Size Nasıl Yardımcı Olabiliriz?
  • Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi
    Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi
    Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi
  • Seçkin Uzman Hekimler, Modern Tıbbi Donanım
    Seçkin Uzman Hekimler, Modern Tıbbi Donanım
    Seçkin Uzman Hekimler, Modern Tıbbi Donanım

Sağlıkta Etik Anlayışın Adresi

Etik Life ailesi olarak, Seçkin uman kadromuz ve deneyimli personelimizle sizlere kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunmak için çalışıyoruz

20 Yıllık Serüven
Sağlık sektöründeki deneyimimiz bundan 25 yıl öncesine dayanıyor
Önceliğimiz Sağlığınız
Sağlığınız için tüm imkanlarımızı seferber ederek çalışıyoruz
Seçkin Uzman Hekimler
Her biri alanında deneyimli ve yetenekli hekim kadrosu
Profesyonel Çalışan Kadrosu
Tüm ekip arkadaşlarımız işini sevgiyle yaparak ve branşında kendini ispatlamıştır
Modern Tıbbi İmkanlar
Merkezimizde tüm cihazlarımız son model ve üstün kalitededir
7/24 Acil Servis
İhtiyacınız olan her an size bir telefon kadar uzaklıktayız
Kolay Ulaşım
Mimarimiz, ulaşımınız için yeterli donanımda olup merkezi konumdadır
7/24 Doğum
Geniş tıbbi kadromuzla randevularınızı en yakın tarih için oluşturuyoruz

Neden Etik Life Tıp Merkezi?

Kuruluşundan bu yana hastaların sağlığı ve haklarını birinci öncelik olarak benimseyen, sunulan sağlık hizmetini en doğru ve en ekonomik koşullarda sağlayan modern bir tıp merkeziyiz
Hekim Çalışma Saatleri

P.tesi - Cuma 09:00 - 18:00

Cumartesi 09:00 - 14:00

Merak Ettiklerinize Dair
Kurumumuz, sağlığınız veya genel olarak merak ettiğiniz tüm detayları iletişim alanından bizlere aktarabilirsiniz

Tıbbi Birimlerimiz

Sağlığınız en kıymetli hazineniz

Göz Hastalıkları
Ortopedi ve Travmatoloji
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Kulak Burun Boğaz
Genel Cerrahi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları
Kadın Hastalıkları ve Doğum
Tanı Üniteleri
Medikal Estetik
Beslenme ve Diyet
Diş Ünitesi
Anestezi ve Reanimasyon
Cildiye Dermatoloji
Nöroloji

Göz Hastalıkları

Göz sağlığı, yaşam kalitesi açısından oldukça büyük öneme sahiptir. Bazı göz hastalıkları erken dönemde tedavi edilmediklerinde ilerleyerek görme kaybına varan kalıcı hasarlara neden olabilir. Bu nedenle düzenli göz muayenesi yaptırmak ve gözlerdeki olası hastalıkları ilerlemeden tespit etmek büyük önem taşır. Sağlıklı insanlar yılda bir kez göz taramasından geçmeli, göz sağlığına ilişkin herhangi bir şikayeti bulunanlar Göz Sağlığı ve Hastalıkları bölümüne muayene olmalıdır.

 

Ortopedi ve Travmatoloji

Hastanemizde; diz, kalça, bel, omuz, el, el bileği, dirsek, ayak ve ayak bileği problemlerinin cerrahi ve cerrahi dışı tedavileri Ortopedi ve travmatoloji ekibimiz tarafından başarı ile yapılmaktadır.

DİZ EKLEMİ

Hastalarımızın ortopedi kliniğimize en fazla başvurma sebebi; diz ile ilgili problemlerdir. Bunun nedeni ise, diğer eklemlere kıyasladığında diz ekleminin en fazla yüke maruz kalan eklem olmasıdır. Eklem kıkırdak bozuklukları, menisküs yırtıkları, bağ yaralanmaları diz ekleminde sık rastlanan problemlerdir. Bu problemler ise; ağrı; şişlik, takılma hissi, boşluk hissi gibi şikayetlere neden olur. Bu şikayetler, normal diz ekleminde olmaz. Olması ise; en kısa zamanda bir ortopedi doktoruna başvurmaya zorlu kılar. Günümüz gelişmiş ortopedik tedavi yöntemleri,

• Menisküs yırtığı ve problemleri kapalı cerrahisinin
• Diz çevresi kırıkları ve çıkıklarının cerrahi ve cerrahidışı tedavisinin
• Gonartroz (diz kireçlenmesi) tedavisinin (diz protezi gibi) yüksek başarı oranıyla yapılmasını mümkün kılmakta.

KALÇA EKLEMİ

Ağrısız ve hareketleri rahat bir kalça eklemi, yaşam kalitesinin olmazsa olmazıdır. Kırıklar çıkıklar, enfeksiyon, kemik erimesi ve eklem artrozu (kireçlenme) en sık rastlanan kalça sorunlarıdır. Kalça eklemi hareketleri kısıtlığı ve kareketle ağrı, normal bir kalçada rastlanmayacak şikayetlerdir. Bu şikayetlerden herhangi birinin varlığında ortopedi doktoruna danışma gerekliliği ortaya çıkar. En sık tedavi edilen kalça eklem problemleri şunlardır:

Çocuklarda görülen doğuştan kalça çıkığı
Doğuştan kalça çıkıklığı nedeniyle ortaya çıkan sakatlıklar; çocuk ve yetişkin kalça kırıkları
Çocuk kalça kırıkları
Yetişkin kalça kırıkları
Kalça eklemi ve kıkırdak problemleri (kireçlenme)

OMUZ EKLEMİ

Omuz eklemi, kolumuzu koordinasyon içinde kullanmamızda en önemli eklemdir.

Ağrı, kolumuzu kaldırmama, güçsüzlük normal bir omuzda olmaz. Bu şikâyetler varlığında bilekte ise elimizi ve kolumuz görevini tam yapamaz. Bu durumda bir ortopedi uzmanına danışmak zorunlu hale gelir. Omuz ekleminde en sık tedavi edilen sorunlar şunlardır.

Omuz kırıkları
Omuz çıkıkları
Omuz kas yırtıkları
Omuzda sıkışma
Omuz eklemi artrozu (kireçlenmesi)

EL VE EL BİLEĞİ

El ve el bileğinde irili ufaklı tam 27 tane kemik bulunmaktadır. Dolayısıyla tedavi son derece dikkat ve ihtimam gerektiren hassas bölgelerdir. El ve el bileğinin en sık tedavi gerektiren problemleri şunlardır.

Parmak, el ve el bilek kırıkları ve çıkıkları
Parmak, el ve el bilek çıkıkları
Kas ve tendon yaralanması
Parmak, el ve el bilek kesikleri

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Fizik tedavi ve rehabilitasyon, doğuştan ya da sonradan edinilmiş, kas, sinir ve iskelet sistemi problemlerinin yanı sıra, nörolojik hastalıklar, ortopedik problemler, fıtık, felç, travma, ağrı, kireçlenme, ameliyatlardan sonra gelişen fonksiyon bozuklukları ve diğer hastalıklara bağlı olarak ortaya çıkan hareket kısıtlılıklarının tanı, tedavi ve önleyici tedavisi ile ilgilenen bir uzmanlık dalıdır. Her kişide farklı olarak gelişebilen fonksiyon ve hareket kayıplarının tedavisi için, fizik tedavi uzmanı hekimler tarafından hastalara pek çok farklı tedavi şekli uygulanır.

