşitli belirtiler oluşur. Bu duruma güneş çarpması ya da sıcak çarpması adı verilir. Güneş çarpması, yalnızca güneş ışınlarına maruz kalındığında ortaya çıkmaz. Her yaş grubunu etkilese de çoğunlukla çocuklarda ve yaşlılarda görülür. Çünkü bu gruptaki kişiler daha düşük sıcaklıklarda dahi güneş çarpması etkilerini gösterebilir. Sıcaklık çarpmaları, güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde, rüzgarsız havalarda ve hava sıcaklığının 40 dereceden fazla olduğu yerlerde daha sık görülür. Güneş çarpması vakaları, “sıcak bitkinliği” belirtisi ile kendini gösterir. Bu durum kısaca, yüksek ısıya bağlı olarak su ve tuzun fazla miktarda kaybedilmesiyle ortaya çıkan halsizlik olarak tanımlanır. Havanın nemli olması terlemeyi azaltacağı için güneş çarpması riskini artırmaktadır. Sıcaklık çarpmalarında vücudu olumsuz etkileyen temel şey su değil, mineral ve tuz kaybıdır. Sıcak çarpması hafife alınsa da aslında oldukça ciddi bir sağlık problemi olabilir.. Organlarda fonksiyon kayıpları ve ölümle sonuçlanan komplikasyonları (bir duruma bağlı gelişen yan etki veya hastalık) tetikleyebilir. Bu nedenle kesinlikle ihmal edilmemelidir.   Güneş Çarpması Belirtileri Güneş çarpması mide bulantısı, kusma, yüksek ateş ve baş ağrısı gibi ilk evrede yaygın olarak görülen belirtilerle kendini göstermektedir. Müdahale edilmediği durumlarda ise farklı ve daha şiddetli güneş çarpması belirtisi de ortaya çıkmaktadır. Özellikle ateşin 40°C’nin üzerine çıkması ile meydana gelen havale durumu, cilt üzerinde kızarıklıkların oluşması ve nefes almada güçlük çekme gibi belirtiler sıcak koması olarak adlandırılmaktadır. İleri evrede çok tehlikeli olabilen ve bireylerin hayatını kaybetmesine neden olabilen güneş çarpması, sinir sistemine kalıcı hasar verebilmektedir. Güneş çarpmasında görülen yaygın belirtiler aşağıdaki gibidir: Ateşin 40°C’nin üzerine çıkması, Deride oluşan kızarıklıklar, Vücutta terlemenin görülmemesi, Kalp çarpıntısı, Düşük tansiyon, Mide bulantısı ve kusma, Şiddetli baş ağrısı, Nefes almada zorluk çekme, Bilinç kayıpları, Uyuma isteği, Ağızda ve dudaklarda kuruluk, Cilt yüzeyinde kuruma, Denge bozuklukları ve yürümede zorlanma, Ruh hali dengesizlikleri, Nöbetler ve koma. 4-5 yaşından küçük çocuk ve bebeklerde güneş çarpması belirtileri arasında yaygın olarak ise mide bulantısı, kusma, uyku isteği ve yüksek ateş bulunmaktadır. Güneş Çarpması Tedavisi Güneş çarpmasının ardından ilk 30 dakika hastalar için oldukça kritiktir. Vücut sıcaklığı çok yüksek olan hastaların en az 38.5°C’ye kadar sıcaklığının düşürülemediği durumlarda hastalar hayatını kaybedebilmektedir. Bununla birlikte, hayatta kalan hastalarda kalıcı karaciğer ve böbrek fonksiyon kayıpları da görülmektedir. İlk yardım uygulamalarının ardından sağlık kuruluşuna getirilen hastaların öncelikle vücut sıcaklıkları ve kan basınçları ölçülmektedir. Vücut sıcaklığı içinse rektal sıcaklık baz alınmaktadır. Ardından hastaların elektrolik, tuz ve sıvı düzeylerinin tespit edilmesi için kan ve idrar tahlilleri yapılmaktadır. Tahlil sonuçlarına göre sıvı tedavisine başlanmaktadır.

Saç Ekimi Nasıl Yapılır?

Saç ekimi, saç dökülmesinin oluşması sonucu gereken bir işlem olup, erkeklerde ve kadınlarda sık görülen bir sorundur ve saçı dökülen bireylerin ruhsal sağlığını büyük ölçüde etkiler. Her sene saç kaybı nedeniyle tedavi alan hasta sayısında artış olmaktadır. Saç ekimi; saç köklerinin daha yoğun bulunduğu bölgelerden, saç dökülmesi nedeniyle saçsız kalan bölgelere nakledilmesi işlemidir. Saç ekimi, işlem yapılacak bölgelerin lokal anestezi yöntemiyle uyuşturulmasından sonra uygulanan küçük cerrahi bir işlemdir.   Saç ekimi sonra süreç nasıl işler ? Ekilen saçların bir kısmı ya da tamamı 1-2 ay içerisinde şok dökülme yaşar. Bu kişiden kişiye değişen bir durumdur. Kimilerinde hiç dökülme olmazken başkalarında tamamı bile dökülebilir. Genelde tamamının döküleceği beklenir ve bu normal bir süreçtir. Dökülen saçlar uyuma fazından sonra, yani ekimden ortalama 3 ay sonra çıkmaya başlar. Ve 8 ile 10 ay içerisinde forma girmiş olur. Tepe bölgesi biraz daha geç forma girdiğinden bu bölge için 10-12 ay zamana ihtiyaç vardır.

Acil Servis! E-Sonuç
Ücretsiz Destek WHATSAPP 0 549 668 98 05
Sizi Arayalım!

Lütfen Bilgilerinizi Eksiksiz Olarak Doldurun, Sizlere En Kısa Süre İçerisinde Ulaşacağız

Öneri ve Şikayet

Tıp Merkezimizle ilgili herhangi bir görüş, öneri veya şikayetinizi bizimle bu form aracılığıyla paylaşabilirsiniz. Bilgilerinizi hassasiyetle saklayıp gerekli işlemleri ivedi olarak gerçekleştireceğimizden emin olabilirsiniz.