Tedavide amaç, farklı hastalıklar ve yaralanmalar sonucu meydana gelen bozukluğun ve hastanın yaşam kalitesinin düşmesine sebep olan durumun ortadan kaldırılması, bağımsız hareket potansiyelinin artırılması, var olan ağrı ve yakınmaların giderilmesidir. Ayrıca spor aktiviteleri sırasında meydana gelen, incinme ve yaralanmalardan sonra hastalarda oluşan hareket kısıtlılığının giderilmesi için de modern rehabilitasyon teknikleri, uzman fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi tarafınca uygulanır.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Nedir?

Fizik tedavi ve rehabilitasyon; kişinin yaşamını ve hayat kalitesini etkileyen engellilik durumunun iyileştirilmesi ve ortadan kaldırılması için multidisipliner yaklaşım ile yani diğer tıp branşları ile birlikte çalışan, hastanın sosyal hayatına etkin bir şekilde geri dönmesi için çalışan tıp bilimidir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümüne yatan ya da ayaktan gelen hastaya özel durumu göz önünde bulundurularak en uygun tedavi seçeneği uygulanır. Kalıcı ve hareket kısıtlılığı yaratan hasarlanmalara bağlı olarak gelişen fonksiyon kapasitesinin belirlenmesi ve giderilmesi için termoterapi olarak tanımlanan ısı uygulamaları, kriyoterapi yani soğuk uygulamaları, su ile tedavi, elektrik akımları ile tedavi, fototerapi, mekanoterapi ve ilaçla tedavi gibi pek çok yöntem ve teknolojik gereç kullanılır. Kas ve iskelet sistemi hastalıklarının yanı sıra, ortopedik girişimler sonrası uygulanan ortopedik rehabilitasyon, inme sonrası gelişen hareket bozuklukları, yüz felci, sinir hasarlanmaları sonrasında nörolojik rehabilitasyon, doğum sırasında gelişen rahatsızlıklar için pediatrik rehabilitasyon uygulanır. Sinir kesisi, kırık ve benzeri problemler için yapılan el cerrahisi sonrası rehabilitasyon ile yanıklara bağlı olarak gelişen hareket bozukluklarının rehabilitasyonu da fizik tedavi uzmanları tarafından gerçekleştirilir.

 

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ne ile İlgilenir?

Fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümü, hastalarda var olan ağrıların ve inflamasyonun giderilmesi, kan dolaşımının sağlanması, ilaç gereksiniminin azaltılması, duruş bozukluklarına bağlı olarak gelişen problemlerin ortadan kaldırılması ile ilgilenir. Bölümün hekimleri, hastaya ve hastalığa özel programlar oluşturur, tedavi düzenler ve uygular. Kemik erimesi, karpal tünel, kübital tünel, boyun ve bel fıtığı, tetik parmak, SMA hastalarıyla birlikte lenfödem olarak bilinen lenf nodülleri alınan hastalar ve radyoterapi alan, meme kanserine bağlı olarak mastektomi yapılan hastalar fizik tedavi ve rehabilitasyondan destek alır. Eklem içi ve yumuşak doku enjeksiyonları, PRP uygulamaları, nöroterapi, mezoterapi ve kuru iğne ile ağrı tedavisi gibi pek çok yöntem ile hareket kısıtlılığına yol açan durum veya durumların ortadan kaldırılması ve kişinin normal hayatına dönmesi hedeflenir.

Kulak Burun Boğaz

Kulak burun boğaz en eski tıbbi uzmanlık alanıdır. Kulak burun boğaz hastalıkları her yaşta ve cinsiyette insanlarda görülebilir. Kulak burun boğaz hastalıklarının çoğu fizik muayene ile teşhis edilebilir.

KBB bölümü ne ile ilgilenir?

Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanı sözü edilen organların yanında baş ve boyun ile ilgili rahatsızlıklar konusunda da eğitim görmüştür. KBB bölümünün kapsamına giren yapılar kulak, burun, nazal yol, sinüsler, gırtlak, ağız, üst yutak, tükürük bezleri, troit şeklindedir.

KBB bölümü hangi hastalıklara bakar?

Kulak Hastalıkları

Kulak burun boğaz doktoru kulak ile ilgili rahatsızlıkların hem medikal hem cerrahi tedavi yöntemleri konusunda eğitimlidir. Bunlar duyma sorunları, kulak enfeksiyonu, denge sorunları, yüz veya kafa siniri ile ilgili bozukluklar, dış kulak ve iç kulak ile ilgili sorunları kapsar. Kulak ile ilgili hastalıklar; kulak çınlaması, kulak kiri, kulakta sıvı toplanması, dış kulak yolu iltihabı, akut orta kulak iltihabı, işitme kaybıdır. Bunların yanında KBB uzmanı kulak tümörleri, kulak ağrısı, kulak akıntısı, kulak kanaması gibi sorunlarla da ilgilenir.

Burun Hastalıkları

Kulak Burun Boğaz uzmanı burun akıntısı ve nezle,burun tıkanıklığı, burundan nefes alma güçlüğü burunda şekil bozukluğu, burun eğriliği, burundan kan gelmesi, koku alma bozuklukları, burun estetiği, sinüzit, alerjik nezle gibi konularla ilgilenir.

Boğaz Hastalıkları

Üst solunum ve gırtlak yapısı ile ilgili sorunlar da Kulak Burun Boğaz Uzmanın alanına dahildir. Ses, solunum ve yutma ile ilgili bozukluklar da bunun içindedir. Boğaz ile ilgili hastalıklar uyku apnesi, farenjit, bademcik, horlama, bademcik iltihabıdır.

Baş ve Boyun Hastalıkları

Kulak Burun Boğaz uzmanları baş ve boyun yapılarındaki enfeksiyona ve tümörlere müdahale eder. Aynı zamanda yüz travmaları ve yüz biçim bozukluklarının tedavisi için de eğitilmişlerdir.

Genel Cerrahi

Genel cerrahi, vücutta sistemik ve yerel sorunların cerrahi yöntemlerle tedavisi yanında, genel prensipler (yara iyileşmesi, yaralanmaya metabolik ve endokrin cevap gibi) konuları içeren ve gelişimleri açısından pek çok cerrahi ve temel tıp dalını etkilemiş bir teknik disiplindir.

Cerrahi, tıbbın en eski dallarından biri olup ilaçla ya da diğer tedavi yöntemleriyle iyileştirilemeyen hastalıkların, yaralanmaların, vücuttaki yapı bozukluklarının ameliyatla onarılması ya da hastalıklı organ yada dokuyu kesip çıkarılarak doğal ve uygun şekline dönüştürülmesi esasına dayanır.

Ameliyat türleri çoğunlukla organ veya bağlı bulunduğu sistemin adı ile anılmaktadır. Guatr (tiroid bezi), meme, yemek borusu (özofagus), mide, ince barsak, kalın barsak, rektum, anüs, fıtıklar, karaciğer, safra kesesi, safra yolları, endoskopik ve laparoskopik cerrahi girişimleri Genel Cerrahi alanına girmektedir. Sistemlere göre ayrıldığında ise; guatr ameliyatları, meme ameliyatları, yemek borusu, mide, onikiparmak barsağı, ince barsak, kalın barsak, rektum ve anüs bölgesi ameliyatları, karaciğer ve fıtık ameliyatları Genel Cerrahi'nin kapsamına girer. Genel Cerrahi bazı olgularda sadece ameliyat ile değil koruyucu hekimlik ile ameliyattan korunmayı da hedefler.

Genel Cerrahi Bölümü, ilgi alanın genişliği nedeni ile birçok disiplin ile işbirliği içinde ve eş güdümlü olarak çalışmaktadır. Genel Cerrahi hastalarının büyük bölümünü çeşitli tipte kanser vakaları oluşturur.

Genel Cerrahi'nin bir diğer ilgi alanı da travmatolojidir.  Özellikle şiddetli çoklu organ yaralanmalarında,  tıp dallarının eşgüdümünü Genel Cerrahi Bölümü üstlenmektedir.

Hastanelerimizin Genel Cerrahi Bölümleri'nde toplum sağlığının geliştirilmesi konusundaki sosyal sorumluluk bilinciyle, kalınbağırsak kanseri ve meme kanserinin erken tanısı için tarama ve detaylı takip programları da yapılmaktadır.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Pediatri olarak da bilinen çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümü, doğumdan ergenliğe kadar uzanan süreç içinde yer alan bireylerin tanı, takip ve tedavisi ile ilgilenen bilim dalıdır. 0 ile 18 yaş arasında, çocuk olarak tanımlanan kişilerin doğumsal hastalıkları, doğum sonrası düzenli olarak uygulanması gereken aşı takibi, mental, fiziksel ve motor gelişimi pediatri hekimlerince takip edilir. Bu süreçte yapılan rutin muayenelerde bebeklerin boy, kilo, beslenme ve benzeri gelişiminin yanı sıra günlük yaşam becerilerinin, ifade ve anlamalarının gelişimi, nörolojik ve psikolojik gelişimleri gibi pek çok süreç kontrol ve takip edilir. Henüz iletişim becerisi gelişmemiş bebeklerin hastalıklarının zorlu tanı ve tedavisi ile ilgilenen hekimler, çocukluk döneminde bulunan bireylerin muayenelerini ise onların psikolojilerini göz önünde bulundurularak yapar. Çocuk sağlığı ve hastalıkları hekimleri 6 yıl tıp fakültesi eğitimi aldıktan sonra 4 yıl da pediatri bölümünde ihtisas yaparlar. Çocuk sağlığı ve hastalıkları bölümünün pek çok yan dalı da mevcuttur. Bu dallarda uzmanlaşan pediatristler, ek eğitim sürecinden geçerler.

 

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Tıp Merkezimizde Kadın Hastalıkları ve Doğum ile ilgili genel tanı ve tedavi hizmetlerinden başlayarak, menopoz ve osteoporozdan, doğum kontrol yöntemlerine, riskli ve normal gebeliklerin takibine, jinekolojik kanserlerin tanı ve tedavisinden, ağrısız doğum ile hizmet vermekteyiz.

Hastalarımız tüm sağlık ihtiyaçlarının karşılandığı, ulusal standartlarda tıbbi tanı ve tedavi hizmetleri aldıkları ve merak ettikleri konularda  bilgilendirildikleri bir sağlık sürecinin parçası oluyorlar.

Genel Jinekoloji Hizmetleri

Ergenlikten başlayarak, menopoz dönemine kadar her yaştan kadının, tüm sağlık sorunlarının tanı ve tedavisinin yapılarak, rutin kontroller ile önleyici hekimlik uygulamalarının da başarıyla gerçekleştirildiği poliklinik hizmetleri veriliyor.

Kadın Hastalıklarına neden olan enfeksiyonlar başta olmak üzere, kasık ağrısı, adet düzensizliği, jinekolojik kanserlerin erken teşhisi için ultrasonografi incelemeleri, PAP-smear testi,   rutin jinekoloji muayeneleri polikliniğimizde yapılmaktadır.

Tanı Üniteleri

Hastalara tanı konulabilmesi için; hekimin fizik muayenesinin yanında bazı ek tanı yöntemlerine de ihtiyaç vardır. Örneğin; Laboratuvar, radyolojik görüntüleme, endoskopik işlemler ve yanı sıra Merkezimizde de; Biyokimya laboratuvarı, Radyolojik görüntüleme birimi (Bilgisayarlı Tomografi, Mamografi, Röntgen, Panoramik Röntgen, Skopi, Renkli (doppler) ultrasongrafi. Endoskopi Ünitesi (Gastroskopi, Kolonoskopi), Odyometri birimi (işitme testi birimi),  Yeni doğan işitme cihazı, Nöroloji biriminde EMG ve EEG cihazları bulunmaktadır.

 

Medikal Estetik

Medikal estetik, kişilerin kendilerini daha iyi hissetmeleri, daha güzel ve genç görünmelerini sağlamak için veya yaşlanma sürecini yavaşlatmak adına yaptığımız birtakım işlemlerin adıdır. Bunlar cerrahi olmayan işlemlerdir. Noninvaziv işlemler adı verdiğimiz bu işlemlerde kesi olmaz veya çok küçük kesiler olur dolayısıyla ameliyathaneye girmeye gerek duymadığımız işlemlerdir. Sıklıkla dolgu, botoks uygulamaları, PRP uygulamaları, cihazlarla yapılan lazer, radyofrekans destekli uygulamalar, ultrason eşliğinde yapılan uygulamaları içermektedir.

Beslenme ve Diyet

Hasta ve sağlıklı insanların doğru, dengeli ve yeterli beslenmesi ile ilgilidir. Genel beslenme kuralları tüm insanlar için aynı olmakla birlikte beslenmenin her bireyin bireysel özelliklerine göre seçilmesi gerekmektedir. Halk arasındaki diyet algısı fazla kilolu insanların kilo vermesi şeklinde olsa da, hastayı hem zararlı beslenme tarzından uzaklaştırmak, hemde doğru ve dengeli beslenme şeklini öğretmektir.

Günümüz metropol yaşamında hareketsizlik, fast-food beslenme, GDO lu besin maddeler vs. yüzünden doğru beslenmenin bir halk sağlığı sorunu hale geldiği aşikardır.

 

 

 

Beslenme ve Diyetetik Bölümü, insan beslenmesi ile ilgili konuları inceleyen bir bilim dalıdır. Bu bölümün ana vurgusu hasta insanların beslenmesine odaklanmaktır.

Beslenme ve Diyetetik, genel beslenme kurallarının tüm insanlar için aynı olmasına rağmen, beslenmenin her bireyin bireysel özelliklerine göre seçilmesi gerektiğine dayanmaktadır. Hasta kişinin beslenmesi ve diyetetiki, öncelikle sağlıksız diyetin neden olduğu hasta vücuduna verilen zararı azaltmanın yanı sıra hastalığın neden olduğu metabolizmayı geri kazanmayı amaçlamaktadır. Beslenme ve Diyetetik ayrı bir ilaç olarak kullanılamaz, ancak olağan tıbbi uygulamaları tamamlar ve iyileşme sürecini hızlandırır.

Diş Ünitesi

İnsan sağlığına ilişkin olarak dişlerin, diş etlerinin ve bunlarla doğrudan bağlantılı olan ağız ve çene dokularının sağlığının korunması, hastalıklarının ve düzensizliklerinin teşhisi ,tedavisi ve rehabilite edilmesi gibi faaliyetleri gerçekleştirir.

Ortodonti

Ortodonti anabilim dalı, dişlerin diş kemikleri (alveolar kretler) üzerinde düzgün şekilde yerleşmesi ve yüz düzensizliklerinin teşhis ve tedavisi ile ilgilenen Diş Hekimliğinin bir uzmanlık dalıdır. Üniversitedeki 5 yıllık eğitim veren diş hekimliği fakültesinden mezun olmak gerekmektedir. Diş hekimi olarak göreve başlayan adaylar 4 yıllık uzmanlık eğitimlerini başarıyla tamamladıktan sonra “ortodontist” olmaya hak kazanırlar. Yani adayların üniversite ve uzmanlık eğitimi dahil toplam 9 yıl eğitim almaları gerekmektedir. Bu eğitim sonrasında ortodonti uzmanı olabilirler.

Ağız-Diş-Çene Hastalıkları Cerrahisi

Ağız, Diş, Çene Hastalıkları ve Cerrahisi, diş hekimliğinin ağız, dişler ve çenelerle ilgili hastalıklarının, yaralanmalarının ve deformitelerinin tanı ve tedavisi ile uğraşan bir cerrahi dalıdır. Çene cerrahisi uzmanı olmak için, öncelikli olarak üniversitelerin beş yıllık eğitim veren Diş Hekimliği Fakültelerinden lisans derecesi ile mezun olma şartı bulunmaktadır. Mezuniyetin ardından, Diş Hekimliği Uzmanlık Sınavına (DUS) girerek başarılı olmak ve beş yıllık çene cerrahisi ihtisasını tamamlamak gerekmektedir.

Endodonti

Diş hekimliği fakültesinden mezun olduktan sonra, endodonti üzerine 3 veya 5 yıl süreli uzmanlık veya doktora eğitimini tamamlayarak; diş ağrısı ile buna ilişkin pulpa ve periapikal doku hastalıklarının tanısı ve tedavisi ile diğer endodontik tedavi uygulamaları konusunda uzmanlaşmış olan diş hekimlerine endodontist denir.

Pedodonti

Pedodonti bilim dalı, çocuğun doğumdan başlayarak süt dişlerinin tamamının değiştiği 12-13’lü yaşlarla kadar uzanan süreçte, süt ve kalıcı dişlerinin korunması ve tedavisi ile ilgilenmektedir. Diş Hekimliği Fakültesinin tamamlanmasının ardından Pedodonti Anabilim Dalı’nda eğitimine devam eden diş hekimlere “pedodontist” adı verilmektedir.

Protetik Diş Tedavisi

Bu alanın uzmanları ağız ve çene için geliştirilen protezlerle ilgilenir. Bu protezlerin kalıplarının alınması, protezlerin üretilmesi ve protezin hastaya uyup uymadığının denetlenmesi bu alan ile ilgilidir.

Periodontoloji

Bu alan genel olarak diş eti dokusu üzerinde çalışma yapar. Diş etine dair tüm hastalıklar ve bu hastalıkların tedavileri bu alanın ilgi konusudur.

Restoratif Diş Tedavisi

Bu alan genel olarak diş eti dokusu üzerinde çalışma yapar. Diş etine dair tüm hastalıklar ve bu hastalıkların tedavileri bu alanın ilgi konusudur.

Oral Diagnoz ve Radyoloji

Diş muayenesiyle uğraşan bölümdür. Hastalıkların teşhisi, ağız ve çene röntgenini bu uzmanlık alanındaki hekimler yapar.

Anestezi ve Reanimasyon

Anestezi, bütün uyuşturma çeşitlerinin genel adıdır ve kelime anlamı hissizliktir. Anestezi ve reanimasyon uzmanı hekimler tarafından, ameliyat esnasında hastanın acı hissetmemesi için uygulanan bir dizi tıbbi uygulamadır. Uygulanacak olan anestezinin türü, anestezi ve reanimasyon uzmanları tarafından kesinleştirilir ve anestezi sunum sistemi adı verilen cihazlar ile öngörülen oranlarda hastaya verilerek geçici olarak bilincin kapanması sağlanır. Yaklaşık 150 yıldır uygulanan ve sürekli gelişen anestezi teknikleri ile operasyon esnasında yaşamsal aktiviteler devam ederken bilinç, refleks ve duyunun ortadan kaldırılması hem hasta hem de operasyonu gerçekleştiren hekimler için oldukça önemlidir. Ameliyat esnasında hastaya konfor sağlayan bu uygulama sayesinde refleksler baskılanıp kas gevşemesi sağlandığından cerrahi müdahalenin yapılması kolaylaşır. Ameliyat süresi boyunca bu durumun devamlılığını sağlamak ve ameliyat sonrasında anestezi ilaçlarının sonlandırılması ile hastanın uyandırılması da yine anestezi hekiminin uzmanlık alanıdır.

 

Anestezi çeşitleri

Gerekli durumlarda müdahaleyi kolaylaştırmak ve ağrıyı azaltmak ya da tamamen ortadan kaldırmak için uygulanan anestezi türleri birkaç başlık altında toplanabilir. Diğer hekim ve cerrahlar tarafından uygulanacak müdahalenin türüne ve uzunluğuna bağlı olarak anestezi uzmanı; genel, bölgesel, lokal anestezi ve sedasyon uygulamaları arasından seçim yapar. Gerekli gördüğü anestezi işlemlerini hastaya uygular. Anestezi çeşitleri arasında bulunan ve genel anestezinin bir parçası olan sedasyon, genel olarak hastayı rahatlatmak, hafif bir uyku hâli yaratmak için uygulanır.

Genel anestezi

Ameliyathanede anestezi uzmanı tarafından karşılanan hasta, ameliyat masasına alındıktan sonra ilk olarak anestezi uzmanı tarafından kalp monitörü, kandaki oksijeni ölçen puls oksimetre gibi gerekli cihazlara bağlanır. Bu cihazlar ile hastanın yaşamsal fonksiyonları, operasyon boyunca sürekli olarak gözetim altında tutulur. Daha sonra açılan damar yolundan kas gevşemesi ve uyku hâli oluşturacak özel ilaçlar verilir. Ardından anestezi uzmanı tarafından solunum yolundan inhalasyon anestezikleri, diğer bir deyişle farklı anestezik gazlar oksijenle birlikte verilir. Böylece hastanın bilinci kontrollü olarak kapatılır. Solunumun devamlılığı sağlandıktan sonra cerrahi müdahale başlar ve operasyon devam ettiği sürece bu gazların verilmesine de devam edilir. Operasyon boyunca anestezi doktoru sürekli olarak hastanın yanında bulunur. Anestezist; nabız, dokulardaki oksijen yoğunluğu, kan basıncı, vücut ısısı ve solunum gibi tüm hayati fonksiyonları sürekli olarak takip eder ve ameliyathaneyi terk etmez. Modern anestezi cihazları ve anestezi uzmanı sürekli olarak uyku derinliğini gözler, böylece ameliyat esnasında uyanma, ayılma gibi durumlarla karşılaşılmaz. Genel anestezi süresi, ameliyatın türüne ve süresine bağlı olarak tamamen değişkendir. Ameliyat tamamlandığında anestezi hekimi tarafından tüm inhalasyon anestezikleri kapatılır ve solunum yolundaki tüpler çekilir. Hasta, yavaş yavaş uyanması ve kendine gelmesi için uyandırma odasına alınır ve genel durumu kontrol edilir. Mevcut ağrıların azaltılması için gerekli durumlarda ağrı kesiciler uygulanır. Hastanın bilinci tamamen açıldığında hasta kontrollü analjezik uygulamasına geçirilir. Burada hasta dinlenirken ağrısının artması durumunda, elinde bulunan bir düğmeye basarak damar yoluna giden seruma ilave olarak bir miktar ağrı kesici aktarılmasını sağlar. Önceden programlanmış olan cihaz sayesinde aşırı dozda ağrı kesici alınmasının önüne geçildiği gibi, hastanın konforu da artırılır.

Cildiye Dermatoloji

Deri, dış ortamla sürekli temas halinde olması nedeniyle hastalıkların oluşumuna açık bir organdır. Günlük yaşamda çevresel etkenler, kimyasal maddeler, alerjenler ve benzeri uyarıcılara sıklıkla maruz kalınması nedeniyle dermatolojik rahatsızlıkların ortaya çıkması kolaylaşabilir. Deride oluşabilecek hastalıklar bazı durumlarda estetik ve kozmetik sorunlara, bazı durumlarda günlük işlevlerin yerine getirilmesinde oluşabilecek zorluklara neden olabilir. Bu nedenle dermatolojik hastalıklar fark edildikleri andan itibaren derhal tedavi edilmelidir. Cilt hastalıklarının tanı ve tedavileriyle Cildiye veya Deri ve Zührevi Hastalıkları olarak da bilinen Dermatoloji bölümlerinde, 6 yıllık tıp eğitiminin ardından 4 yıl uzmanlık eğitimi alan hekimler ilgilenir.

Dermatoloji Kliniklerinde Hangi Hastalıklar Tedavi Edilir?
Dermatoloji bölümü, tüm cilt hastalıklarının tanı ve tedavisine yönelik hizmetler verir. Mantar hastalıkları, sedef hastalığı (psoriasis), akne, ergenlik sivilceleri, egzamalar, frengi, bel soğukluğu gibi zührevi hastalıklar, tüm cinsel yolla geçen deri hastalıklarının tedavisi, deri kanserleri (melanoma teşhisi ve tedavisi), doğum lekeleri, saç dökülmeleri, ilaç alerjileri, kurdeşen (ürtiker) tedavisi ve nedenlerinin araştırılması, güneş alerjisi ve tedavisi, ağız içi hastalıkların tedavisi, Behçet hastalığı, aft, dil mantarı ve diğer hastalıklarının tedavisi, genetik geçişli deri hastalıkları, siğil, et benleri ve molluskum, tırnağın mantar hastalıkları, tırnak kalınlaşmaları, tırnak batması ve diğer tırnak hastalıkları, deride yağlanma, kepeklenme gibi rahatsızlıkların tanı ve tedavisi dermatoloji bölümlerinde gerçekleştirilir.

Dermatolojik Hastalıklar Nasıl Tedavi Edilir?
Dermatolojik hastalıklarda teşhisin ardından hastaya ilaç tedavisi önerilebilir. İlaç tedavisinin yanı sıra dermokozmetik uygulamalarında cilt sorunlarının giderilmesinde önemli rolü vardır. Dermatoloji bölümünde uygulanan tanı ve tedavi yöntemlerinden bazıları şu şekilde sıralanabilir:

SAÇ DÖKÜLMESİ NEDENLERİNİN ARAŞTIRILMASI VE TEDAVİSİ
Saç dökülmeleri vitamin ve mineral eksiklikleri, stres, hormon düzeylerindeki bozukluklar ve mevsimsel değişimlerden kaynaklı olarak ortaya çıkabilir. Dönemsel olarak geçici saç dökülmelerinin görülmesi normal olabileceği gibi bu sorunun çok uzun süreler boyunca şiddetlenerek devam etmesi ciddi hastalıkların belirtisi olabilir. Bu nedenle saç dökülmesi problemi olan kişilerde bu sorunun nedeninin araştırılabilmesi ve önlenebilmesi için mutlaka dermatoloji muayenesi gereklidir.

AŞIRI TÜYLENME NEDENLERİNİN ARAŞTIRILMASI
Aşırı tüylenme, hem kadınlarda hem de erkeklerde görülebilen ve estetik anlamda hastaları oldukça rahatsız edebilen bir sağlık problemidir. Tüylenmenin en sık nedeni hormonal dengesizlikler olmakla birlikte bazen yalnızca genetik faktörlerin etkisi ile de bu sorun ortaya çıkabilir. Hirşutizm olarak da adlandırılan aşırı tüylenmede tedavi, öncelikli olarak tüylenmeye neden olan faktörlerin belirlenerek bunların ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu nedenlerin tedavi ile ortadan kaldırılmasının ardından tüylenmenin ortadan kaldırılmasına yönelik olarak hekim tarafından uygun görülmesi durumunda epilasyon tekniklerinden yararlanılabilir.

LAZER EPİLASYON
Dünya genelinde istenmeyen tüylerin kalıcı olarak yok edilmesi amacıyla en sık uygulanan yöntem olan lazer epilasyon, mutlaka dermatoloji uzmanlarının kontrolü altında, cilt tipine uygun cihaz, dalga boyu, seans aralığı gibi faktörlerin belirlenmesi ile hijyenik koşullara dikkat edilerek uygulanmalıdır. Uygun tekniklerle yapılan lazer epilasyon sonucunda istenmeyen tüylerin tamamına yakını kalıcı olarak yok edilebilir.

AŞIRI TERLEME TEDAVİLERİ
Hiperhidroz olarak da adlandırılan aşırı terleme sorunu, hastanın günlük hayatını ve sosyal aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen bir durumdur. Genellikle koltuk altı bölgesi, avuç içleri ve ayak tabanlarında aşırı bir terleme sorunu ile birlikte kendini gösterir. Hastalığın oluşumunda stres, heyecan ve aşırı duygusallık gibi duygusal sorunlar rol oynayabileceği gibi ciddi bir hastalığa sekonder olarak da ortaya çıkabileceğinden mutlaka nedeni araştırılmalıdır.

TIBBİ TEDAVİLER İLE AŞIRI TERLEMENİN AZALTILMASI
Yaşam kalitesinin artırılması ve hastanın psikolojik anlamda kendini rahat hissedebilmesi açısından aşırı terleme sorunu mutlaka tedavi edilmelidir. Hastalığın tedavisinde öncelikli hedef altta yatan ve terlemeye sebebiyet veren herhangi başka bir hastalığın olup olmadığının araştırılması ve varsa tedavi edilmesine yöneliktir. Daha sonrasında hekim önerisine bağlı olarak halen aşırı terleme sorununun devam etmesi durumunda ilaç tedavisi, elektrik akımı ile tedavi ve botoks, cerrahi operasyon gibi tedavi seçenekleri uygulanabilir.

KOZMETİK DERMATOLOJİ
Cilt sağlığının korunması ve cildin güzelleştirilmesi amacıyla uygulanan ve cerrahi olmayan tüm işlemler kozmetik dermatolojinin alanına girer ve bu işlemlerin tamamı mutlaka dermatoloji uzmanları tarafından uygulanmalıdır.

KOZMETİK ÜRÜNLERLE OLUŞAN DERİ SORUNLARININ TEDAVİSİ
Kozmetik sektörünün yüksek bir kazanç potansiyeline sahip olması nedeniyle dermatolojik kullanıma uygun olmayan pek çok sağlığa zararlı ürün piyasada bulunur. Bu ürünlerin bilinçsizce kullanımı sonucunda gelişebilecek cilt sorunları, hassasiyet gösterilmesi ve dermatoloji uzmanlarınca tedavi edilmesi gereken sorunlardır.

KOZMESÖTİK ÜRÜN DANIŞMANLIĞI
Herhangi bir deri hastalığı olmasa da cilt sağlığının korunabilmesi için cilt sürekli temiz tutulmalı ve gerekli bakımlar yapılmalıdır. Bu amaçla kullanılacak kozmesötik ürünlere cildin türü ve sağlık durumu göz önünde bulunarak hekim tarafından yapılacak dermatolojik muayene sonucunda karar verilmelidir.

KİMYASAL PEELİNG UYGULAMALARI
Cilt yüzeyinde bulunan leke ve renk farklılıkları estetik açıdan hoş olmayan bir görüntüye sebep olur. Kimyasal peeling adı verilen işlem ile bir veya birden fazla kimyasal ajan deri yüzeyine uygulanarak istenen derinlik ölçüsünde bir nevi cildin soyulması işlemi gerçekleştirilir. Dermatolog önerisi ve kontrolü ile uygulanması gereken bu işlem ciltte görülen bu lezyonların tedavisi için bir seçenek oluşturur.

JESSNER PEELİNG
Bir peeling türü olan Jessner peeling, Jessner adı verilen özel solüsyonun cilde uygulanması ile gerçekleştirilir. Tıpkı kimyasal peeling gibi lekelerin ortadan kaldırılması, cilt renginin eşitlenmesi ve cildin aydınlatılması gibi sorunlar için bir tedavi yöntemidir.

TCA PEELİNG
Triklor asetik asit (TCA) solüsyonlarının kullanılması ile cildin istenilen derinlikte kontrollü olarak soyulması şeklinde uygulanan peeling yöntemidir. Ölü derinin uzaklaştırılmasında, cildin yenilenmesinde, pürüz ve lekelerin ortadan kaldırılmasında etkilidir.

GLİKOLİK ASİT PEELİNG
Toksik olmayan bir alfa hidroksi asit üyesi olan glikolik asit yardımıyla cildin soyulması işlemi glikolik asit peeling olarak adlandırılır. Cildin pürüzsüzleşmesini ve daha berrak bir görünüme kavuşmasını sağlar.

AFA PEELİNG
Kırışıklık oluşumunun önlenmesi, mevcut kırışıklıkların ortadan kaldırılması ve leke tedavisi amaçlarıyla uygulanan AFA peeling, aynı zamanda akne tedavisinde tek başına veya farklı tedavi yöntemlerini destekleyici olarak kullanılabilmektedir.

AMELAN PEELİNG
Tüm peeling türleri gibi cildin soyulması ile etki gösteren Amelan peeling tekniği, ciltteki pigmentasyon sorunlarının ortadan kaldırılmasına yönelik olarak uygulanır. Aynı zamanda cilt tonunun açılması için de tercih edilen bir tekniktir.

DERİ LEKELERİNİN TEDAVİSİ
Deriye rengini veren melanin adlı maddenin güneş ışınları, gebelik ve benzeri nedenlere bağlı olarak bazı bölgelerde birikerek oluşturduğu cilt lekeleri, deri yüzeyinde istenmeyen bir görünüme neden olur. Güneş lekeleri, çiller, sivilce lekeleri, doğum lekeleri, yanık izleri ve çatlak izleri gibi leke problemleri dermatoloji kliniklerinde uzman hekim tarafından önerilecek doğru teknikler yardımıyla kolaylıkla ortadan kaldırılabilir.

KIRIŞIKLIK TEDAVİSİ
Sürekli olarak tekrar eden mimikler veya yaşa bağlı olarak ortaya çıkan kırışıklıklar dermatoloji kliniklerinde uygulanabilecek pek çok yöntem yardımıyla giderilebilir. Bu amaçla geliştirilmiş pek çok tıbbi teknikten hangisinin uygulanması gerektiğine kırışıklığın oluştuğu bölge, kırışıklığın derecesi ve hastanın yaşı, cilt tipi gibi faktörler göz önünde bulundurularak uzman hekim tarafından karar verilmelidir.

BOTULİNUM TOKSİN UYGULAMALARI (BOTOKS)
Chlostridium Botulinum adı verilen bir bakteriden elde edilen toksinlerin cilde enjekte edilerek kazayakları, alın, kaşlar ve boyun gibi bölgelerdeki kırışıklıkların giderilmesi ve bu bölgelerde daha gergin ve genç bir görünüm elde edilmesi amacıyla uygulanan yöntemdir. Yaklaşık 10-15 dakika süren, hamile ve emziren kadınlar haricinde hemen hemen herkese uygulanabilecek bir tekniktir.

DOLGU MADDESİ ENJEKSİYONLARI İLE KIRIŞIKLIK TEDAVİSİ
Günümüzde kullanılan popüler kırışıklık giderme tekniklerinden bir tanesi olan dolgu enjeksiyonu, genellikle hyalüronik asit veya buna benzer asit bazlı enjeksiyonların cilt altına enjekte edilmesi ile gerçekleştirilir. Uygulamanın yapıldığı bölgeye bağlı olarak değişmekle birlikte genellikle uygulama 6 ay içerisinde etkisini kaybettiğinden her 6 ayda bir tekrarlanmalıdır.

Eğer siz de yukarıda belirtilen dermatolojik hastalıklardan herhangi birine sahipseniz veya cilt sorunlarınızın ortadan kaldırılması amacıyla belirtilen tedavi seçeneklerinden herhangi birini tercih etmek istiyorsanız derhal bir sağlık kuruluşuna başvurmalısınız. Dermatoloji bölümünde uzman hekimler tarafından yapılacak olan detaylı cilt muayenesi sonrasında hekiminizin önerileri doğrultusunda tedavi planınızı oluşturabilirsiniz.

Nöroloji

Nöroloji, sinir anlamına gelen ‘neuron’ ve çalışma anlamına gelen ‘logia’ kelimelerinin birleşmesinden oluşur. Sinir sistemi, uyarıları beyinden organlara, organlardan beyne ileten teller ve bunların oluşturduğu ağlar olarak tarif edilebilir.

Arapça karşılığı ‘asab’ olması nedeniyle daha önceki yıllarda nöroloji asabiye olarak isimlendiriliyordu. Nöroloji alanında uzmanlaşmış doktor Nöroloji uzmanı ya da nörolog olarak adlandırılırken bu alanda cerrahi işlemleri yapan uzman doktorlar Beyin ve Sinir cerrahi uzmanı olarak isimlendirilir.

Nörolojik hastalık belirtileri

Birçok insan şikâyetiyle ilgili hangi bölüme gitmesi gerektiği konusunda tereddütler yaşar. Aile hekimlerine danışırken rahatsızlığı ile araştırmalara girişir. Nöroloji ve nörolojik hastalıklar insanlar tarafından çok fazla bilinmediğinden kimi zaman hastalar çok geç nöroloğa başvurabilmektedir. Bu hastalıklar için nöroloji uzmanına başvurulması gerekebilir:
Baş ağrısı ,Baş dönmesi ,El-kol ve bacak-ayaklarda uyuşma-kuvvetsizlik ,Bayılma ,Görme bozuklukları ,İstemsiz hareketler, kasılmalar ,Dalma atakları ,Yürüme bozuklukları ,Ellerde titreme ,Göz kapağı düşüklüğü ,Yüzde uyuşma ve şekil bozukluğu ,Unutkanlık ,Davranış değişiklikleri ,Uyku bozuklukları ,Felç durumları Bel ve boyun ağrıları

Nörolojik muayene

Nörolojik bir hastalıktan ya da bozukluktan şüphelenilmesi durumunda öncelikli olarak hastanın ayrıntılı öyküsü alınır ve fizik muayene yapılır. Gerekli olması durumunda Bilgisayarlı tomografi (BT), Elektroensefalografi (EEG), Elektromiyografi (EMG), Manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ya da Pozitron emisyon tomografi (PET) gibi görüntüleme testlerinden de yararlanılabilir.

Dr. Murat AKSAKAL

ACİL SERVİS

Dr. Metin Eşit

ACİL SERVİS

Uzm. Dr. Zafer Melih KÜLTÜR

İÇ HASTALIKLARI

Opr. Dr. Recep ERÇELEBİ

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

Op. Dr. Cihan EŞİTKEN

KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM

Op. Dr. Hakan YILDIZ

GENEL CERRAHİ

Uzm. Dr. İshak NESİMİ

ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI

Op. Dr. Ayfer ULÇAY

KULAK BURUN BOĞAZ

Uzm. Dr. Tolga BIYIKOĞLU

ANESTEZİ VE REANİMASYON

Uzm. Dr. Ayşegül GÜLER

FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON

Yrd. Doç. Dr. Mehmet GÖKTEPE

RADYOLOJİ

Op. Dr. Asgar SAFARİ

GÖZ SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI

Uzm. Dr. Maryam Seydi MOGHADAM

DERMATOLOJİ

Uzm. Dr. Sevil KAPUCU

TIBBİ BİYOKİMYA

Dyt. Meltem Bilgen ESLEN

BESLENME VE DİYET

Gülçin ÇALIŞKAN

MEDİKAL ESTETİK

Blog

Kurumumuza ve sağlık sektörüne dair, yeni ve güncel gelişmeleri buradan takip edebilirsiniz

Hayat Kurtaran Ömrü Uzatan 7 Sebze

Sebzelerin gücü adına! İnsan DNA’sını doğrudan etkileyen ve olumlu yönde geliştiren sebzeler olduğunu söyleyen Diyetisyen Emre Uzun, hayat kurtaran bu 7 sebzeyi beslenmenize kattığınızda hayat sürenizin de uzayacağını belirtiyor. Hangimiz istemez ki daha uzun ve sağlıklı bir hayatımız olsun. Sevdiklerimiz ve kendimiz sağlık açısından daha kaliteli bir yaşam sürmek istiyorsak beslenmemize de özen göstermeliyiz. Hücre tahribatını engelleyen besinler var Pazı, karalahana, lahana ve diğer yapraklı sebzeler yiyebileceğiniz en besleyici besinlerdir. Bu sebzeler A,B,K ve diğer vitaminler, esansiyel minerallerden kalsiyum, demir, potasyum, magnezyum ve hücre tahribatını engelleyen antioksidan açısından zengindirler. Bu besinleri beslenme düzeninizde ağırlıklı olarak tüketmeye başlarsanız, hücre tahribatı engelleyecektir. Bugün insanoğlunun hayatındaki en önemli sağlık problemleri hücre deformasyonuyla ilgilidir. Damar sertleşmesine yeşil yapraklı sebzeler Yeşil yapraklı sebzeler damar sertleşmesini engeller ve kalp hastalıklarıyla bağlantılı inflamasyonu azaltan doğal bileşik olan fitokimyasalları içerir. Yeşil yapraklılar vitamin, mineral, antioksidan ve fitokimyasalların etkisini arttıracak kombinasyonlar yaparak hücrelerin toksinlerden arınmasına, DNA’nın serbest radikaller tarafından zarar görmesini engellemeye ve böylece kanser hücrelerinin çoğalmasını ve oluşmasını engellemede yardımcıdır. Bu bağlamda hayatımıza daha çok yeşil yapraklı sebzelerden oluşan salatayı kattığımızda doğallıkla gelişen bir korunma yaratırız. Sebzelerin gücünü kullanmayı öğrenmeliyiz. Yeşilin gücü Alzheimer riskine de karşı Yeşil yapraklı bitkiler ayrıca vücut tarafından nitrit oksite çevrilen doğal nitrat kaynağıdır. Nitrit oksit insan metabolizması için vazgeçilmezdir. Gaz kan basıncını düşüren nitrit oksit, kan akışını destekler. Yaşınıza göre az nitrik oksit üretmektesiniz. 40 yaştan sonrasında bu seviye yarıya düşmektedir. Vücut mekanizmasının düzenli çalışabilmesi için daha çok nitratlı besin tüketmek gerekir. Yeşil yapraklı bitkiler mental berraklığı arttırmakta, depresyonu önlemekte ve Alzheimer gibi hastalıkların riskini azaltmaktadır. Öte yandan yeşil yapraklı bitkiler sindirimi hızlandırmakta ve kişiyi tok tutmaktadır. Kalorisi ve karbonhidrat içerikleri düşüktür böylece istenilen miktarda tüketilebilir. 1- Kansere karşı pazı Bu bitki en bilindik iki antioksidan için kaynaktır: Syringic asit ve kaempferol. Önce karbonhidratları basit şekere dönüştüren enzimi inhibe ederek kan şekerini düzenlemede yardımcıdır. Kansere sebep olan toksinlerden diğer hücreleri korur, inflamasyonu azaltır, kalp hastalığı, diyabet ve diğer kronik hastalıkların riskini azaltır. Yapacağınız sandviçlerin veya wrapların içinde pazı seçtiğimizde kalori alımını korurken antioksidan alımımızı arttırmış oluruz. Pazı pişirmenin de bir tekniği olması gerekir. Yaprakları kökünden kesin, soğukken sandviçinizi kinoa, esmer pirinç, keçi peyniri, ızgara tavuk, tatlı patates, domates ve diğer sebzelerle doldurun veya pazı kökünü sarımsak ve zeytinyağıyla soteleyin. Yaprakları, kuş üzümünü, çam fıstığını ekleyin, birkaç dakika pişirip servis edin. 2- Gençleştirici besin sarımsak Sarımsak; 33 çeşit kükürt bileşiği, 17 çeşit aminoasit, flavonoidler, çinko, magnezyum, kalsiyum, A vitamini, B ve C vitaminleri içermektedir. Sarımsak içerdiği antioksidanlar ile sigaranın, kirlenmiş havanın ve çeşitli kimyasalların vücuda verdiği zararlı etkilerin giderilmesi ve vücuttan biriken toksinlerin atılmasına yardımcıdır. Ayrıca kan yağlarını azaltan, kan pıhtılaşmasını önleyen, tansiyon düşüren, kan damarlarını koruyan antioksidan, antimikrobiyal, antiviral ve antiparazitiktir. Son yapılan çalışmalarda sarımsağın genlerimizi etkilediği bulunmuştur. Bu özelliği ile epigenetik bir besin olan sarımsak DNA diziliminde hücre yıkımını önleyerek yaşlanmayı geciktirmektedir. Doğal hayatta yaşanan stres, üzüntü, hareketsizlik hücre yıkımını arttırmaktadır. Tüketilen sarımsakla bu yıkım azalmaktadır. 3- Diyabete karşı brokoli Brokoli, yüksek düzeyde başta A ve C vitamini olmak üzere yüksek düzeylerde vitamin, lif, potasyum ve kalsiyum içerir, yapısındaki sülforafen fitokimyasalları ile yüksek kan şekerinin damar çeperleri ve doku hasarına yönelik yarattığı hasarları azaltabilir. Buna ek olarak diyabetin verdiği zararı azaltmada oldukça etkilidir. Göz sağlığı için gerekli olan lutein ve zeaxantin yönünden zengindir. Brokolinin maküler dejenerasyon, katarakt gibi göz hastalıklarında olumlu etkisinin olabileceğine dair araştırmalar bulunmaktadır. Bu içeriği ile diyabetin ilerleyen safhalarında göze verdiği zararı azaltmada oldukça yararlı olacaktır. Brokoliden en iyi faydayı almak istiyorsanız buharda hafif pişiriniz. Bu sebzeden maksimum fayda sağlamak için çiğ olarak tercih edilebilir. 4- Kara lahana kanserden korunmaya yardımcı Diğer yeşil yapraklılar gibi Karadeniz’de yeşeren ve en sık kullanılan sebze kara lahana midenin asidini en iyi bağlayan sebzedir. Kolesterolün düşmesine ve kanserden korumaya yardımcı olur. Kara lahana ayrıca vücudun toksinlerden korunma sistemini de besleyici fitokimyasalları içerir. Yenmeden önce haşlanması ve sarımsak, limon suyu ile tüketilmesi tavsiye edilir. 5- Kan hücrelerini arttırmak için Çin lahanası Kas yapımında ve kan basıncının düşük kalmasında yardımcı potasyum açısından zengin olan Çin lahanasını ülkemizde kolaylıkla bulanabilir. Bu mucize sebzeyi sofralarımıza taşımamız gerekir. Beyaz kan hücrelerinin aktivitesini arttırarak vücut bağışıklık sistemini güçlendirmeye, toksin atımına yardımcı A vitamini açısından da zengindir. Susam yağı, tavuk eti ve sebze ile karışık tüketilebilir. 6- Sebzelerin kralı lahana Glukozinolat, kampferol gibi kansere karşı savaşan bileşikleri içeren, kalp rahatsızlıkları riskini azaltan, kan şekerini düşüren, kemikleri güçlendiren ve inflamasyonu önleyen baş sebzelerdendir. Sebzelerin kralı adeta lahanadır. Göz hastalıklarını engelleyen lutein ve zeaxanthin antioksidanları içerdiği için çok önemlidir. Lahanayı doğranmış soğan ile zeytinyağında soteleyerek ve sebze ekleyerek pişirmek en sağlıklı pişirme şeklidir. 7- 2 ayda tere ile kanser riskini yüzde 10 azaltın! Tere kürüyle mucizenin kapılarını aralayabilirsiniz. Bu sebze günlük K vitamini gereksinimini karşılar. K vitamini kanın pıhtılaşmasında, arter çevresinde plak oluşumunu engellemede, artirit ile ilgili kronik hastalıkları önlemede görevlidir. Her gün tere tüketilirse iki ay boyunca, kişi DNA tahribatını engelleyebilir, kanser riskini ve trigliserid seviyesini yüzde 10’a kadar düşürebilir.

Pandemi Sonrası Alınan Kilolarla Nasıl Mücadele Edilmelidir?

COVID-19 salgınının obezite sorunu olan kişilerde daha ciddi komplikasyonlara neden açıp ve özellikle pandemi sonrasında obezite ile mücadelenin daha da hızlandırılması konusunda bizlere ciddi uyarılar vermekte. Obezite, kilo alımına, doku stresine ve disfonksiyonuna neden olan metabolik bozukluklara yol açan enerji dengesi bozulması olarak tanımlanır. Bu, obezitenin sadece aşırı kilolu olmakla kalmadığı, aynı zamanda aşırı kilolu olmanın vücut sağlığınız üzerindeki olumsuz etkisinin olduğu anlamına gelir. Bu olumsuz etkilerden biri, bağışıklık sisteminin lenfoid ve nötrofil hattı adı verilen işlevindeki bozulmadır. Bunlar, bağışıklık sistemini korumak için normal dokudan enfeksiyonu açığa çıkaran ve korunarak dengede tutulması gereken hücrelerdir. Bağışıklık sistemindeki bu dengesizlik ve normal dokunun kronik iltihabı, obezitesi olan insanları hastalığa yakalanma riski yüksek olan grubun içine dahil eder. Obezite tedavisi için öncelikle kişinin vücut kitle indeksinin 35’in üzerinde olması ve beraberinde diyabet, tansiyon, uyku apnesi gibi sağlık sorunları da yaşıyor olması gerekir. Obezite sebep olduğu bu hastalıklar nedeni ile hayati risk taşımaktadır. Obezite cerrahisine karar verilmeden önce hastanın diyet ve egzersiz uzmanları ile birlikte birden fazla kez kilo vermeyi denemiş olması ve başarısız olması gerekir. Eğer hasta tüm denemelerine karşı aşırı kilolarından kurtulamıyorsa, verdiği birkaç kiloyu da hemen geri alıyorsa ve yaşadığı sağlık sorunları hasta açısından hayati risk oluşturuyorsa cerrahi tedaviye başvuruluyor. Obezite tedavisinde cerrahi tekniklerin uygulanabilmesi için kişinin genel sağlık durumunun ameliyata uygun olması gerekir. Bunun için hasta çeşitli tahlil ve tetkiklerden geçirilir. Çıkan sonuçların uygunluğuna göre bariatrik cerrahi tekniklerden birisine karar verilebilir. Bu tekniklerin arasında en yaygın olarak tercih edileni tüp mide ameliyatı olarak da bilinen laparoskopik sleeve gastrektomidir. Bunun dışında laparoskopik gastrik bypass, duodenal switch, biliopankreatik diversiyon (BPD) gibi yöntemler de uygulanabilir. Obezite ameliyatları günümüzde kapalı teknik yani laparoskopik yöntemle gerçekleştirilir. Bu operasyonlar ile aşırı kilo sorunu olan insanların mide hacmi küçültülerek açlık hissi oluşması kısıtlanır ve midenin emilim seviyesi azaltılır. Bu sayede kişinin düzenli bir şekilde kilo vererek obeziteden ve obezitenin neden olduğu hastalıklardan kurtulması sağlanır.

Corona Virüsü (COVID-19)

Koronavirüsleri hem insanlar da hem hayvanlar da görünebilen geniş bir virüs ailesidir.  Covid 19 olarak adlandırılıan yeni tip koronavirüs; enfekte bir kiinin solunum yoluyla çıkan damlacıklarla (öksürük, hapşırma) doğrudan temas yada virüs bulunan yüzeylere dokunulduktan sonra ellerinizin ağzınıza, burnunuza ve gözlerinize değmesi sonucunda bulaşır. Ayrıca kalbalık, kapalı ortamlarda enfekte kişide öksürme, hapşırma olmasa da konuşma ve nefes alıp vermede de daha düşük oranda virüs bulaşabilmektedir. Belirtiler: Yüksek ateş, öksürük, solunum güçlüğü, kas ağrıları, halsizlik, üşüme, titreme, tad ve koku bozukluğu, iştahsızlık, boğaz ağrısı, baş ağrısı, bulantı ve ishal. Her yaş grubundan insan virüsten etlilenebilir. Ama özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar(hipertansiyon, astım, koah, kalp hastalığı, böbrek hastalığı, diyabet, kanser hastalığı vs.) daha büyük risk altındadırlar. Korona virüs hastalarının büyük çoğunluğunun belirti vermediğinide unutmamak gerekir. Mecbur kalmadıkça kalabalık ortama girmemeliyiz. Toplu tamşıma, kapalı ortamlar, avm ler risk teşkil eden yerlerdir. Öksürürken ağzımızı bir mendille mendil yoksa kolumuzun iç kısmıyla ağız ve burnumuzu kapatmalıyız. kapalı veya açık heryerde mutlaka maske takmalıyız. 1,5-2 metre aşağı insanlara yaklaşmamalıyız. Sıkça ellerimizi en az 20 sn sabunla yıkamalıyız. Yıkama imkanı yoksa dezenfektanla ellerimizi temizlemeliyiz. Covid 19 un bit tedavisi yoktur. Ancak destek tedavisi ile hastaların çok büyük çoğunluğu iyileşebilmektedir.

Acil Servis! Diğer İşlemler
Sizi Arayalım!

Lütfen Bilgilerinizi Eksiksiz Olarak Doldurun, Sizlere En Kısa Süre İçerisinde Ulaşacağız

Öneri ve Şikayet

Tıp Merkezimizle ilgili herhangi bir görüş, öneri veya şikayetinizi bizimle bu form aracılığıyla paylaşabilirsiniz. Bilgilerinizi hassasiyetle saklayıp gerekli işlemleri ivedi olarak gerçekleştireceğimizden emin olabilirsiniz.